Tüm insanlığı pençeleri arasına alan Covid-19 salgınına karşı aşıların beklenmedik süratle geliştirilmesi ve Türkiye dahil birçok ülkede uygulamanın başlaması bir umut ışığı yaktı. Şimdi herkesin umudu aşıların etkisini göstermesi ve insanlığı, içine düştüğü bu çaresizlik duygusundan kurtarabilmesi. Ne var ki şu andaki gelişmeler bu iyimserliği doğrulayacak yöne evirilmiyor. Salgın Avrupa ve Amerika dahil bir çok
Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından Türk Eğitim Derneği (TED) hükümete okulların hemen açılması çağrısında bulundu. TED, “Geleceğimiz tehdit altında. Okula dönmek zorundayız” başlığını taşıyan bir duyuru yayınladı. Duyuruda dünyada sokağa çıkma yasaklarının en yoğun olduğu dönemlerde dahi çoğu ülkenin eğitimde kısıtlamaya gitmediğine dikkat çeken TED, buna göre önlem alınmasını istedi. “Özellikle dezavantajlı bölgeler ve yaş
Sağlık çalışanları ve seksen yaşın üzerindekiler ilk doz aşılarını oldular. Hesaplandığı gibi altı buçuk milyon doz daha gelirse, ikinci dozlarını olacak. İhtimal yetmiş yaş üzeri grup da aşılanmaya başlayacak. Geri kalanımız beklemedeyiz. Ama yalnız değiliz. Yüzden fazla ülkenin sağlık çalışanları ve en yaşlıları da beklemede. Zengin ülkeler bütün nüfuslarını aşılamayı planlarken, yüzden fazla ülkede henüz
“Partisini bu duruma düşüren zat, kendisine karşı çıkan herkesi susturarak, gerekirse kapı dışarı ederek diktatörlüğün dik âlâsını sergilemektedir.”Bilin bakalım bu sözleri kim, kimi eleştirmek için sarf etti?Hayır, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek için kurmadı bu cümleyi. Gerçi söylese kimse yadırgamazdı; zaten bir süredir Erdoğan’ı kendisine karşı çıkan herkesi
Türkiye ile Yunanistan arasında 61’inci tur “istikşâfi” yani çözüm “keşfetmeye yönelik” görüşmeler, 4,5 yıllık aradan sonra 25 Ocak’ta İstanbul’da yapıldı. Önceki 60 turda olduğu gibi, iki ülkenin diplomatlarının bir sonraki müzakereleri Atina’da yapmaya karar vermeleri dışında somut bir sonuç çıkmadı. Türk gazeteciler, 3 saatlik toplantı öncesinde bazı Yunan meslektaşlarını, somut sonuç çıkması için fazla iyimser
Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’ten Uğur Mumcu’nun katilinin yakalandığı haberini ilk alan ve duyuran gazeteci olmak benim için gerçekten önemli olmuştu. “Haberler kesin, katil yakalandı” derken Ecevit’in sesi sevinç doluydu.Zanlı, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın gözaltına alındığını açıkladığı dokuz şeriatçı militan arasındaydı. Mumcu’nun avukat kardeşi Ceyhan Mumcu bu açıklamalar üzerine “Tantan’a güveniyorduk, faillerin yakalanması sürpriz olmadı”
Önce size Ankara’da hükümet çevrelerinde şu günlerde hâkim anlayışı bir cümlede özetleyeyim: “İşleri toparlamak için reform yapmaya mecburuz ama ipleri elimizden kaçırmayacak kadar yapalım.” İyi polis, kötü polis benzetmesine gelmeden bu özeti vermemin bir gerekçesi var.Bu açıdan baktığınızda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun reformlar Avrupa Birliği ile “pozitif atmosfere katkı sağlayacaktır” cümlesini kurması da uygulamayla çelişkili
Ankara’da siyaset kış soğuğunda hararetli günler yaşıyor. Üzücü olan tartışmanın haftalardır hastanede tedavi gören Süleyman Soylu’nun annesi Servet Soylu’ya hakaret meselesinden su üzerine çıkması. Yoksa buzdağının görünmeyen kısmında zaten her an açığa çıkmayı bekleyen reform sancıları var. Soylu’nun “Neden tutuklanmadı?” sözlerini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün sonradan “Ben onu değil, muhalefeti kast ettim” mealinde tevil ettiği









