Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ne yapmaya çalıştığını anlamak aslında o kadar karmaşık değil. Dünyadaki pek çok lider gibi Erdoğan da siyasi ve ekonomik ilişkilerin, güç dengelerinin 2021 yılında yeniden tanımlanmaya başlayacağını görüyor. Tarihte eşi büyük çaplı savaşlardan sonra görülen bir al-ver sürecinin eşiğindeyiz. Erdoğan hem Türkiye’nin bu süreçten kayıpsız, tercihan kazançlı çıkmasını hem de bu süreçte
Uzun süredir Türkiye’nin gündeminde olan, ABD’nin Ağustos 2017 tarihli “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye yaptırım uygulaması ihtimali, 14 Aralık akşam saatlerinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından yapılan açıklamayla yeni bir safhaya geçti. Açıklamanın Pompeo tarafından yapılmış olması bizleri yanıltmasın, elbette yaptırım direktifi ABD Başkanı Donald Trump’ın imzasını taşıyor. Zaten bu
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Türkiye’ye ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası’na (CAATSA) göre yaptırım uygulayacağını açıkladı. Gerekçe Türkiye’nin Rusya’da aldığı S-400 füzesinden vaz geçmemesi. Yaptırımın dört bürokrata yönelik kısmının öne çıkması, Ankara’nın gelişmeyi pek önemsemiyormuş gibi davranmasına yol açtı. Oysa son Avrupa Birliği (AB) sonrasında da tanık olduğumuz “bir şey olmaz” tutumunun Türkiye’yi dış
Son haftalarda uzun bir aradan sonra kamuoyunda ve medyada Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri artan şekilde tartışılmaya başlandı. Bunun başlıca nedeni özellikle Doğu Akdeniz’deki faaliyetler nedeniyle Türkiye’ye yönelik yaptırımlardan söz edilmesidir. Esasında Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsünden beri ilişkiler daha da kötüye giderek Türkiye’ye karşı yaptırımlar arttı. Diğer bir deyişle 10-11 Aralık tarihlerindeki AB zirvesi bildirisinde Türkiye’ye yönelik
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan daha önce “aynı kıbleye dönüyoruz” diye samimiyetine inandığı Fethullah Gülen tarafından kandırıldığını söylemişti. Gerçeği ancak Fethullahçılar darbeye kalkıştıklarında görebilmişti. Cumhurbaşkanımızın iyi niyetinin Temmuz 2018’de Hazine ve Maliye Bakanı yaptığı damadı Berat Albayrak’a bağlı Merkez Bankası tarafından da istismar edildiğini de Kasım 2020’de gördük. Meğer kasada para kalmamıştı ama bunu bütün yürütme gücünü
10 Aralık 2020 hükümetin koronavirüs Covid-19 hastalığı gerçeklerini aylardır halktan sakladığının resmen itiraf ettiği gün oldu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca o gün Mart 2020’den itibaren hastalığın bulaştığı vatandaş sayısını 1 milyon 748 bin 576 olarak açıkladı. Bu ilk defa açıklanıyordu ve o güne dek hükümeti gerçek rakamları saklamakla suçlayan herkesi haklı çıkarıyordu. Daha bir gün
Avrupa Birliği liderler zirvesinde Türkiye ile ilgili olası bir yaptırım kararı 2021 Mart ayına ötelenirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tutumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Zirvenin ilk gününde, yani 10 Aralık’ta geç saatlerde alınan kararlara ilgili olarak bugün yorum yapan Erdoğan, “AB’nin dün yapmış olduğu zirve, aslında birkaç ülkenin beklentilerine bekledikleri cevabı vermedi. Çünkü talepleri haklı
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) ve gazeteci Bahadır Özgür’ün Uluslararası Şeffaflık Derneği ödüllerini almaları tek tek çok değerli fakat ne söylediği bu derece önemsenen derneğin bu üç ismi-kurumu seçmesi toplamda da bir şeyler anlatıyor. “Mansur Yavaş güven yeşertiyor” Öncelikle, kaçıranlar için Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin ödülleri nasıl gerekçelendirdiğine bakalım, sonra da
Önceki gün Amerikan devleti ve 48 eyalet Facebook’a karşı bir tekelleşme davası açtı ve Facebook’un bölünmesini istedi. Ticari işletmeler ve devletler yüz yıllardır hem karşı karşıya geliyor hem de birlikte çalışıyorlar. Global varlık gösterebilmeyi başarmış kurumlar ise güç zehirlenmesi yaşayıp oyunun kurallarını belirleyenin, hakemin ve oyunun mutlak sahibinin devletler olduğunu unutabiliyorlar. Buna en son örnek









