Türkiye’de Kürt meselesine çözüm arayışında tartışmalar genellikle PKK’nın silahsızlandırılması, demokratikleşme adımları, barış sürecine kamuoyu desteği ve Suriye denklemi etrafında dönüyor. Oysa barışın sürdürülebilirliği için nadiren gündeme gelen bir aktör var: köy koruculuğu sistemi. Barış mimarisini sağlam kurmak istiyorsak, PKK mensuplarının yeniden entegrasyonunun yanısıra korucuların geleceğini de sürecin ayrılmaz bir parçası olarak tasarlamak zorundayız. Dünyada
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu soruşturmalarının televizyonlardan canlı yayınlanmasının kendileri açısından sorun yaratmayacağını söyledi. Gürlek, 1 Eylül’de İstanbul Anadolu Adliyesindeki Anadolu Adliyesi’nde yapılan 2025-2026 Adlî Yıl açılış töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Kanunda öyle bir madde yok, düzenleme olursa ancak olabilir. Biz dosyamıza güveniyoruz. Canlı da olsa basına kapalı da olsa gerekli
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum, Habertürk’te Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtlarken kuşkusuz Beştepe’nin oluşum aşamasındaki yol haritasını tartışmaya açıyor, kamuoyunu da önümüzdeki yoğun gündeme hazırlıyordu. Aslında Uçum perdeyi bir önceki hafta, sürecin tamamlanması için özel geçiş dönemi yasasının gerektiği söyleyerek açmıştı. Söyleşinin medyadaki yankıları birkaç başlık altında toplanabilir: 1- İçinde bulunduğumuz sürece Kürt sorununa
Türkiye’nin PKK ile yürüttüğü barış süreci, kırk yıllık yıkıcı çatışma döngüsünü sona erdirme potansiyeline sahip. Ancak kalıcı bir barış inşa edebilmek için göz ardı edilemeyecek bir gerçek var: Kuzey Suriye’deki Kürt meselesi çözülmeden, Türkiye’deki barış sürecinin sağlam bir zemine oturması mümkün değil. Suriye’de bölgesel güç rekabeti Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde hem sınır güvenliği gerekçesiyle hem de
Öncelikle şunu söylemek lazım: AK Parti ile MHP arasında son haftalarda su yüzüne çıkan gerilim “Cumhur İttifakında çatlak” denecek boyutta değil. İki parti çıkar birliği bağıyla bağlı; bugüne dek daha ağır badireleri atlattılar. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 2002 yılında Bülent Ecevit’e çektiği rest gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Haydi seçime” resti çekmesi çok zor. Öte yandan
Türkiye’nin PKK ile yürüttüğü silahsızlandırma ve toplumsal barış süreci, yalnızca siyasi ve askeri aktörler arasındaki müzakerelere sıkışmış bir mesele değildir. Bu sürecin başarısı, en az silahların susması kadar, toplumun sürece duyduğu güvene ve verdiği desteğe bağlıdır. Toplumsal psikoloji literatürü ve diğer örneklerle birlikte Kolombiya örneği de bize gösteriyor ki, barış yalnızca elitlerin kararlarıyla değil, halkın
Önce şunu söylemek gerekiyor: Terörsüz Türkiye söylemiyle TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Türkiye Komisyonu hiçbir sonuç elde edemese dahi Türkiye’nin siyasi hafızasına önemli bir kayıt bırakacak. Yalnızca son iki toplantıda Meclis kayıtlarına geçen ifadeler dahi tek başına değerli. Bir gazinin, PKK saldırısında yitirdiği gözünün yerine takılan takma gözü ifadesi sırasında çıkarıp çırılçıplak bir gerçeği
Özgür Özel, CHP’yi sadece söylemleriyle değil eylemleriyle konuşturmaya başladı. 10 Ağustos’ta Tokat’ta 44’üncü mitingini yaptı; gerçi o miting değil “eylem” demeyi tercih ediyor, 13 Ağustos Çarşamba İstanbul, Bayrampaşa’da 45’incisini yapacak. CHP Türkiye’nin son yıllarda gördüğü en sıcak yazına, okulların tatilde olmasına, çiftçinin hasatta olmasına rağmen haftada iki defa meydanlarda. Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alındığı
Son yapılan bir araştırma, kamuoyunun “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik bakışının hâlâ temkinli, dengeli ve çok boyutlu olduğunu gösteriyor. Research İstanbul araştırma şirketinin 28-31 Temmuz 2025 tarihleri arasında 2.000 kişiyle yaptığı ankette saptadığı bulgular, toplumsal beklentilerin ihtiyatlı bir iyimserlik ile belirgin bir kuşku arasında gidip geldiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 39’u sürecin başarıyla sonuçlanacağına inanırken, yüzde
Yüksek Askeri Şura 5 Ağustos’ta PKK’nın silah bırakmasının sağlanması için önemli bir adım olan TBMM Komisyonuyla aynı gün toplanacak. Aynı gün toplanmalarından sonuç üretmenin bir anlamı olmayabilir ama hükümetin bu YAŞ toplantısı öncesinde kuvvet komutanlarının 67 olan emeklilik yaşını Cumhurbaşkanı onayıyla 72’ye uzatan kararı TBMM’den geçirmesi arasında bir bağlantı var. Dünyanın belki de en yaşlı









