Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan süreç demekten özellikle kaçınıyor, tıpkı Öcalan Açılımının başlatıcısı MHP lideri Devlet Bahçeli. Daha önce “Terörsüz Türkiye” adını vermişti ama 11 Ocak’taki Diyarbakır İl Kongresinde daha da belirsiz bir ifade kullandı: Son dönemde gerçekleşen çalışmalar. Gerçi bunu söylerken ilk kez -sadece PKK’nın silahları gömmezse silahlarıyla birlikte gömüleceği- tehdidinin ve Bahçeli’ye destek
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AK Parti yönetim üyelerine “ticarethaneye çevirmeme” uyarısı, 5 Ocak’ta memleketi Rize’deki İl Kongresinde geldi. Medyanın pek ilgi göstermediği bu sert sözler aslında Erdoğan’ın 23 Şubat’ta yapılması beklenen Genel Kurulunda köklü değişiklikler yapabileceğine dair önemli bir işaretti. “Tatlı su siyasetçileri” sorunu Erdoğan AK Parti’de kamuoyuna pek yansımayan işlere belli ki çok sinirlenmişti ki,
CHP lideri Özgür Özel’in 7 Ocak’ta DEM Parti heyetinden İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerinden aktardıklarını dinledikten sonra TBMM Grubuna hitabında altını “kalın harflerle” çizdiği tutumu bu: CHP “Bir kişinin özgürlüğü, bir kişinin siyasi kariyeri için işletilecek göstermelik süreçlerin içinde yer almayacak”. Özel iki kişiden bahsediyor. “Kimin özgürlüğü? sorusunun yanıtı PKK’nın 25 yıldır hapisteki
“Bölücü caniler ya bir an önce silahlarını gömecekler ya da silahlarıyla birlikte toprağa gömülecekler. Bunun dışında üçüncü bir yol yok. Silahın, şiddetin, terörün devri artık sona ermiştir.” Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 4 Ocak’ta Samsun’da AK Parti İl Kongresindeki bu sözleri ilk defa söylemedi; özellikle tekrarlamak istiyor. Ama müttefiki MHP lideri Devlet Bahçeli’nin girişimiyle İmralı’ya gidip PKK’nın
IŞİD (DEAŞ), El Kaide, İslami Cihad gibi örgütler kanlı yılbaşı saldırılarını genellikle Türkiye, Pakistan, Endonezya gibi Müslüman nüfuslu ülkelerde yaparlar. Bunun en acı örneklerinden birine İstanbul’da 2016’yı 2017’ye bağlayan gece yarısı Reina gece kulübünde tanık olmuştuk; Özbekistan uyruklu DEAŞ üyesi Abdülkadir Masharipov, rastgele açığı ateşle 39 kişiyi öldürmüş, 70 kişiyi yaralamıştı. Bu yılbaşı terör saldırısı
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de DEM Partiyle tokalaşmasıyla başlayan, 28 Aralık’ta DEM ağır toplarından Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in İmralı’da PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ı ziyaretiyle ikinci aşamayı geride bırakan yeni diyalog sürecinin sonuç verme ihtimali bu defa öncekilerden yüksek olabilir. İç, dış ve ekonomik nedenleri var; hemen sıralayalım. En önemlisi Meclis Bu
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim TBMM açılışında DEM Partililerin elini sıkarak başlattığı Öcalan Açılımının ilk somut sonucu 28 Aralık’ta alındı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayıyla verdiği izin sonucu DEM Parti’nin iki ağır topu, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, İmralı Adası Cezaevinde PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın ziyaretine gidip -bildirildiğine göre
Baştan söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ona bu Cuma namazını Emevî Camiinde kıldırma yarışındaki meslektaşlarımızı hayal kırıklığına uğratacak belki ama bu Cuma, yani 27 Aralık’ta Şam’a gitmiyor. YetkinReport’un Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edindiği bilgiye göre, 27 Aralık Cuma günü Balıkesir’de olması öngörülüyor. Diyeceksiniz ki, şaşırtmaca olabilir, Cumhurbaşkanı bakarsınız Şam’dan çıkar, ama o ayrı; programında Şam değil Balıkesir var.
Geçen hafta sonu gazeteci Nevşin Mengü aleyhine bir mülakatı nedeniyle soruşturma açıldı; gözaltına alındı, adli kontrol ve yurtdışına çıkma yasağıyla bırakıldı. Bu hafta sonu gazeteci Özlem Gürses’e canlı yayında, dil sürçmesi olduğu bir ifadesi nedeniyle soruşturma açıldı; gözaltı, kelepçe, ev hapsi, yurtdışı yasağı. Üstüne T-24’e soruşturma haberi geldi. Bu endişe verici gelişmelerin bir ortak paydasının
Şam Ravda Meydanı, 15 Aralık 2024, Türkiye’nin Şam Büyükelçiline 12 yıl aradan sonra, ay yıldızlı Türk Bayrağı çekildi. Bayrağı göndere çekmek kadar, orada kalması da önemli. Bayrağımız göndere çekilirken, 12 yıl önce orada görev yapan bir diplomat olarak, televizyonun başında heyecan, gurur ve duygu yüklüydüm. O dönem Türkiye’nin Şam Büyükelçisi olan Ömer Önhon’un “Büyükelçinin Gözünden









