Rus makamları Moskova’da bir konser salonuna 22 Mart akşamı yapılan saldırı sonucu öldürülenlerin sayısının 25 Mart akşam saatleri itibarıyla 139’er ulaştığını açıkladı; 140’a yakın yaralı var. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin IŞİD’in (DAEŞ) üstlendiği terör eylemini üçüncü gün “radikal İslamcıların” yaptığını kabul etti ama Ukrayna’yı suçlamayı da sürdürdü. Moskova mahkemesinin tutukladığı Tacikistan kökenli 4 IŞİD militanından
Rusya’nın başkenti Moskova’da 22 Mart gece saatlerinde Crocus Belediye Binasında düzenlenen rock konserine giren kişiler izleyicilere silah ve el bombalarıyla saldırdı. Rus yetkililerin açıklamalarına göre 140’tan fazla kişinin de yaralandığı saldırı sonucunda 25 Mart akşamı itibarıyla öldürülenlerin sayısı 139’a yükseldi. (*) 22 Mart gecesinde kamuflajlı olduğu belirtilen en az beş kişi rock grubu Picnic konserinin
Rusya’nın Ukrayna savaşıyla birlikte NATO’nun Türkiye’nin coğrafi merkezinde bulunduğu askeri-siyasi faaliyetlerindeki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. Romanya’da kurulacağı açıklanan Avrupa’daki en büyük NATO üssünden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ı kapsayan Kafkaslar turuna ve Türkiye’nin Irak’la stratejik işbirliğine doğru yol alan yakınlaşmasına kadar bu faaliyetin Rusya ve İran odaklı olduğu da görülüyor.
Rusya’da bir kez daha genel seçimler yapıldı. Seçimleri Putin beklenildiği gibi açık bir farkla kazandı. Zira Rusya’da Putin’e yönelik anlamlı ve kazanabilir bir muhalefet yok. Üstelik Putin bu seçimleri kendisine yönelik en güçlü muhalif olan ve daha önce suikast girişiminden kurtulan Alexi Navalni’nin hapisteyken şüpheli ölümünün gölgesinde kazandı. Daha da önemlisi Putin bu zaferi geçtiğimiz
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Mart’ta Vaşington’da ABD’li karşıtı Antony Blinken ile görüşmesi ve diğer temaları ardından düzenlediği basın toplantısında “Pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkânı var” dedi. Türkiye-ABD ilişkileri “mazisi olan” bir ilişkiydi, “Geçmişte pek çok krizler” yaşamıştı ve o “krizleri yönetme” konusunda da iki ülke arasında bir “hafıza
Papa Francis, Ukrayna’nın muhtemel bir yenilgiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürerek, daha büyük bir yıkımı önlemek için Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin “Beyaz bayrağı çekecek cesareti” gösterip savaşı bitirmek için Rusya’yla masaya oturması gerektiğini söyledi. 10 Mart’ta İsviçre radyosu RSI’ya konuşan Papa Françis, bu konuda aracı olmaya hazır olduğunu söyleyen Türkiye gibi ülkeler bulunduğunu, “işler daha
Batı’da NATO’dan Avrupa Birliği’ne, Biden’dan Scholz’a herkes savaş üçüncü yılına girerken Ukrayna’nın kahramanca direnişini övüyor, yerine getirilmemiş silah ve para vaatlerine yenilerini ekliyor. Ama işler cephede hiç iyiye gitmiyor. Bu yaz Ruslar öldürücü askeri darbeyi vurarak kendileri için ilave stratejik toprakları ele geçirip kazanımlarını konsolide edebilir beklentisi yaygın. Bir an evvel iki tarafı da tatmin
Rusya’nın Ukrayna’ya düzenlediği, topyekün savaşa dönüşen ve Dünya çapında siyasi ve ekonomik sistemde derin izler bırakan işgal operasyonunun üzerinden 2 yıl geçti. Saldırının yıldönümünde Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nden yüzlerce kişi ve kuruluşa yaptırım kararı çıktı. Yaptırımların arasında Türkiye’den de şirketler bulunuyor. ABD’den yaptırım yağmuru: Türkiye’den şirketler var ABD Başkanı Joe Biden 23 Şubat’ta
Amerikalı siyaset yazarı Ian Bremmer “Münih Güvenlik Konferansı etkisini yitiriyor” diye yakınıyor kurup yönettiği GZERO sitesinde; “Konferansın 60’ıncı yılı, ama özel bir etkinlik de yok, heyecanı sönmüş.” Bremmer, Konferansa dünya liderlerinin de eskisi kadar rağbet etmediğini saptamış. Aslında 2024 Konferans raporunun “Kaybet-kaybet” başlığını taşıması dahi pek çok şey anlatıyor. “Batısızlık” saptamasıyla başlamıştı Münih Güvenlik Konferansı







