Gazeteci-Yazar
Altan Öymen’in 19 Temmuz’da vefat haberi ardından çok meslektaşı, arkadaşı yazdı. Ben özellikle biraz bekledim. Altan Abi’nin bana anlattığı, belki aktardığı demeliyim bazı bilgilerin vefatına duyulan hüzün dolu anma yazıları arasında kalmasını istemedim belki. Bir yandan da o bilgilerin başka nerelerden su yüzüne çıkacağını merak ediyordum. Altan Abi için bugün yazmayı planlıyordum ki dün 26
Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, 25 Temmuz’da Türkiye’ye 40 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı satışı için onay verdiklerini doğruladı. Böylece Türkiye’nin Eurofighter uçakları alımı önünde yalnızca Türkiye’nin kendisine sunulan seçenekli fiyat teklif değerlendirmesini tamamlayıp, gerekiyorsa karşı teklif sunması kaldı. O aşama da geçilirse İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya ortak yapımı savaş uçağının Türk Hava Kuvvetlerine
Ekrem İmamoğlu soruşturmalarında aslında gedik çok ama masasında Beyaz Toros maketli savcı ve İletişim Başkanlığından alınan Fahrettin Altun’un itirafı bu gediklerin şimdiye dek en büyükleri oldu. İkisi de son hafta su yüzüne çıktı. İkisi de birer gazeteci sayesinde: Biri, Altun’un avukatının Ertuğrul Özkök’e cevabı, diğeri de Ruşen Çakır’ın İmamoğlu mülakatıyla. Şimdi ayrıntılara girelim, çünkü
Yazının başlığı Merkez Bankasının 23 Temmuz toplantısında politika faizini yüzde 46’dan yüzde 43’e düşürme kararını “Fatih Karahan ne yapsın?” diye vermek de olabilirdi ama mesele şahsi olmaktan çok uzak. Düz mantıktan gidersek, görünüm şöyle: • Merkez Bankası (TCMB) 20 Mart’ta pek alışılmadık bir ara toplantıyla borç verme faizini yüzde 44’ten 46’ya yükseltti ama politika faizini
The New York Times gazetesi 22 Temmuz’da “No, Israel Is not Committing Genocide in Gaza– Hayır, İsrail Gazze’de soykırıma kalkışmıyor” başlıklı bir yazı yayınladı. Yazarı Bret Stephens, gazetenin “muhafazakâr” köşe yazarlarından olarak biliniyor. Yazının yayınlandığı gün Gazze NY Times’ın Stephens’in makalesini görüşler sayfasına bastığı 22 Temmuz günü, İsrail’in Gazze harekâtında 80 kişi daha öldürülmüştür. Bunlardan
PKK’nın silah bırakıp siyasete dönmesi projesini MHP lideri Devlet Bahçeli yapmıştı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MİT Başkanı İbrahim Kalın da Meclis’te oluşturulmayı bekleyen Komisyonun ilk görüşmelerini 21 Temmuz’da Bahçeli’yle yaptılar. Bu görüşmelerin öncesinde PKK yöneticilerinden Cemil Bayık, Abdullah Öcalan’ın İmralı’da rahat çalışma koşulları sağlanmadan “kimsenin kendilerinden silah bırakmayı beklememesini” istedi. Bir koşul daha var.
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Mehmet Murat Çalık’ın sağlık durumu kritik hale geldikçe üzerindeki tartışmalar de tepkiler de büyüyor. Tepkiler AK Parti çevrelerine de sıçradı. AK Partili Şamil Tayyar, 19 Temmuz’da X hesabında, İzmir Şehir Hastanesinin kapısında bekleyip, görüştürülmediği oğluna, 1’inci kattaki mahkûm koğuşundaki penceresindeki gölgesine el sallayan annesi Gülümser Çalık’ın resmini de kullanarak şunları yazdı: •
Aslında hem iktidar hem muhalefet girdikleri sarmaldan çıkamıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da CHP lideri Özgür Özel de siyasi tutumlarına adeta mahkûm durumdalar. İkisini de bağlayan etken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mahkumiyeti. Aradaki fark şu. Erdoğan’ın sarmala girmesi de sarmaldan çıkma yolu da yargıya bağlı, siyasi rakibini yargı kararları üzerinden saf dışı bırakmaya kurgulanmış
Cümlenin tamamı aslında şöyle: ABD ve AB dayısı, İsrail Ortadoğu’nun kabadayısı. Gazze, Ramallah, Lübnan’dan sonra Suriye’de hem ordusu hem vekil güçleri aracılığıyla egemenlik kurmak istiyor. İsrail, Suriye ve Lübnan’ın güneyindeki Dürzilerin, Şam’daki Ahmed el Şara yönetimiyle çelişkilerini kullanıp koruyuculuğunu üstlenerek Suriye’nin zaten ağır silah ve hava gücünü yerle bir ettikleri her köşesine saldırıyor. 16 Temmuz’da









