“Dış politikada her gün başka bir türkü çığırılmaz” derdi bir meslek büyüğümüz. Şimdilerde uhrevi dünyada kulakları epey çınlıyordur herhalde… Türkiye, uzunca bir süredir, fırtınalı bir denizde yalpalayarak yol almaya çalışan rotasını kaybetmiş bir gemi görüntüsü veriyor. Ülke içinde akıl almaz bir kutuplaşma, bilinçli şekilde körüklenerek sürdürülüyor. Hak, hukuk, adalet kavramlarının içi boşaltılmış, kurumlar tamamen işlevsizleştirilmiş
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Türkiye’nin Suriye’de askeri harekat yapmasına karşı oldukları yönündeki açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Suriye’ye harekat mesajı geldi. Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde 25 Ağustosta konuşma yapan Cumhurbaşkanı, “Bize sakın ha diye parmak sallayanları dikkate almıyoruz, mücadelemiz sürecek,” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez Mayıs ayında Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon sinyali
Doğu Akdeniz’de NATO görevi yürüten Türkiye uçaklarına Yunanistan F-16’ları tarafından taciz edildiği belirtildi. Anadolu Ajansı ve Habertürk gazetesinin Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayandırarak 23 Ağustos’ta yayınladığı habere göre NATO üyesi Yunanistan’a ait savaş uçakları, Doğu Akdeniz’de NATO görevi yerine getiren Türkiye jetlerinin görevini engellemek üzere “bilinçli bir şekilde radar kilidi” kullandı. Bir radar veya sensör
ABD, Ukrayna işgali sebebiyle Rusya’ya karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlarını arttırma adımları atarken, Türkiye’nin iki ülke arasındaki diplomatik tutumu ve Rusya ile ekonomik işbirliği hamlelerinin ardından ABD’den uyarı geldi. New York merkezli Amerikan gazetesi Wall Street Journal’ın yayınladığı habere göre ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo 22 Ağustos’ta Amerikan Ticaret Odasına bir mektup gönderdi ve
Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kayseri’de Tayvan’ın çip üreticisi olarak öneminden bahsetmiş ve çip çok önemli; bizim de yatırımımız var, fabrika yeri ayırdık demiş. Ayrıca, çip üretimi çok su gerektiriyor; ona bakıyoruz demiş. Demek su bulunca, herhangi bir ürünün fabrikası, mesela tekstil fabrikası kurar gibi çip fabrikası da kurulabiliyor. Halbuki tekstil imalatının bile bazı incelikleri var;
Türkiye 2011’de Suriye’deki krizin ilk başında, Beşar Esad’ın reformlar yapması ve Suriye toplumunun mümkün olduğunca geniş kesimlerini de sisteme dahil etmek suretiyle yönetimini sürdürmesi yönünde tutum aldı ama bu gerçekleşmedi. Esad rejimi, böyle bir çözümün, mutlak otoritesinin ve sonrasında da iktidarının sonunu getireceği düşüncesiyle olsa gerek, bu yola gitmedi. Sonraki dönemde Türkiye, Esad’ın iktidarı bırakması ve
Suriye’de ülke genelindeki savaş durdu, Beşar Esad Mayıs 2021’de yapılan seçimlerde dördüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi ve Suriye son dönemde uluslararası camiaya geri dönüş konusunda bazı kazanımlar elde etti. Olumlu gibi gözüken bu genel görüntüye mukabil, ne ülkede kriz sona erdi, ne toplumsal barış sağlandı. Suriye ülkesinde; Esad rejimi, Hayat Tahrir-i Şam, Suriye Demokratik Güçleri (belkemiğini
Geçtiğimiz hafta ABD’de Yüksek Mahkeme kadınların istemedikleri gebelikleri sonlandırmalarını anayasal hak olarak tanımlayan 1973 yılına ait köşetaşı kararı bozdu. Böylece ABD, kadınların gebelik sonlandırma hakları ile ilgili yarım yüzyıldır içinde bulunduğu “özgürlükçü yasalara sahip ülkeler” liginden “kısıtlayıcı ülkeler” ligine düştü. Aslında gebelik sonlandırma, ABD’de anayasal bir hak olarak tanımlandığı 1973 yılından bugüne değin çok kutuplaştırıcı
En kötüsü Rusya-Ukrayna savaşının en azından bu yıl içinde bitecek gibi görünmemesi. Bütün göstergeler savaşın yaz boyunca daha da tırmanacağı, savaşan taraflarla birlikte dünyayı ve Türkiye’yi daha da yıpratacağı yönünde. Savaşın uzaması, küresel çapta ekonomik krizin derinleşmesi ve savaşa zaten ekonomik krizin ortasında yakalanan Türkiye üzerindeki etkilerinin daha da artması demek. Yaz başında en güncel









