Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG ile Şam arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşması, yalnızca Suriye iç savaşı açısından değil, Türkiye’de barış tartışmaları bakımından da yeni bir eşiğe işaret ediyor. Uzun süredir Türkiye’de barış ihtimalini ertelemenin en güçlü gerekçelerinden biri olarak sunulan “Suriye belirsizliği”, bu gelişmeyle birlikte zayıflamış durumda. Jeopolitik riskler ortadan kalkmadı; ancak barış ihtimalini sürekli ileriye öteleyen
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında 19 Ocak’ta Şam’da yapılan görüşmenin uzlaşmazlıkla sonuçlandığı, daha bir gün önce ilan edilen ateşkes anlaşmasında ilk gediği açtığı bildiriliyor. SDG bunun üzerine savaşa devam kararı aldı. Abdi’nin Şara’ya “Şerefimle ölürüm daha iyi, Rojava’ya savaşmaya dönüyorum” diyerek toplantıdan ayrıldığı bildiriliyor. İş bir günde buraya geldiyse,
Diplomaside en tehlikeli anlar, sert sözlerin söylendiği değil; sessizliğin uzadığı anlardır. Çünkü uluslararası siyasette boşluk kalmaz. Bırakılan her boşluk, karşı tarafın cesaretiyle, hamleleriyle ve zamanla fiilî duruma dönüşen adımlarıyla doldurulur. Bugün Ege’de tam da böyle bir eşikteyiz. Şubat ayında, Ramazan’ın başlayacağı 19 Şubat’tan önce Ankara’da yapılması beklenen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantıları (*) ve Erdoğan–Miçotakis
Radyo Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) önceki başkanı Ebubekir Şahin’in iş dünyasında hızlı yükselişi devam ediyor. Şahin, 2017-2023 yılları arasındaki RTÜK Başkanlığı görev süresinin bitmesi ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından, Türkiye Varlık Fonu (TVF) bünyesindeki Türk Telekom İcra Kurlu Başkanlığına (CEO) atanmıştı. Dış Ekonomik İlişkiler kurulunun (DEİK) yenilenen İş Konseyleri başkanlık seçimleriyle Şahin’in Türkiye-İsviçre İş Konseyi
Dünyanın önde gelen üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) 2026’da bilim ve teknolojide çığır açması beklenen 10 gelişmeyi sıraladı. MIT Technology Review dergisinin 12 Ocak tarihli inovasyon (yenileşim) özel sayısında yayınlanan liste yapay zekâ desteğiyle genetikten uzay çalışmalarına, askeri robotlardan kod yazımı ve nükleer reaktörlere, havadan su edilmesine dek geniş bir yelpazede bu yıl beklenen yeni
Dün Yunanistan’ın önceki maliye bakanlarından, hükümete muhalif ve tekno-oligarkların belalısı Yanis Varufakis X hesabından, Atina narkotik polisinin kapısına dayandığını duyurdu. Aradaki fark onu şafak operasyonuyla gözaltına almamışlar, karakola gelip ifade vermesini istemişler. O da olur, herkes birbirinden kopya çekip el yükseltiyor, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptıklarına baksanıza. Varufakis bu yayını yaptığı sırada Türkiye’de uyuşturucu ve
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 15 Ocak’taki 2025 değerlendirme ve 2026’da Türk dış politikasına bakış konulu basın toplantısından sıcak haber değeri olan birkaç başlık çıktı. Buna göre Türkiye; • ABD’den günü birlik gelen tehditlere karşı İran’a askeri müdahaleye karşı, bölgenin İran’da istikrarsızlığın artmasını kaldırmayacağı kanısında, • Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladıkları savunma anlaşmasına hangi koşullarda
Düşman hiçbir zaman kendiliğinden ortaya çıkmadı. Hep üretildi. İnşa edildi. Hikâyesi yazıldı. Korkusu yayıldı. Sonra o korkunun etrafında ordular dizildi, bütçeler şişti, özgürlükler daraldı, toplumlar hizaya sokuldu. Düşman, tarihin en eski ve en etkili psikolojik silahıdır. Çünkü düşman sadece “öteki”ni tanımlamaz; “biz”i de yeniden kurar. Kimin ait olduğunu, kimin dışarıda kalacağını, kimin konuşup kimin
ABD’nin Venezuela operasyonu üzerinden daha iki hafta geçmeden dünya şimdi de İran’a saldırısı için gerildi. Bir süredir zaten ABD Başkanı Donald Trump’ın ordularına saldırı emri verip vermeyeceği değil, ne zaman vereceği diplomatik camiada konuşuluyordu. Şimdi Türkiye dahil bir avuç ülke, zaten baskıcı rejime karşı üçüncü haftasındaki protestolarda sarsılan İran yönetimini, bazı adımları atmaya ikna









