Kıdem tazminatı Türkiye işçi sınıfının 90 yıla yakın bir süredir sahip olduğu en köklü haklarından birisidir. Dünyada da en yaygın işçi haklarının başında gelir. Sermaye ve iktidarlar yarım yüzyıla yakın bir süredir işçi sınıfının kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırma düşü ile yaşıyor.İşçi sınıfının kıdem tazminatı kazanımına yönelik bugüne kadarki en büyük darbe, 12 Eylül cuntasının
14 Temmuz 2020 günü TBMM’de görüşmeler yapılıyor. Konu 15 Temmuz programı. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş konuşuyor. Konuşmasında “Sayın Fethullah Gülen” diye hitap edince, oturumu yöneten AK Partili Süreyya Sadi Bilgiç kendisini uyarıyor: “Sehven (yanlışlıkla) Sayın Fethullah Gülen dediniz, düzeltiniz” diyor. O da “Genel Kurul’dan özür diliyorum. Dil sürçmesi. Muhalefet laf atınca insicamınızı (söz
12 Temmuz’da CHP’nin Doğu ve Güneydoğudaki 18 İl Başkanı ortak bir bildiri yayınladı. İl Başkanları, 25-26 Temmuz’da Ankara’da yapılacak CHP Kurultayında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na topluca destek vereceklerini ilan ediyorlardı. Delege sistemi uyarınca 18 İl Başkanının ortak desteği Kılıçdaroğlu bakımından Kurultay öncesi bir gövde gösterisi sayılabilirdi ama CHP’nin seçmen desteği olarak en güçsüz olduğu iller
Finansal piyasalar, borç verenle borç alanı bir araya getirerek tasarrufların ekonomiye kanalize edilmesini sağlar. Tasarruflar üretime imkân tanır, üretim daha çok gelir ve dolayısı ile daha çok tasarruf imkânı sağlar. Bu şekilde sermayenin sistem içinde dönüşü sağlanır. Bu mekanizmanın çarklarının dönmesine imkân veren güç ise tasarruf sahibine yapılan ödemedir. Modern finansal sistemlerde tasarruf sahibi, verdiği
Gazeteci Ali Duran Topuz, Gazete Duvar’daki köşe yazısında Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi kararının Danıştay tarafından alınmasını ve kararın hukukiliğini ve tarihsel gelişimini tartıştı. “Peki kilise iken cami yapılan, sonra cami iken müze yapılan Ayasofya yeniden cami olabilir mi? Elbette. Bal gibi. Fakat bunu yapmak için yürünecek yol hukukun yolu değil, siyasetin yoludur. Hukuki yol tamamen kapalıyken
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını bir yana koyuyorum, fırsat bu fırsat deyip Atatürk’e hakaretler yağdırmayı diğer yana.Ayasofya’nın ibadete açılışının Türkiye’deki dindar, muhafazakâr, İslamcı kesim için önemini bir yana koyuyorum. Fırsatı ganimet bilip Cumhuriyetimizin kurucusu, İstiklal Savaşımızın önderi Mustafa Kemal Atatürk’e ağza alınmayacak sözleri, meydanda dava açacak savcı bile kalmadığı güvencesiyle sarf eden korkakları diğer yana.Ayasofya’nın açılışını
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 10 Temmuz öğleden sonra Danıştay 10’uncu Dairesinin “Karar hükümetindir” demesinden dakikalar sonra Ayasofya Müzesinin 24 Temmuz’da yeniden cami olarak ibadete açılacağı kararnamesini yayınladı. Bu tarihi bir karardı. Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te katedrali camiye çevirmesi ardından, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1935’te Ayasofya’yı müzeye dönüştürmesi geri alındı. Erdoğan’ın akşam saatlerindeki halka hitabında üç nokta öne
İYİ Parti lideri Meral Akşener pek fazla kişinin dikkatini çekmeyen ama önemli bir iş yapıyor bu günlerde. Aslında yazının başlığı çok uzun olmasaydı, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın ne yaptığının farkında mısınız diye sormam da gerekirdi? Onlara da geleceğim, az çok biliyorsunuz ama pek bilinmeyen bazı ayrıntılar vereceğim. Ama önce
İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 11 Mayıs 2011’de Türkiye tarafından imzaya açıldı. Ardından, 8 Mart 2012’de “Ailenin Korunması ve Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi” için 6284 sayılı yasa çıktı. Nihayet İstanbul Sözleşmesi 1 Ağustos 2014’te TBMM tarafından oylanarak kabul edildi. Avrupa İnsan
İsmailağa Cemaati baktı ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “halkımız isterse” çıkarız demesine halkımızdan, birkaç fanatik dışında ses çıkmıyor, devreye girip resmen istedi “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” için İstanbul sözleşmesinden çıkılmasını resmen talep etti hükümetten. Cemaatin resmîn internet sitesinde 6 Temmuz günü yayınlanan bildiride, 2011’de -o zaman başbakan- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ilk imzayı









