“Diyelim ki yeniden başbakan oldunuz” diye sordum; “önceliğiniz ne olacak?” Dışarıda basık bir hava var, şimşekler çakıyor, birazdan fırtına başlayacak. Parti Genel Merkezinin açılışına daha takriben bir ay var, Ankara Beysukent’te çalışmalarını yürüttüğü bahçe içinde üç katlı bir evdeki kabul odasında konuşuyoruz. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bir an düşünüp “Düşünce özgürlüğü” dedi. “Neden?”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 20 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump’la bir Covid-19 salgını, bir de Libya konusunu görüştü. Macron, Libya’da “artan dış müdahaleden” çok endişeliydi. Macron’un demek istediği, ABD’nin Türkiye’yi Libya hükümetine askeri destek vermekten vazgeçirmesiydi. Çünkü Türk askeri danışmanları ve insansız hava araçları sayesinde iki gün önce, 18 Mayıs’ta Libya hükümet güçleri isyancı Hafter
Ankara’da diyoruz alışkanlıkla ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iki aydan fazla zamandır İstanbul’da. Koronavirüs Covid-19 salgınına karşı önlemlerin konuşulduğu 18 Mart Çankaya Köşkü toplantısından bu yana Türkiye’yi İstanbul’dan yönetiyor. Tarabya’daki Huber Köşkü hastalığa karşı daha korunaklı sayılıyor. Dijital teknolojinin yardımıyla, asgari kadroyla yapıyor bunu; Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay kaleyi tutuyor. Cumhurbaşkanı İstanbul’da ama başkent Ankara
Stella Levi, Balat’tan Paris’e gelin gittiğinde henüz İkinci Dünya Savaşı patlamamıştı. Ama Nazi ordularının işgaliyle beraber Paris’te de müthiş bir Yahudi avı başladı. Stella’nın hâlâ Türk pasaportu vardı, korunma talebiyle Paris’teki Türkiye Büyükelçiliğine başvurdu. Ancak iki kızı, Irene ve Neli Türk vatandaşı değildi, Naziler tarafından alınıp toplama kamplarından birine, muhtemelen Drancy’dekine atılmaları ihtimali vardı. Yeni
ABD Başkanı Donald Trump’ın 29 Ocak’ta açıkladığı Orta Doğu Barış Planının, tıpkı Filistinlerinin haklarını yok sayan öncekiler gibi bölgeye barış getirmesi zor. Ancak 2 Mart’ta yapılacak seçimde Binyamin Netanyahu’yu başbakanlıkta tutması ve yolsuzluk soruşturmasından kurtarmaya yaraması mümkün. Yolda bir hediye daha var: Netanyahu’nun Likud partisi, ABD’de 30 yıla mahkûm edilen İsrail casusu Jonathan Pollard’ın seçimlerden




