1-2 Aralık tarihlerinde yapılacak kritik NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesinde Doğu Akdeniz’deki varlığı krize dönen Oruç Reis sismik araştırma gemisinin toplantılara bir gün kala tartışma konusu alandan ayrıldığı açıklandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 30 Kasım duyurusuyla Oruç Reis’in Antalya limanına döndüğünü açıkladı. Oruç Reis’in NATO toplantısından hemen önce geri çekilmesi sadece 1-2 Aralık’taki NATO
Akdeniz’de çok sıcak saatler Geçtiğimiz günlerde Arkas Denizcilik ve Nakliyat şirketine ait Roseline-A adlı Türk bandıralı şilep, açık denizde Avrupa Birliği (AB) güçlerinin tacizine maruz kaldı. “Tacizi” sözcüğü tesadüfen değil, bilerek kullanılmakta çünkü şilebin ait olduğu şirket, muhtemelen Doğu Akdeniz’in en muteber taşımacılık kuruluşlarının başında geliyor. Libya’ya giden geminin konşimentosu, yani hamulesinin ayrıntılarında hiçbir yasak
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir yandan AK Parti İl Kongrelerinde partililerine “Nerede o eski alkış tufanı” diye sitem ederken diğer yandan cümle arasında “kendimizi Avrupa’da görüyoruz” lafını sıkıştırması boşuna değil. On gün sürecek Aralık Fırtınası yaklaşıyor. Haftaya bugün, 1 Aralık 2020’da NATO Dışişleri Bakanları toplantısı var, iki gün sürecek. 10 -11 Aralık’ta da Avrupa Birliği Konseyi
Umarım yakında yayınlanacak “Darbeler Kitabı” hazırlığım bitmek üzere. (*) Sadece Türkiye’deki darbe ve darbe girişimlerini değil, bizi ilgilendiren coğrafyadaki darbe girişimleri ve darbeleri çalışıyorum epeydir. Ve birbirleriyle ilişkilerini, ortak noktalarını, ayrılan noktalarını… Türkiye’deki darbe girişimi ve darbelerin -15 Temmuz 2016- hariç nasıl olduğu ayrıntılarıyla yazıldı; ben ne olduğu, neden olduğu ve ne tür sonuçlar doğurduğu
Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkmayacağı işin yatıştırılacağı zaten öteden beri belliydi. Hayır, Avrupa Birliği (AB) Türkiye’ye sert uyarıda bulunup yaptırım tehdidinde bulunduğu için değil. Çünkü birincisi, AB Türkiye üzerinde siyasi yaptırım gücünü (Kıbrıs sorunu nedeniyle) kaybedeli çok oldu. Oysa, yöntem hoşunuza gitsin gitmesin Türkiye’nin elinde Avrupa siyasetini etkileyen bir göç kartı var. İkincisi, Türkiye
Yaz genellikle rahatlama ve dinlenme mevsimidir. Aynı zamanda diplomatların en çok korktuğu dönemdir. Tarihe baktığınızda çoğu savaş ve çatışma Ağustos ayında başlamıştır. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de ihtilaflı bölgelerde birbirine yakın seyreden Türk ve Yunan savaş gemileri ile yaşananlar alarma neden oldu. Yeni bir çatışmayı ateşleme endişesi oluştu. Neyse ki şimdilik soğukkanlı tutum galip geldi. Tarihin
Yukarıdaki fotoğraf dün Millî Savunma Bakanlığı tarafından yayınlandı. Türk petrol ve gaz arama gemisi Oruç Reis’in hem Türkiye hem Yunanistan tarafından Ekonomik Münhasır Bölge (EMB) ilan edilen Kıbrıs’ın güney batısındaki sularda 5 Türk savaş gemisi eşliğinde seyredişini gösteriyor.Gemiler 10 Ağustos itibarıyla Antalya limanından açıldı. Aynı anda Türkiye 23 Ağustos’a kadar sürecek NAVTEX duyurusunu yaptı, yani
ABD Cumhuriyetçi Parti Senatörü Lindsey Graham’ın 24 Haziran’daki video konferans sırasında söyledikleri belki de Türk iş temsilcilerinin duymak istediği mesajlar değildi. Ancak, özellikle ekonomi ve ticaret alanında, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği hakkında boş umutlara meydan vermeyecek kadar netti.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, (şimdikinin beş
Covid-19 salgınının etkileri durulduktan sonra küresel planda meydana gelebilecek gelişmeler Türkiye’nin bölgesel konumunu ve uluslararası ilişkilerini etkileyecektir. Bu ilişkiler arasında Türkiye’nin ABD ve Rusya ile ilişkilerinin yanı sıra üyesi olduğu savunma örgütü NATO’nun ve güçlü siyasi ve ticari bağları bulunan Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri öne çıkıyor. Orta Doğu’daki belirsizlik ve çatışma ortamı da yeni
Bazen tarihin akıl oyunlarına ya da tesadüf diye önümüze çıkardıklarına şaşkınlıkla bakmamak zor. Bugünün genç kuşağının hayatının geri kalanını tanımlayacak büyük salgın geçmişteki veba salgınlarıyla karşılaştırılıyor. Doğrusu o zamanlardan bu yana böylesi bir salgından korunma yolları aslında pek de değişmemiş. Yüzyıllar içinde onlarcası yaşanan salgınların en namlısı ortaçağlardaki Kara Veba salgınıydı. Doğu veya Orta Asya’dan









