Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, resmî açıklama yapılmamasında rağmen ABD Başkanı Joe Biden’in daveti üzerine 9 Mayıs’ta yapması beklenen Beyaz Saray ziyaretini ertelemişti ya… İki ki gitmemiş. Bunu Türkiye’nin dün imzalayıp yürürlüğe aldığı F-16 satış anlaşmasıyla alakası nedeniyle söylemiyorum. Savunma kaynaklarından aldığım bilgilere göre zaten bir gecikme yoktu, “takvimine uygun olarak” ilerliyordu. Zaten biraz daha gecikse ABD’deki
İklim değişikliği nedeniyle yaşadığımız, daha vahimini de bu yaz yaşayacağımız söylenen hava sıcaklıklarından bahsetmiyorum sadece. Hem ülke içinde hem de küresel düzlemde oldukça sıcak bir yaz gündemi bekliyor bizi. Sıcak yaz, AYM kararı Anayasa mahkemesinin son gecikmiş kararları tesadüf olamaz. Malum, Anayasa’nın 153/2. maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça düzenleniyor. İptal edilenlerin yerine
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Batılı güçler” diyor ama aslında demek istediği ABD’dir. Batı’dan kasıt en dar anlamıyla G7’dir, yani en zengin 7 kapitalist ülke: ABD, Japonya, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada ve İtalya. ABD yönetiminin tutumunda en küçük bir değişiklik G7’nin İsrail’deki Binyamin Netanyahu’nun saldırgan, faşizan politikasına “Batı” desteğinin sonu demek olacaktır. Erdoğan’ın 23 Mayıs’ta yaptığı konuşmada
İrlanda, İspanya ve Norveç liderleri 22 Mayıs’ta açıklama yaparak iki devletli bir çözümü desteklemek ve barışı sağlamak amacıyla ülkelerinin Filistin’i bir devlet olarak tanıdığını açıkladı. Türkiye kararı memnuniyetle karşıladığını belirtirken İsrail Norveç ve İrlanda’daki büyükelçiliklerini geri çekeceğini açıkladı. İrlanda Başbakanı Simon Harris 22 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, “Bugün İrlanda, Norveç ve İspanya olarak Filistin devletini tanıdığımızı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i hedefe koymak gibi bir niyetim yok. Onu zaten AK Partililer yeterince yapıyor. 31 mart seçimlerini kaybetmelerinde sanki Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın tek karar verici olarak etkisi yok muş gibi, kendileri her şeyi düzgün yapmış gibi hala “Emekliye sam verdirtseydi seçimi alırdık” faslındalar. Bir yandan da
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 15 Mayıs’ta TBMM’de Hamas’ın Gazze’de “Anadolu’nun ileri hat savunmasını” yaptığını söylemesinden birkaç saat sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan NTV canlı yayınındaydı. Erdoğan, “ileri hat savunması” iddiasını İsrail’de işbaşında bulunan ırkçı-şeriatçı yönetimin “Vadedilmiş topraklar” çerçevesinde er geç gözünü Anadolu topraklarına dikeceği varsayımına dayandırıyordu. Fidan ise o arada ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile
Hamas siyasi lideri İsmail Haniye’nin 12 Mayıs’ta Katar’ın Başkenti Doha’da MİT Başkanı İbrahim Kalın ile yaptığı görüşmede “Ateşkesin sağlanması için topun İsrail’in sahasında” olduğunu söylediği öğrenildi. Türk güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Kalın’ın Haniye ile yaptığı görüşmede ateşkes girişimleri ve müzakerelerdeki son durum ile Gazze’de İsrail kuşatması altındaki Filistinlilere daha fazla insani yardım ulaştırılması için
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 10 Mayıs’ta Filistin’in uluslararası örgüte tam üyelik için gerekli şartları karşıladığını belirten bir tasarıyı ezici çoğunlukla kabul etti. Bu karar, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla başlayan ve İsrail’in yoğun bombardımanı ile büyük bir insani krize evrilen savaşta sembolik bir zafer olarak değerlendiriliyor ve Filistin’in uluslararası arenadaki statüsünü güçlendirme potansiyeli taşıyor.
Üniversite fikrinin temelinde aramak, araştırmak yatar. Bunun yapılabilmesi için soru sormak gerekir, hoşa gitmeyen aykırı fikirleri tartışmanın serbest olması gerekir. Medyayı, karar organlarını ele geçirmiş, “hakikat” üzerinde tekel kurmuş bir iktidar olabilir. Eğer üniversite özerk ve özgürse, orada bu hegemonyaya meydan okuyacak, “hayır hakikat öyle değil” diyecek öğrenciler, akademisyenler çıkar. Seslerini duyuracak güçleri olmayabilir; sonuçta
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Yönetim Kurulu ile yaptığı toplantıda Türkiye’nin İsrail ile ticareti kesme kararını değerlendirdi. Erdoğan, “bizim burada tek bir gayemiz vardır, o da Batı’nın koşulsuz askerî ve diplomatik desteğiyle kontrolden çıkan Netanyahu yönetimini ateşkese zorlamaktır. Ateşkes ilan edildiği, Gazze’ye yeterli miktarda insani yardım girişine müsaade edildiği durumda








