Tek parti iktidarı döneminde, 1944’te Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a atfedilen sözdür: “Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz.” Benzetmek gibi olmasın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Kasım konuşmasını dinlerken Tandoğan aklıma geldi. Hayır kovid önlemleri nedeniyle değil, reform konusunda söyledikleri nedeniyle. Erdoğan adeta “Muhalefet lazımsa, onu da biz yaparız, muhalefet partilerine ne?”
Suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu mektupla tehdit etmesi tepki topladı. Çakıcı, Twitter hesabı üzerinden yayınladığı tehdit mektubunda, Kılıçdaroğlu’na “Akıllı ol”, “Vatan hainleri ile Bahçeli’yi bir kefeye koyarsan hayatının hatasını yaparsın” dedi. Çakıcı, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin girişimleri sonucu hükümetin gündeme getirdiği infaz düzenlemesiyle 16 Nisan’da tahliye olmuştu. CHP: Takipçisi olacağız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Kasım’daki Kabine toplantısı ardından duyurduğu ek tedbirlerin Covid-19 virüs salgınının artan bulaşma hızını kesmekte yeterli olup olmadığından önce dünyadaki tablonun Türkiye’yi nasıl etkilediğine kısaca değinelim. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü 16 Kasım tarihli basın toplantısında kuzey yarımkürede salgın sarmalındaki -Türkiye dahil- bütün ülkelere çok net bir mesaj verdi: “Rehavet zamanı değil.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında bugün (17 Kasım) toplanacak Bakanlar Kurulundan koronavirüs Covid-19 salgınına karşı daha sert önlemlerin görüşülmesi bekleniyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 16 Kasım’daki Bilim Danışma Kurulu toplantısı ardından, sağlıkçıların uzun süredir ısrarlı olduğu “somut tedbirlerin hayata geçirilmesinin” hükümete önerilmesi kararı alındığını söyledi. Bu gelişme üzerine konuşan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr.
Kendisi kabul etmemekte hâlâ dirense de Amerika’da Donald Trump döneminin sona erdiği artık kesinleşti. Geriye formalitelerin tamamlanması ve 20 Ocak’taki yemin törene kadar Trump’ın saçmalıklarına tanık olacağımız 8-9 haftalık bir süre kaldı. Ama ABD’deki bu seçim sonucu 20 yıldır dünyayı saran popülizm, yani halk dalkavukluğu akımının sonuna geldiğimizin güçlü bir işareti.1990’larda komünizmin CIA’in bile beklemediği
Son haftalarda ben de tüm vatandaşlar gibi (istisnalar olabilir) döviz kurlarındaki dalgalanmaları izliyorum. İzlerken de keşke diyorum Koronavirüs de piyasalar gibi olsa. Yani birkaç yeni atama, bizi yönetenlerin bazı açıklamalarına cevaben hemen biraz durulsa. Ekonomiden anlayanlar, kalıcı çözümler için açıklamaların ötesinde eylem gerektiğini söylüyorlar. Öyledir mutlaka, ama ben biraz durulmaya bile razıyım. Azıcık hızını kesse,
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “hukuk, ekonomi ve demokraside” yeni bir reform dalgası başlatacağını ilan etti. Seçim olmadı, yönetim değişmedi ama “yeni reform dalgası” neden gerekiyor? Yanıtı ağırlıkla ekonominin gidişinde yatıyor. Muhalefet liderleri bunun bir manevra olduğunu iddia ediyorlar. Muhalefete göre Erdoğan, damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığını bırakması ardından ekonomideki hasarı atlatmak amacıyla göstermelik önlemleri
Bilim ve iş dünyasını toplumdaki diğer baskılardan ayrı kefeye koymaya çalışsak da aslında kuantum sıçrayışı dediğimiz anlar, mutlaka özgür düşüncenin yeşermesiyle filiz buluyor. Bu hafta dünya, Pfizer ve BioNtech şirketlerince geliştirilen Covid-19 aşısının yüzde 90 etkili olduğu haberiyle çalkalandı. Bu sevindirici haberde hem dünyayı hem de Türkiye’yi yakından ilgilendiren birçok unsur bulunmaktaydı. Öncelikle 44,000 bireyde
Dünya Sağlık Örgütü pandemiye karşı canlarını ortaya koyarak en ön safta çarpışan sağlık çalışanlarına teşekkürlerimizi bildirmek için 2021 yılını onlara ithaf etti. Basından bunu ilk önerenin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olduğunu öğrendik. Gerçekten çok güzel bir öneri, kabul edilmiş olması da ayrıca güzel. Sağlık çalışanları bahar aylarından beri dur durak bilmeksizin çalışıyorlar. İzinleri kaldırıldı. İstifa









