Avukat, İSTA, Daha İyi Yargı Dernekleri Başkanı, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Anayasa Mahkemesi’ne yönelik eleştirisini ve üslubunu hiç doğru bulmuyorum. Fakat hukuk devletinde en önce savunulması gereken kurum olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi’ni savunmak içimden gelmiyor. Neden mi? Buyurun: Anayasa Mahkemesi beni savundu mu? Kış lastiği gibi alakasız konularda yürütmenin adına OHAL eklediği KHK’ların OHAL niteliğini irdeleyip, OHAL ile alakasız olanları iptal etti
Yeni adli yıl 1 Eylül’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki törenle başlayacak. Yürütmenin ayağına kadar giden yargı, yürütmenin bir uzantısı haline gelmiş; yürütmeden görünüş olarak bile bağımsız olmadığını, davranışlarıyla da ikrar edecek. Kerli ferli yargı temsilcileri; günlerden beri hazırladıkları konuşmaları yapacaklar. Konuşacaklar konuşmasına fakat söylenmesi gereken gerçekleri söyleyecekler mi?En başta dört beş ayda bitmesi gereken davaların dört beş
ABD’nin eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın “muhalefete yardım ederiz” sözlerine karşı siyasilerin tamamı “Asla, etki edemezsiniz!” diyerek tepki verdiyse de gerçek hiç de öyle değil. Elbette yabancılardan para kabul etmeyeceklerdir fakat siyasi partiler ve siyaset, kayıt dışı finansmana bağımlı, para ile etkilemeye ve müdahale tehlikesine açıktır.Anayasanın 68(8) maddesi, siyasi partilerin mali gücünü “devletin, yeterli düzeyde
Enis Berberoğlu, Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın milletvekillikleri, Cumhurbaşkanlığı tezkerelerinin TBMM Genel Kurulunda okunması ile 4 Haziran 2020 tarihinde kendiliğinden düşmüş oldu. Dokunulmazlıklar TBMM kararıyla kaldırmayıp “bir süre” için ilga edip yeniden getiren Geçici 20. maddeyi Anayasa’ya ekleyerek; Milletvekillerine Anayasa mahkemesine başvurma yolunu kapatan 2016 tarihli kanunla kaldırıldı. Bu kanuna evet diyenler, Yargıtay’ı; m.138’in “Yasama
Dünya Sağlık Örgütü Direktörü, gözardı edilemeyecek kritik bir uyarı yaptı: “COVID-19 ancak ve sadece birleşik bir küresel çabayla mağlup edilebilir.” Aşı bulunmadığı sürece, bir kişide görülen virüs, dünyanın geri kalan kısmını riske sokacak; en çok da azgelişmiş ülkelere zarar verecek ve yıkıcı sonuçlara yol açacak. Nitekim virüsün yarattığı krizin, özellikle azgelişmiş ülkelerde sivil huzursuzluk ve
2019’da kamuoyuna sunulan Yargı Reformu Stratejisi 2019 belgesinde Temel hak ve özgürlüklerin korunması en öncelikli amaç olarak belirlenmiş; Hedef 1.1.’de “Hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek üzere mevzuat gözden geçirilecek ve gerekli değişiklikler yapılacaktır.” denilmiş bu hedefi gerçekleştirecek faaliyetlerden: (a) başlığı altında: “İfade özgürlüğüne ilişkin mevzuat ve uygulama analiz edilerek, bireylerin hak ve özgürlük alanlarını









