Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Siz hiç netiquette sözcüğünü duydunuz mu? Duymadı iseniz duyun, öğrenmedi iseniz öğrenin. Çünkü özellikle bugünlerde bilmeye ve kurallarına uymaya ihtiyacımız var… Netiket, ‘Etiquette’ sözcüğünün ‘net’ hali; yani kısaca internetin adabı demektir. Çünkü sanal mecralarda da görgü kuralları vardır. Büyüklerimiz ne demiş, ‘bir şeyi nasıl yaptığınız her şeyi nasıl yaptığınızı anlatır.’ Her şeyi nasıl yaptığınızı bilemiyorum
MetroPOLL araştırma şirketinin yaptığı “Yaşam standardı memnuniyeti” anketi, ülkenin sadece beşte birlik (yüzde 21,7) kısmının kısmının kendi hayat koşullarından mutlu olduğu yüzde 60’a yakının ise yaşama standartlarının daha iyiye gideceğine inanmadığı sonucuna vardı. Ankete göre bireylerin mutlu olup olmadıklarını ifade etmeleri oy verdikleri partiye bağlı olarak değişiyor. Başka bir deyişle, yaşam standardından memnuniyet oranları üzerinde
Hayatın güzelliği, eskinin yeniyi, kötünün iyiyi ve gidenin geleni içinde barındırmasıdır. Merkez medya bütün dünyada çözülüyor, biçim değiştiriyor. Bunun dijital teknolojinin bilgi edinme ve tüketim alışkanlıklarını değiştirmesinden gelir modellerinin hızlı dönüşümüne bildik yapıların ayak uyduramamasına dek nedenleri var. Türkiye’de (ve başka bazı ülkelerde) bu genel sorunların üzerine bir de siyasi atmosferdeki değişim eklendi. Medyadaki sahiplik
Utku Perktaş Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bundan bir süre önce bir “Disease-X / X-Hastalığı” uyarısında bulundu. Bilim-kurgu filmlerindeki korku senaryolarına andıran ismiyle “X-Hastalığı” Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığı, Ebola, MERS ve SARS gibi solunum yolu hastalıkları sınıfına dahil; DSÖ bunu gelecekte büyük bir salgına neden olacak, ama henüz bilinmeyen bir hastalık olarak isimlendiriyordu. Yani bilim
Gönenç Gürkaynak Beni yüz yüze yakalayan, bana daima umutla ilgili cümleler kurduruyor. Kendi umutsuzluklarından bahsedip sonra “hadi beni bundan kurtar” der gibi gözlerime bakarak benden cümlelerimi bekleyenler, umut durumumun ne oldugunu soruyor. İnsanlara umut verdiğim iddia ediliyor. Umut vermeye yahut umuttan bahsetmeye teşvik ediliyorum. Gençlerle tüm konuşmalarımda da bunu yaptığımdan herhalde, umut, beni tanımayan insanların
Zeynep Miraç Bir İtalyan mimarın şöyle dediği rivayet edilir: “Türkler, İstanbul’u 1453’te fethettiler ama hâlâ yerleşemediler.” Yalan değil. 567 yıllık bir şantiye bu şehir. Son zamanlarda ağzımıza sakız ettiğimiz, “Coğrafya kaderdir” saptaması yalnız insanlara mı ait? Kader, bazen mekanların da yakasını bırakmıyor. Taksim Meydanı’nın çilesi de bir türlü bitmiyor. Yıllardır şekilden şekle giriyor, her gelen








