Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl hazırladığı Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması bu yıl da akut bir kafa karışıklığı tablosu çiziyordu ve hayli şaşırtıcı ya da bana göre açıklanması zor verilerle doluydu. Örneğin giderek milliyetçi söylemin başat konularından birisi haline gelen göçmenler konusunda rakamlar hayli şaşırtıcı. 2019 yılında mevcudiyetleri yüzde 67,7 tarafından memnuniyetsizlik sebebi olarak görülen
Gencecik bir kadın, hiç tanımadığı bir adamın silahından çıkan kurşunlarla öldü. Ölmek ne soğuk bir kelime. Halbuki belki birkaç dakika önce, hayata sıkı sıkıya bağlı ve umut doluydu. Belki aşık olduğu genci düşünüyordu. Belki hafta sonu İzmir sahillerinde yapacağı yürüyüşü. Arkadaşlarıyla yazışıyor, planlar yapıyordu. Şu an her birimizin bir dakika sonrasını bilmediği gibi o da
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Bakü’de gazetecilerle konuşuyor. NATO’daki temaslarını anlatıyor. En ciddi sonuçlar arasında saydığı Yunanistan Başbakanı Kiriyakos Miçotakis’le uzlaşmasını bakın nasıl anlatıyor:• “İnşallah bundan sonra Yunanistan’la devletler, kurum ve kuruluşlar araya girmek suretiyle değil, daha çok benim özel temsilcim İbrahim [Kalın] Bey ile kendi özel temsilcisi Eleni [Sourani] Hanım haberleşerek bir araya gelerek adımları da
HDP İzmir İl Binasına 17 Haziran’da yapılan silahlı saldırı sonucu Deniz Poyraz isimli parti çalışanı öldürüldü. Binaya girerek rastgele ateş eden Onur Gencer saldırıdan hemen sonra yakalandı. Saldırganın ilk ifadesinde “Kimseye bağlı değilim” demesi, bana ilk anda 1979’da gazeteci Abdi İpekçi’yi öldüren Mehmet Ali Ağca’nın yakalandığı anda “Kimseye bağlı değilim, bağımsız bir teröristim” demesini hatırlattı.
Aydın Doğan Vakfı tarafından, her yıl kültür, sanat, edebiyat ve bilim alanlarında, ulusal ve uluslararası başarıya ulaşmış kişi ya da kurumları ödüllendirmek amacıyla verilen ‘Aydın Doğan Ödülü’nün bu yılki sahipleri BioNTech aşısını geliştiren bilim insanları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin oldu. Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu, Türeci ve Şahin’in bu yıl sağlık
Rusya’da komünist yönetim yıkılmadan önce Moskova’da diplomat olarak görev yaptım. O dönemde, Sovyet yetkilileri ile masaya oturan herkesin bildiği bir kural vardı. Bu da Sovyet tarafının, daima; “Bizim olan her şey bizimdir. Sizin olanlar ise müzakereye tâbidir” anlayışıyla hareket edeceğini bilerek tutum almak gerekliliğiydi.İronik bir şekilde, Biden-Erdoğan görüşmesinde, ABD tarafı, yukarıda belirttiğim Sovyet müzakere anlayışla
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için 14 Haziran NATO zirvesinin en önemli anlamı ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmesiydi. Biden zaten 23 Nisan’da -beş ay beklettikten sonra- Erdoğan’a 24 Nisan’ı Ermeni Soykırımı anma günü olarak tanıyacağını söylemek için açtığı telefona “NATO’da yüz yüze görüşürüz” diye açmıştı. Böylelikle Erdoğan’ın bu görüşmeye bütün kilitleri açacak bir anahtar olarak bakmasını
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasındaki günlerdir beklenen görüşme, bugün Brüksel’de gerçekleşti. NATO zirvesinde bir araya gelen iki liderin 48 dakikalık görüşmesinin ardından heyetler arası toplantıya geçildi. Afganistan ve Kabil havalimanı Toplantı ve zirve sonrasında basın toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye’nin Afganistan konusunda rol oynayıp oynamayacağı konusundaki soruya şu yanıtı verdi. “Afganistan
Seçmen tercihlerinde değişim olmalı beklentisi Türkiye siyasetin takip eden herkesin paylaştığı bir beklenti haline dönüştü. Pandemi ile mücadelede karşılaşılan güçlükler ve kısmen de olsa bunun sonucu olan ekonomik sıkıntılar, iktidar ittifakının oy kaybedip alternatif partilerin yükseliyor olmaları gerektiğini düşündürüyor. Yolsuzluk iddiaları, halktan kopukluk göstergesi olan siyasi söylem ve mafya bağlantıları hakkındaki iddialar gibi, kötü ekonomi









