Afrika meraklıları geçtiğimiz hafta Senegal’de düzenlenen seçimlere kilitlendiler. Batı Afrika’nın en güçlü demokrasisi olmakla övünen 18 milyon nüfuslu Senegal, 25 Şubat günü yapılacak seçimlerin beklenmedik biçimde ertelenmesiyle ciddi bir krize sahne olmuştu. Halk sokaklara dökülmüş, neticede Anayasa Konseyi (yüksek mahkeme) Cumhurbaşkanı Macky Sall’in görev süresinin sona ereceği 2 Nisan tarihinden itibaren koltuğunda oturamayacağına hükmederek hükümeti
İYİ Parti lideri Meral Akşener 8 Nisan sabahı yaptığı sürpriz açıklamayla 31 Mart seçiminde aldığı sonuç ardından 27 Nisan için ilan ettiği kurultayda Genel Başkanlığa aday olmayacağını duyurdu. Akşener “X” hesabı üzerinden “Büyük Türk Milletine…” başlığıyla yayınladığı duyuruda “seçim sonuçları kapsamında ödediğimiz ve ödediğim bedele razıyım” dedi. Akşener böylelikle İYİ Parti’nin 2023 Genel Seçimlerinde aldığı
Almanya’da geçtiğimiz hafta dört kişilik Bulgar göçmeni Türk aile sessiz sedasız katledildi. Sessiz sedasız diyorum çünkü nedenleri ve sonuçları bakımından alarm zillerini çaldıracak bir olay olması gereken bu “münferit kundaklama” hadisesi ne Almanya kamuoyunda ne de Türkiye kamuoyunda ufak haberler ve kınamalar dışında yer bulmadı. 25 Mart’ta Almanya’nın Solingen kentinde dört katlı bir evde çıkan
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Hatay’daki seçimlerin iptal edilmesi için yaptığı başvuruyu reddetti. CHP Hatay’da ölü seçmenlerin oy kullanılmış gibi gösterildiği iddiasıyla İl Seçim Kurulu’nun mazbatayı Cumhur İttifakı’nın adayı AKP’li Mehmet Öntürk’e verme kararını YSK’ye taşımış, seçimlerin yenilenmesini istemişti. CHP’nin adayı Lütfü Savaş, YSK önünde yaptığı açıklamada 3 bin 389 ölü seçmene
İş dünyasında yönetim kurulu ya da yönetimde görev aldığımız zaman “çıkar çatışması” olabilecek başka görev ve sorumluluklarımızı bildiririz şirkete. O konulardaki hassas bilgilere erişmemize izin verilmez, karar oylamalarında oy kullanamayız. Kılı kırk yararız. Daha da ilerisi ve doğrusu, “çıkar çatışması” olan kişilerin görev almaması, hangi menfaate yakınsa o doğrultuda seçime yönlendirilmesidir. Aynı şekilde kamuda da
Saptamayı yapan ben değilim, Hürriyet’te Sedat Ergin yapmış; sonucunu yazmamış ama o saptamış. Birlikte çalıştığımız yıllarda bazen “müddeiumumi” diye takılırdım; bir savcı titizliğiyle dosyaları didik didik edip başka kimsenin pek dikkat etmediği ayrıntıları ortaya çıkardığı için. Aynı zamanda kıdemli diplomasi yazarı olan Sedat Ergin son yazısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 31 Mart seçim kampanyalarında ziyaret
31 Mart yerel seçimleri beklenenin çok ötesinde sonuçlar üretti. Seçimden hemen sonra yapılan değerlendirmelerde, seçime genel katılımın düşük olması nedeniyle, sandığa gitmeyen AK Parti’li seçmenin CHP’nin zaferinde esas belirleyici olduğu konuşuluyor. Ancak sandık bazlı analiz daha farklı tabloya işaret ediyor. Bunun detaylarına gelmeden önce seçim sonuçlarında etkisi olan üç önemli konuyu değerlendirmekte fayda var. Ekonomi
31 Mart yerel seçimlerinin ardından, AK Parti’nin kaybettiği il ve ilçelerde eski belediye başkanlarının görevlerinden ayrılmadan önce son dakika girişimlerinde bulunduğu, seçimlerden bir iki gün önce ve sonra pek çok ihale için ilanların verildiği haberlere yansıdı. İstanbul’da Üsküdar, Tuzla, Sancaktepe, Eyüpsultan, Beykoz ve Çekmeköy gibi önemli ilçelerin yanı sıra muhalefet partilerinin yönetimine geçen Manisa ve
Önce CHP’nin seçim galibiyetinin sadece AK Partili belediyelerde değil, Genel Merkez ve yerel teşkilatlarda da yol açtığı dağınıklık görüntüsü ibretlik. Son dakikada ilahe kaçıranlar mı ararsınız, dosya yok etmeye çalışanlar mı? Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Mehmet Uçum’un Van hadisesin vesilesiyle “Kaydınızı tutuyoruz, gözümüz üzerinizde” uyarısıyla korku duvarının tamamen aşılmasına engel olma çabası manidar. Yine de yeni bir









