Suriye’de 8 Aralık’ta Şam’a girerek Beşar Esad liderliğindeki Baas iktidarına son veren Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) güçlerinin lideri Ahmet el Şara, 29 Ocak’ta düzenlenen bir törenle ülkenin geçiş dönemi devlet başkanı ilan edildi. Bundan böyle uluslararası platformlarda Suriye’yi Şara temsil edecek. Katar Emiri Şeyh Temim El Thani 30 Ocak’ta yeni Suriye’yi ziyaret eden ilk
Geçen hafta sonu gazeteci Nevşin Mengü aleyhine bir mülakatı nedeniyle soruşturma açıldı; gözaltına alındı, adli kontrol ve yurtdışına çıkma yasağıyla bırakıldı. Bu hafta sonu gazeteci Özlem Gürses’e canlı yayında, dil sürçmesi olduğu bir ifadesi nedeniyle soruşturma açıldı; gözaltı, kelepçe, ev hapsi, yurtdışı yasağı. Üstüne T-24’e soruşturma haberi geldi. Bu endişe verici gelişmelerin bir ortak paydasının
Donald Trump’ın “Türkiye Suriye’ye çöktü” ifadesini Türk medyasındaki haberlerin pek çoğunda bulmanız mümkün değil. Trump’ın Kasım’da ABD Başkanlık seçimini kazandıktan sonraki ilk basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı “çok akıllı bir adam” olarak övdüğü, “Suriye’nin anahtarını Türkiye’nin elinde tuttuğunu” okuyabilirsiniz. Ama Türkiye’nin “akıllı” bir hamleyle “Fazla can kaybına yol açmadan Suriye’ye çöktüğü” ifadesi adate cımbızlanarak çıkarılmış.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın beraberindeki heyet ile birlikte CHP Genel Merkezi’ne gitti, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyetine özel sunum yaptı. CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre 20 Kasım sabah saatlerinde MİT Başkanı İbrahim Kalın ve beraberindeki heyet CHP Genel Merkezi’ne giderek Özel ve beraberindeki heyet ile biraraya geldi. Kaynaklara göre MİT
MİT Hukuk Müşaviri Fuat Midas, Etki Casusluğu kavramını örneklerle, ülke adı vermeden anlatmaya başlıyor: “Adam üçüncü bir ülkede bir şahsa, yabancı bir ülkenin şahsına suikast düzenleyecek. Bunun malzemelerini patlayıcı maddelerini benim ülkem üzerinden, Doğu’dan bir başka ülkeden getiriyor. Benim ülkem üzerinden geçirip üçüncü ülkede bu faaliyeti yerine getirecek. Biz, bunu tespit ediyoruz, adamı yakalatıyoruz. Adamın
Dış politikada sıkıntılı günler saptamasına iki soruya yanıt arayarak başlıyoruz: ABD 9 Eylül’de Kıbrıs Rum Hükümetiyle “Savunma İşbirliği Yol Haritası” imzalandı. 11 Eylül’de de ilk toplantılarını yaptılar. Türk Dışişlerinin tepkisi, “ABD’nin Kıbrıs Adasına yönelik tarafsız tutumunu” zedeleyecek bu adımın “gözden geçirilmesini”, ya da biz fanilerin lisanıyla geri almasını talep etmek oldu. Bu âdet yerini bulsun
Yoksa siz “Dijital çağda her şey uyduda, yapay zekâda abi” deyip dünyanın en eski ikinci mesleği sayılan casusluğun, casuslar devrinin bittiğini zanneden teknoloji fetişistlerinden miydiniz? O zaman bu hikâyeyi okumanızı tavsiye ederim. Hem bilmeyenler dünyanın en eski mesleğinin ve olduğunu da yazının sonunda okuyabilirler. MİT’in Ankara’da ev sahipliği ve koordinasyonunu üstlendiği ABD-Rusya-Almanya insan takasından öyle
Yazıya başladığımda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu iktidarı borç haczi tehdidiyle mali baskı uygulayarak “kötü yönetiminin” acısını belediyelerden çıkarmakla eleştiriyordu. Ben de o sırada Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) 1 Ağustos’ta başarıyla ev sahipliği yaptığı ABD-Rusya-Almanya uzlaşmasıyla takas edilen kişilerin özelliklerini okuyordum. Okudukça da dezenformasyon suçlamasının muhalefeti baskı yöntemleriyle bastırmak isteyen yönetimlerin elinde silaha dönüştüğünü
Son birkaç gündür Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aldığı tek iyi haber MİT’in ABD-Rusya-Almanya arasında bağladığı, son zamanların en kapsamlı insan takası oldu. 31 Temmuz’da Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinden başlayarak hem aldığı haberler hem de aldığı kararların tamamı Ankara’da işlerin iyi gitmediğinin kanıtı gibi. Erdoğan idaresinin canını sıkan kararların ikisi Anayasa Mahkemesi’nden geldi. İlki Can Atalay’ın