Açık bırakılmaması gereken, yetkililerce yapılan açıklamaların yetersiz kalıp daha çok soru işareti ürettiği iki olay var. Biri dış güvenlik diğer iç güvenlikle ilgili. İç güvenlikle ilgili olan, 29 Aralık’ta Yalova’daki güvenlik operasyonunda bir IŞİD hücresinin polisle 7,5 saat çatışarak 3 polisi şehit etmesi olayı. Dış güvenlikle ilgili olansa 15 Aralık’ta düşürülen İHA olayı; Karadeniz’den gelen
Avrupa’nın enerji güvenliği tartışması, Rusya’nın arz haritasındaki ağırlığının azalmaya başladığı 2022’den sonra kökten değişti. Bugün Brüksel’de “enerji güvenliği” denince ilk akla gelen kavram artık fiyat değil; kırılganlık. Avrupa Birliği, en çok gazı kimin sağladığından ziyade, hangi tedarikçinin ve hangi güzergâhın Avrupa’yı siyasi baskıdan, ani kesintilerden ve “tek düğmeye” bağımlılıktan uzak tuttuğuna bakıyor. Bu yeni denklemde
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 29 Aralık erken saatlerde Yalova’da yürütülen bir terör operasyonunda DEAŞ (IŞİD) militanlarının polise ateş açmasıyla başlayan çatışmada 3 polisin şehit olduğunu, 6 teröristin öldürüldüğünü, 8 polis ve 1 bekçinin de yaralandığını açıkladı. Yerlikaya açıklamasında sabah 02.00’de başlayan çatışmanın 09.40’e dek sürdüğünü söyleyerek, operasyonun uzamasını DEAŞ militanlarının bulunduğu evde üslendiği kadın ve
Açık söyleyeyim, ben bu köpürtülen Hakan Fidan, Bilal Erdoğan çekişmesi iddialarına pek itibar etmiyorum. Ama iktidar medyası içindeki kaynama öyle değil. Hürriyet’te, nedense Coşkun soyadını kullanmamayı tercih eden Ahmet Hakan ve Hande Fırat’ın yazılarıyla ortaya çıkan ve güya gazetecilikte nesnelliği korumak pozunda yazılmış “İktidarı milletvekilleri savunsa daha iyi olmaz mı?” arzuhalleri ciddi bir çırpınışa işaret.
2026’da Türkiye ekonomisi nasıl şekillenebilir? Büyüme, enflasyon, politika faizi, cari açık gibi önemli makroekonomik değişkenler 2026 sonunda hangi büyüklükleri alabilirler? Bu sorulara yanıt verebilmek için ekonomimizdeki gelişmeleri yakından etkileyecek ve ekonomimiz açısından dışsal olan yurtdışı ve yurtiçi koşulların nasıl hareket edecekleri hakkında senaryolar oluşturmak gerekiyor. Ama önce ‘sözün bittiği’ yer ile başlayacağım. Grafikte TÜRK-İŞ’in Ankara’da
CHP lideri Özgür Özel, 15 Aralık’ta Türk hava sahasına giren İHA’nın Karadeniz’de değil, iç Anadolu’ya geldikten sonra düşürülmesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geç karar vermesinin neden olduğu iddiası Cumhurbaşkanlığı tarafından yalanlandı. Özel, 27 Aralık’ta Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan mülakatında, 15 Aralık’ta Karadeniz’den Türkiye’ye yaklaşan İHA’nın önce İspanya’daki NATO radarı tarafından saptandığını, NATO uyarısıyla Konya ve Eskişehir’den uçakların
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 27 Aralık’ta Antakya’da Hatay deprem konutları teslim törenine katıldı. 6 Şubat 2023 deprem felaketinde etkilenen 11 ilde 455 bin 357 konut ve işyeri TOKİ koordinasyonuyla inşa edilmişti. Yergide olduğu gibi övgüde de en uç noktalarda durmayı seven MHP lideri Devlet Bahçeli, Erdoğan’ı çağımızın Sultan “Muhteşem” Süleyman’ı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı
YÖK karar almış, üniversite üç yıla inecekmiş; üniversiteler tercihen altı ay, bu mümkün olmazsa bir yılda bu sisteme geçecekmiş. Bu cümlenin neresinden tutsanız dökülüyor. Anayasamıza göre, üniversiteler özerk kuruluşlardır. Ders programlarını yapmak, akademik konularla ilgili karar almak işi, yükseköğrenim kanununa göre, üniversite Senatolarına verilmiş bir görevdir. Ayrıca Üniversite Senatosu da bu görevi kendi kendine yapmaz;









