Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 9 Mart’ta Brüksel’e Rus devlet televizyonu Rossiya tarafından yayınlanan “Putin iki dakika bekletti” haber ve görüntüsünün kamuoyundaki etkisi altında gitti. Rus televizyonunun 5 Mart’taki bu görüntüleri, üstelik altına kronometre yerleştirerek 8-9 Mart’ta yayınlaması tesadüf değildi. Nitekim muhalefet partileri CHP ve İYİ Parti, eleştirilerini Türk diplomasisinin ne hale düşürdüğü üzerine kurarken MHP Erdoğan’ın
Yunanistan Başbakanı Kyrikos Mitsotakis 6 Mart’ta CNN’e Avrupa’nın “Türkiye’nin şantajlarına boyun eğmeyeceğini” ilan etti. Bununla Türkiye’den ülkesinin sınırına yığılan on binlerce Suriye’li (ve diğer) mülteciyi kast ediyordu. Yunan polisinin sınıra dayanan mültecilere göz yaşartıcı bomba attığı, hatta ateş açıp ölüm ve yaralanmalara yol açtığı haberleri medyada yayılırken, Mitsotakis AB ile Türkiye arasında 2016’da imzalanan “düzensiz
“Güvenlik” söz konusu olduğunda, kişi hak ve özgürlükleri askıya alınabiliyor, yasalar çiğnenebiliyor, hatta insanlık-dışı davranışlar meşrulaştırılabiliyor. Böyle durumlarda güvenlik fikri, bireylerin hakları, özgürlükleri ve yaşam koşullarını tehdit eden bir düşmana dönüşebiliyor.Son iki haftadır, Avrupa’nın sınırlarının bu şekilde bir güvenlik meselesi haline getirilmesi suretiyle, Türkiye’den Avrupa’ya geçmek isteyen sığınmacıların insanlık-dışı muameleye maruz kaldıklarını görüyoruz. İdlib’de meydana
Bu yılın Oscar’larının en çok tartışılan konularından biriydi. En iyi yönetmen adaylarının arasında tek bir kadın bile yoktu, hatta son on yılda bu kategoride yalnızca bir kadın aday olabilmişti. Natalie Portman da bu durumu protesto etmek için törene yakasında kadın yönetmenlerin isimlerinin yazılı olduğu bir elbiseyle geldi. (Ki bu da “Portman samimi mi değil mi?”
Belki “Bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir” demek basmakalıp gelebilir size ama çoğunlukla doğrudur. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 5 Mart’ta Kremlin Sarayı’nda Rus ev sahibi Vladimir Putin’le yaptığı 5 saat 40 dakika süren görüşmeden çıkarken çekilen bu fotoğraf sizde olumlu ve iyi çağrışımlar vaat eden bir izlenim bırakıyor mu? Gece saatlerinde bir şekilde Beştepe’nin gayrı-resmî görüşü olarak
Siz hiç netiquette sözcüğünü duydunuz mu? Duymadı iseniz duyun, öğrenmedi iseniz öğrenin. Çünkü özellikle bugünlerde bilmeye ve kurallarına uymaya ihtiyacımız var… Netiket, ‘Etiquette’ sözcüğünün ‘net’ hali; yani kısaca internetin adabı demektir. Çünkü sanal mecralarda da görgü kuralları vardır. Büyüklerimiz ne demiş, ‘bir şeyi nasıl yaptığınız her şeyi nasıl yaptığınızı anlatır.’ Her şeyi nasıl yaptığınızı bilemiyorum
MetroPOLL araştırma şirketinin yaptığı “Yaşam standardı memnuniyeti” anketi, ülkenin sadece beşte birlik (yüzde 21,7) kısmının kısmının kendi hayat koşullarından mutlu olduğu yüzde 60’a yakının ise yaşama standartlarının daha iyiye gideceğine inanmadığı sonucuna vardı. Ankete göre bireylerin mutlu olup olmadıklarını ifade etmeleri oy verdikleri partiye bağlı olarak değişiyor. Başka bir deyişle, yaşam standardından memnuniyet oranları üzerinde
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 5 Mart’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye ve İdlib krizini konuşmaya gidiyor. Bu temas öncesinde Beşar Esad rejimine bağlı güçlerin İdlib civarında Türk birliklerine saldırı düzenlediğine dair yeni haberler geliyor. Türkiye için stratejik önemi olan bir konu, 2011’de girdiğimiz Suriye bataklığından şimdi en az can kaybı ve zararla çıkmanın yolu
Nuri Çolakoğlu Günlerdir, haftalardır televizyonlardaki haberleri, tartışmaları izliyorum, gazeteleri, internetteki yorumları takip ediyorum. Tabii hep konumuz İdlib. Ama bu sorunu anlamaya, denklemi çözmeye çalışırken en önemli noktanın hep gözden kaçırıldığını görüyorum. Hem de bu 200 yıllık bir sevda. Biraz daha açık anlatayım. Doğu Avrupa steplerinde küçük bir beylikten, Moskova Knezliği’nden doğup büyüyen Rusya’nın 200 yıldır
Yekta Kopan Şehitlerimiz var. Çok üzgünüz. Yüreğimiz bunca acıyı kaldırmıyor artık. Gencecik insanların fotoğraflarına, yıkılmış ailelerinin, geride bıraktıkları bebeklerinin görüntülerine bakıyoruz. Dertliyiz, yastayız. Bırakın gülüp eğlenmeyi, gülümseyecek halimiz yok. O kahreden ölümlerin ardından yaşananlara öfkeliyiz. Haber alamadık. Gerçek bilgiye ulaştığımızdan emin olamadık. Televizyona çıkıp da “Onlar ölmedi, yer değiştirdi” diyene tahammül edemedik. Mültecilerin can derdindeyken,









