Yeni yılınız kutlu olsun. Hepinize sağlık ve huzur, ülkemize adalet ve esenlikler dileriz. Hem Türkiye hem Dünyada çalkantılarla, zıtlaşmalarla, savaşlarla dolu bir yıl oldu 2025. Bu iniş çıkışların, adaletsizlikler, çatışmalar ve ekonomik istikrarsızlıkların 2026’da da devam edeceği endişesi hâkim. Geriye dönüp baktığımızda 2025’ten devraldığımız belli başlı sorunları şöyle sıralamak mümkün: 2026’da Terörsüz Türkiye 1- Terörsüz
Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına getirildiği 8 Ekim 2024’ten itibaren başlattığı soruşturmaların hemen hepsi siyaset ve ekonomi dünyasında yankılandı. Gürlek özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyelere açtığı soruşturmalarla uluslararası planda adından söz edilen bir yargı mensubu oldu. Gerçi daha önce hâkimlik yaptığı dönemde, siyasi
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Çıkar amaçlı suç örgütü” kurmakla suçlandığı davanın 9 Mart 2026’da görülmeye başlanacağı dün, 12 Aralık’ta belli oldu. Belki de ilk kez bu ölçekte siyasi nitelikli bir davanın başlaması için duruşma salonunun inşası beklenecek. İmamoğlu Davası, Silivri Cezaevinde inşasına başlanan Türkiye’nin en büyük duruşma salonunda başlayacak. 402 sanığın yargılanacağı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevinde kurulu mahkeme salonunda yapılan diploma iptali davası duruşmasında, diploma soruşturulmasının, CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığını açıklamasından sonra “siyasi bir davaya” dönüştürüldüğünü söyleyerek, hâkime “Bugün buraya suçlamaya geldim” dedi. Mahkeme, davayı İmamoğlu’nun İdare Mahkemesinde açtığı yürütmeyi durdurma davasının sonucunu beklemek üzere 16 Şubat’a erteledi. İmamoğlu bunun üzerine “Yargıçlığınız beş para
CHP’nin son iki yıldaki dördüncü kurultayı olan 28-30 Kasım, 39’uncu Kurultayının ikinci gününde Özgür Özel, delegelerden rekor sayıda, 1333 geçerli oyun tümünü alarak yeniden seçildi. Ekrem İmamoğlu iddianamesiyle yapılan yolsuzluk suçlamalarının, kapatma davası tehditlerinin de önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kurultay öncesinde yayınladığı videonun, hatta seçim günü 29 Kasım’da AK Partiye en yakın gazetelerden Sabah’ın
Cumhuriyet Halk Partisinin 28-30 Kasım tarihlerinde delegelerin oylarına sunacağı yeni parti programını 21 Kasım’da açıkladığı saatlerde İstanbul’dan Genel Merkezi rahatsız eden bir mahkeme kararı daha geldi. İstanbul 45’inci Asliye Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in İl Kongresince yeniden seçilmesini tanımayarak Gürsel Tekin’in kayyımlık görevine devam etmesine karar verdi. Mahkeme duruşmayı 27 Şubat’a erteledi. İstanbul
Herkes Türkiye ile Avrupa Birliğinin yakınlaşması için asıl sorunun siyasi olduğunun farkında. Yıllarca Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları (AİHM) derken, şimdi Ekrem İmamoğlu davası bunların üzerine eklendi; AB üyelik şartı olan Kopenhag Siyasi Kriterlerinin sağlanması önündeki engeller arttı. Bırakalım üyelik konusunu bir yana, hem Türkiye hem AB’nin yararına olan Gümrük Birliği
Son yıllarda ortaya çıkan, son aylarda uluslararası siyaset lisanında giderek daha çok kullanılan bir kavram var: “lawfare”. İngilizce “law-hukuk” ve “warfare-savaş” kavramlarından türetilmiş bir bileşik isim. Wikipedia bunu yanlış olarak “hukuk savaşı” veya “hukuki savaş” olarak çevirmiş. Oysa “hukuk savaşı” olumlu bir kavram; adalet için verilen hukuk mücadelesini çağrıştırıyor. Lawfare ise tam tersi. Cambridge sözlüğü,
“İBB iddianamesi çıktı. İki bin, üç bin sene ile Ekrem Başkan yargılanıyor. Nasıl olacak bu barış? Olmaz!” Bu sözlerin sahibi herhangi biri değil; Türkiye’nin en büyük nüfuslu, İstanbul’un Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer. Sosyoloji ve felsefe profesörü. Kürt ve Kürt sorununu çalışan bir akademisyen; AK Parti iktidarının 2012-2015 PKK ile diyalog sürecinde halkı ikna
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” iddianamesi dünya siyasi davalar tarihine geçmeye aday bir belge olarak 11 Kasım’da yayınlandı. İddianamedeki yolsuzluk iddialarının bir kısmı, cep telefonu sinyallerinin (HTS) aynı bölgede olması gibi ikincil bilgilerle doğrulanmış sayılan, bol miktarda “olmuş, duydum” sözcüklerinin gözlendiği gibi tanık ifadelerine dayansa da ciddiyetle ele alınmayı









