ABD Senatosu’nun 54 üyesi 9 Şubat’ta yeni Başkan Joe Biden’a Türkiye aleyhine zehir zemberek bir mektup yazdı. Mektup ilk bakışta, daha önce senatörler tarafından ABD başkanlarına yazılan “insan haklarına saygı” mektuplarının benzeri gibi duruyor. Mektupta senatörler ABD başkanından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yönetimine “otoriter istikametten dönmesi”, insan haklarına saygılı olması, siyasi ve vicdani tutukluları serbest
ABD’nin seçimi kaybeden başkanı Donald Trump’ın ikinci azil duruşması 9 Şubat’ta Senato’da başlıyor. Trump 6 Ocak’ta Kongre’nin basılması, darbe girişimi ve şiddeti teşvik suçlamasıyla yargılanacak. Yargılamanın bir amacı da Trump’ın bir daha aday olmasını önleyebilmek. Joe Biden 20 Ocak’ta yemin ederek göreve başlar başlamaz ilk işi Trump’ın ABD’nin hem iç hem de dış siyasetinde sebep
Ülkede sorunlar biriktikçe siyasi partilerde iç gerilim artıyor.Hayır, sadece CHP’de değil. Muharrem İnce’nin istifasıyla belki ateş tehlikeli seviyelerden düştü ama tansiyon hala yüksek. Ama iç sorunlarını en çok dışa vuran CHP olduğu için oradan başlayalım.Kemal Kılıçdaroğlu istifaya verdiği il tepkide CHP’nin 2018’de İnce’yi Cumhurbaşkanlığına aday gösteren aynı parti olduğunu söyledi. Yönetim açısından doğru olabilir. Ancak
Ülke gündeminde ne var demiştiniz? Ekonomi? Yoksulluk? Korona? Olabilir belki ama “yeni bir anayasayı tartışma vakti gelmiştir!” Bunu duyduk duyalı gündem doğal olarak farklı bir eksende dönmeye başladı. Yeni ya da değiştirilmiş bir anayasa Türkiye’de hiçbir zaman gündem dışı kalamaz. Değişim isteyen dinamik bir ülkede bu hep taraftarı bol bir teklif olur. Ama bol taraftar
150 yıllık tarihe sahip Hariciyemizin itibarının mum gibi erimekte olduğunu görüyor ve üzülüyorum. Türkiye’nin dış ilişkilerinin merkezindeki Bakanlık giderek profesyonellikten uzaklaşıyor. Adeta, bir siyasi partinin ideolojik komiserliğine soyunmuş gibi görünüyor. Bunun tezahürlerini Bakanlığımızın yayınladığı açıklamalardan görmek mümkün. Diplomasinin yerindelik, objektiflik, tutarlılık ve üslupta ölçülülük ilkeleri epeydir tamamen bir tarafa bırakılmış vaziyette. Üstten bakan, aşağılayan, meydan
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan’ın yeni Anayasa önerisine ilk yanıtını verdi. Türkiye’nin, “ilk dört maddenin aynı kalması kaydıyla” yeni ve demokratik bir Anayasaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, ancak yapılan önerinin “demokrasiyi değil otoriterliği güçlendirmesinden endişe ettiğini” söyledi.YetkinReport’a konuşan CHP lideri, “demokrasiyi güçlendirecek” bir Anayasadan beklediği altı önceliği de ilk
İnsan hakları, Türk diplomatları için daima zor bir konu olmuştur. Dışişleri Bakanlığında insan hakları NATO/Silahsızlanma veya Kıbrıs/Yunanistan konuları gibi uzmanlık alanı sayılmaz. Bunun bir nedeni de kariyerinizin herhangi bir evresinde zaten insan hakları konularıyla ilgilenmek zorunda kalmanızdır. Büyükelçiliklerde genellikle ülkemize yöneltilen eleştirileri yanıtlarsanız. Çok taraflı diplomaside çalışan arkadaşlarımız da belge müzakerelerinde, ileride Türkiye’nin aleyhinde kullanılabilecek
Hukukçu Kemal Gözler, Boğaziçi Üniversitesine bir gecede Cumhurbaşkanı tarafından Hukuk ve İletişim fakülteleri açılması kararı üzerine sert bir eleştiri yazdı. “Hoş geldin Boğaziçi Hukuk!” başlıklı eleştirisinde ortada ne hukuk ne iletişim fakültesi açığı varken alınan bu kararın sadece üniversitenin dokusunu değiştirmekle kalmayacağını yazdı. Gözler, bu hamlenin AK Parti iktidarının bilimsel kurumların “değersizleştirilmesi” stratejisinin bir parçası
Boğaziçi Üniversitesi, dışarıdan rektör ataması sonrasında başlayan protestolar ve polis müdahalesi ile uzun süredir gündemde. Üniversite, Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından birisi. Adını aldığı Boğaziçi ise aslında sadece bir coğrafyayı değil, bir tarihi; “Boğaziçi Medeniyetini” de anlatıyor.Boğaziçi, Bizans öncesinden, Antik Yunanca Bos (Geçit) ve Poros (Öküz) sözcüklerinin bileşimi olan Bosporus (Öküz Geçidi) olarak anılmış. Halen
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçenlerde Ankara’daki Avrupa Birliği (AB) Büyükelçilerine “Türkiye’nin geleceği Avrupa’da” demesi dış politikada revizyon iyimserliğine yol açtı. Daha nce, 21 Kasım’da “Türkiye’nin geleceğini Avrupa ile tasavvur ediyoruz” diye açmıştı kapıyı. Türkiye ve Yunanistan arasındaki Ege görüşmelerinden hukuk ve ekonomi reformlarına dek uzanan bir yelpazede başlayarak bir yakınlaşma süreci vaat etti.Bu vaadin Avrupa’da olumlu









