Gazeteci-Yazar
Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’ten Uğur Mumcu’nun katilinin yakalandığı haberini ilk alan ve duyuran gazeteci olmak benim için gerçekten önemli olmuştu. “Haberler kesin, katil yakalandı” derken Ecevit’in sesi sevinç doluydu.Zanlı, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın gözaltına alındığını açıkladığı dokuz şeriatçı militan arasındaydı. Mumcu’nun avukat kardeşi Ceyhan Mumcu bu açıklamalar üzerine “Tantan’a güveniyorduk, faillerin yakalanması sürpriz olmadı”
Önce size Ankara’da hükümet çevrelerinde şu günlerde hâkim anlayışı bir cümlede özetleyeyim: “İşleri toparlamak için reform yapmaya mecburuz ama ipleri elimizden kaçırmayacak kadar yapalım.” İyi polis, kötü polis benzetmesine gelmeden bu özeti vermemin bir gerekçesi var.Bu açıdan baktığınızda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun reformlar Avrupa Birliği ile “pozitif atmosfere katkı sağlayacaktır” cümlesini kurması da uygulamayla çelişkili
Ankara’da siyaset kış soğuğunda hararetli günler yaşıyor. Üzücü olan tartışmanın haftalardır hastanede tedavi gören Süleyman Soylu’nun annesi Servet Soylu’ya hakaret meselesinden su üzerine çıkması. Yoksa buzdağının görünmeyen kısmında zaten her an açığa çıkmayı bekleyen reform sancıları var. Soylu’nun “Neden tutuklanmadı?” sözlerini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün sonradan “Ben onu değil, muhalefeti kast ettim” mealinde tevil ettiği
Joe Biden, Donald Trump’ın Beyaz Saray’ı devir teslim törenine katılmadan terk etmesinden birkaç saat sonra düzenlenen törenle ABD’nin 46’ıncı başkanı olarak göreve başladı. Trump yanlılarının askeri sokağa döken Kongre baskınına rağmen Biden sakindi ve sakin bir konuşma yaptı. Belki en köşeli ifadesi beyaz ırkçılığını terörizm sayarak mücadele sözü vermesiydi. Ülke tarihin seçilen ilk kadın ve
Gerek Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan gerek MHP lideri Devlet Bahçeli her fırsatta Cumhur İttifakının dimdik ayakta olduğunu vurguluyor. Cumhur İttifakının 2023 seçimlerini de kazanacağı inancını tekrarlıyorlar.Oysa 2020’nin son aylarından itibaren tanık olduğumuz bir dizi gelişmeye Ankara’nın kapalı kapılarını biraz aralayarak baktığımızda Cumhur İttifakı içinde işlerin örneğin 2018 seçimleri, ya da 2019 seçimlerindeki
Önce gazete ve televizyon yöneten, gazetelerde köşe ekranlarda program tutan bazılarımızdan söz edeceğim. Onlar ki Hazine ve Maliye Bakanının istifa edişini haber vermeye, sonrasında bir satır yorum yapmaya korktular. Selçuk Özdağ’a, Orhan Uğuroğlu’na yapılan saldırı karşısında, Hürriyet’ten tazminatsız atılan basın emekçilerinin trajedisi, Olay TV’nin baskılara bir ay dayanamayan yayın hayatı karşısında üç maymunu oynadılar. Şimdi
Ankara dış politikada revizyon işaretleri veriyor. Bu yalnızca Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 12 Ocak’ta Avrupa Birliği’nin Ankara Büyükelçilerine hitabından değil, ABD’ye verilen mesajlardan da anlaşılıyor. Bunu son olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Türkiye’nin “F-35 programına dönmek istediği” demecinden de çıkarabiliyoruz. Keza Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD’nin yeni başkanı Joe Biden ile aradaki sorunları “yoluna koyma” isteğini
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de sinirleniyordur elbette ama soru tam da budur: gazeteci ve siyasetçi saldırıları günlerine mi dönüyoruz?MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 14 Ocak akşamı yayınladığı bir dizi Tweet mesajı ile bazı gazeteci ve televizyoncuları hedef göstermesi üzerine bir siyasetçinin saldırıya uğradığı haberi geldi. Bahçeli, bir akşam önce Mustafa Balbay’dan
Yeni ABD yönetiminde yer alacak kişilerin Türkiye-ABD ilişkileri açısından isim isim tahlili, Türk dış politikasında halihazırdaki en sorunlu alanın ABD ile ilişkiler olması bakımından önemli. O alanda da en önemli sorun S-400 krizi. ABD, Rusya’dan alınan füzeler nedeniyle Türkiye’ye yaptırımlar uyguluyor. Önce Türkiye’nin de üreticilerinden olduğu F-35 programından dışlanması ve şimdiye dek -parası da ödenen-
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 12 Ocak’ta Ankara’daki Avrupa Büyükelçileriyle yaptığı toplantı Türkiye-AB ilişkilerinde gerçekten bir dönüm noktası olacak mı? Yoksa bu toplantıda konuşulanlar, daha öncekiler gibi boşa mı çıkacak? Gerek Ankara’daki gelişmelerin seyri gerekse toplantıya katılan bazı diplomatlarla toplantının ardından -isim kullanmamak koşuluyla- yaptığım görüşmeler, bu defa iki tarafta da ihtiyatlı









