Sanki Kazakistan’da serbest seçimle hükümet değişikliği mümkünmüş gibi bütün bölge liderleri “darbe savuşturuldu” demeçleri patlatmaya başladı birbiri ardına. Oysa Kazakistan’da 2 Ocak’ta başlayıp 5-6 Ocak’ta zirveye ulaşan olayları planlı bir ayaklanma dahi saymak mümkün görünmüyor. Belli bir liderliğin bulunmadığı, biriken bardağın otogaz fiyatlarına zam ile gelen son damlayla taştığı bir öfke patlaması. Öfkenin asıl nedeni,
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 12 Ocak akşamı vaka sayılarının bir önceki aya oranla dört kat arttığını, ama hastaneye yatışların yalnızca yüzde on arttığını söyledi. Açıklamasını da Omikron varyantının salgını hafifleteceğinden umutlu olduğu söyleyerek, bitirdi. Sağlık Bakanının iki yıllık salgın yönetiminin birçok yönlerini çok defalar eleştirdim. Ama bunların içinde en vahim bulduklarım, gerçeğe uymayan umutlar dağıtması.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Abu Dabi Kalkınma Holdinginin (ADQ) Başkanı Muhammed Hasan el Suwaidi, İngiliz Financial Times gazetesine açıklamalarda bulunmuş. Zayıflayan Türk lirası ve yüksek enflasyonun ekonomik kriz ihtimalini doğurduğunu ancak kendileri için büyük alım fırsatı ortaya çıkardığını söylemiş. Türkiye’de finans, lojistik ve gıda alanında yatırımlarla ilgileniyorlarmış. Türkiye Varlık Fonu’yla -kendi portföyündeki bazı şirketler dahil-
Bir çocuğun intiharı, bir kadının katli, bir göçmenin uğradığı saldırı. Türkiye dün ardı ardına bu haberleri okudu. Tıp öğrencisi Enes Kara, ailesinin zoruyla kaldığı Elazığ’daki cemaat yurdunda intihar etti. Kara’nın ardında bıraktığı video ve mektupla Nur Cemaati’ne bağlı yurtta yaşadığı baskıları, doktorluk mesleğinin geleceğine ilişkin kaygılarını, toplumsal ilişkilere dair umutsuzluklarını gördük. Avukat Dilara Yıldız, defalarca
İş dünyasından bir dostum dün ortak yazışma grubumuzla ilginç bir analiz paylaştı. KONDA araştırma şirketi elindeki verileri derleyip Türkiye’de toplumun son on yılda hangi alanlarda nasıl değiştiğinin, hangi alanlardaysa pek değişmediğinin adeta röntgen filmini çekmiş özel aboneleriyle paylaşmıştı. Dostuma güvensizlikten değil ama etrafta çok sahte bilgi dolaşması nedeniyle KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ı arayıp sordum.
Merkez Bankası (TCMB) yöneticilerinden şikayetçiyim. Çünkü, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve Para Piyasası Kurulu üyeleri; 1211 sayılı Kanunun 4. maddesindeki “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak” görevini açıkça ihlal etmişlerdir.Hükümetin büyüme politikalarını ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dinî bir temele dayandırdığı faiz söylemini desteklemek için bu ihlali gerçekleştirmişlerdir.Türk Milleti adına bu kanunu çıkaran TBMM’nin en
Son seçim anketleri AK Parti ve MHP’de erimenin devam ettiğini gösterirken sadece ekonomide değil yargıda da alam zilleri birbiri ardına çalmaya başladı.Ekonomiden önce yargıda çalan son alam zilinden söz edeceğim. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan 10 Ocak’ta yaptığı bir konuşmada şunları söyledi:• “Mahkememize 2021’de 66 bin 121 başvuru yapıldı. Ve bu başvuruların yüzde 73’ünden
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati Dolmabahçe’de iş dünyasının kadın temsilcileri ile bir toplantı yaptı. Toplantıya aralarında Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) ve MÜSİAD üyesi kadın girişimcilerin bulunduğu 50 iş kadını katıldı. KAGİDER Başkanı Emine Erdem, Türkiye ekonomisinin yaklaşık %8’ini temsil eden kadın girişimcilerin sorun ve taleplerini Bakan Nebati’ye aktardı.
AK Parti iktidara gelirken “3Y” ile, Yasaklar, Yoksulluk ve Yolsuzluk ile mücadele sözü verdi. İktidarının ilk yıllarında, Avrupa Birliği (AB) umutları adına bu alanlarda belli ilerleme sağlandı. AB umutları kararınca yolsuzlukla mücadele alanında ilk gedik ihale kanununda yapılan değişikliklerle açıldı. Bugün kamu ihalelerinin bir avuç şirkete verilmesinde dünya şampiyonu Türkiye. Bazı yasaklar kalkarken yerine yenileri









