Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim TBMM Yasama Yılı açış konuşmasını yapmasından birkaç saat sonra Avrupa Birliği (AB) liderleri Türkiye gündemli bir toplantıya başlayacaklar. Dolayısıyla AB liderleri, 30 Eylül’de Erdoğan’dan aldıkları mektuba ek olarak, Erdoğan’ın Meclis konuşmasındaki mesajları da okumuş olarak Türkiye’yi konuşmaya başlayacaklar. AB zirvesi de öğle saatlerinde başlıyor. Ama AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in
Azerbaycan-Ermenistan çatışması, tüm bölge ülkelerini endişelendirirken sorunun müzakereyle çözülmesi çağrıları sahadan gelen haberlerin gölgesinde kalıyor.Azerbaycan Savunma Bakanlığı, “27-30 Eylül tarihlerinde 2 bin 300 Ermenistan askerinin öldüğü ve yaralandığı, yaklaşık 130 tank ve zırhlı aracın, 200’den fazla top ve füze sisteminin, yaklaşık 25 hava savunma sisteminin, 6 komuta yönetim ve komuta gözlem mıntıkasının, 5 mühimmat deposunun,
Ermenistan’ın 27 Eylül’de işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ bölgesine yakın bir Azerbaycan köyüne topçu ateşiyle başlayan son çatışmalar Azerbaycan için yıllardır beklediği bir fırsata dönüşebilir. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, yanlış zamanlamayla yanlış bir hamle yapmış gibi görünüyor. Ermenistan’ın koruyucusu konumundaki Rusya’nın durdurmaması halinde Azerbaycan, Karabağ’ı olmasa dahi işgal altındaki topraklarının bir kısmını Ermenistan’dan askerî yoldan
Yaklaşık iki aydır devam eden fiili Azerbaycan-Ermenistan ateşkesi sınırdan gelen çatışma haberleriyle bir kez daha bozulurken, taraflar birbirlerini sivilleri vurmakla suçluyor.Bu sabaha karşı taraflar karşılıklı olarak birbirlerini Dağlık Karabağ’daki köyleri vurmakla itham etti. Azerbaycan: Askeri araçları imha ettik Gazete Duvar’ın haberine göre Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev çatışmalarda ölenler olduğunu açıklayarak “Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak” derken,
Hukukla açıklayamıyorum. O yüzden son HDP gözaltılarına siyasi dengeler ve anlamı açısından bakmaya çalışacağım. Neden şimdi ve Allah aşkına, yine neler oluyor?Kararın hangi siyasi atmosferde alınmış olduğu önemli. Son zamanlarda AK Parti-MHP blokunun milliyetçi-muhafazakâr tabanın heyecanını ayakta tutmasını sağlayan Yunanistan/Doğu Akdeniz ihtilafı artık masada sayılır. Libya ihtilafı da öyle. Açık konuşalım, Suriye de öyle. Ben
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2014 yılındaki “Kobani olayları” soruşturması kapsamında çoğu HDP’li 82 kişi hakkında gözaltı kararı vermesine Avrupalı parlamenterler tepki gösterdi.Deutsche Welle’nin derlediği habere göre, Sosyalistler ve Demokratlar Grubu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor “2014 yılında yaşanan olaylara karıştıkları iddiasıyla HDP üyelerine karşı yürütülen yeni gözaltı operasyonundan derin endişe duyduğunu” söyledi.Sosyalistler
Hemen tekrarlayalım: Yunanistan ve Avrupa Birliği (AB) ile diplomatik uzlaşma yoluyla yumuşama ekonomiyi düzeltmez, orada başka ağır sorunlar mevcut, ama eğer düzeltici adımlara niyet varsa nefes aldırır. Neticede dolar 7,7 avro 9 lira sınırına dayanmış durumda. ABD Büyükelçisi David Satterfield’ın Covid ortamında “Borçlarınızı ödemezseniz şirketler ilaç göndermeyi kesebilir” uyarısında bulunduğu bir durumdayız. Bu ortamda Türkiye’nin
Siyasal sosyalleşmeye bireylerin uzun zaman içinde oluşturdukları dünya görüşü ya da ideolojileri olarak bakabiliriz. Bunu karikatürize edersek, solcular Nazım ile, sağcılar da Necip Fazıl ile büyürler diyebiliriz. Bizim sol ile sağın Batı demokrasilerinde karşımıza çıkan farklı sürümleriyle karşılaştırılamayacak özellikleri olduğunu da yadsımamak gerek. Türkiye’de sol ve sağ ekonomik mücadele içerisinde emekçilerle sermayedarlar arasında bir ayrışmanın
Kuvvetler ayrılığı ile başlayalım. Yayına hazırlanan “Meraklısı İçin Darbeler Kitabı”ndan küçük bir tadımlıkla başlayacağız, bazı isimleri kitaba bırakarak. Sonra hâkim, savcı ve düğün gecesine geleceğiz.12 Eylül 1980 askerî darbesinin en koyu günleriydi. Darbenin en yetkili isimlerinden birisi, bir diğerinin makam odasına gitti. “Bütün kuvvetlerin birlik içinde kontrolümüz altında olduğu” yolundaki açıklamalarının yanlışlığından bahsetti. O böyle
Günümüzün sıcak tartışma konusu, Akdeniz ve Ege’deki adaların kıta sahanlığı ve ne üzücü ki tüm adaların yönetimi elimizdeyken şimdi ana karaya en yakın sayılabilecek adaları bile kaybetmiş durumdayız. Bu maalesef, 15. ve 16. yüzyıllarda denizcilikte zirve dönemini yaşayan Osmanlı İmparatorluğu’nun hatalı kararlarla denizlerin egemenliğinden, kara imparatorluğuna dönüşünün sonucu olmuştur.Osmanlı Sultanı II. Bayezit, Akdeniz’de serbest korsanlık









