2020’de Türkiye’de ne oldu? Bu soruya pek çok kişi “ne olmadı ki” diye cevap verecektir. Covid-19 salgını, milyonlarca insanın işsiz kalması, net döviz rezervinin negatife dönüşmesi, doların 5.9’dan 8.4 TL’ye çıkması, bir Merkez Bankası başkanının daha görevden alınması… Bütün bu olanlar büyük dalgalara ve hatta fırtınalara benzetilebilir. Dolar, enflasyon oranı, faiz gibi temel ekonomik değişkenlerin
“1 Mayıs özgürlüğün olmadığı ülkelerde, kapalı toplumlarda, kapalı rejimlerde kutlanamaz” diyor. Sonra başka ne diyor? Aksi halde diyor, “Resmi devlet törenine dönüşür”.Kim söyledi bu sözleri? Hayır, bilemediniz. Bu sözleri Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu söylemedi. Söylese bir ihtimal kapısına dayanan polislerle soluğu savcının karşısında alırdı. “Sen Türkiye’de özgürlük yok demek mi istiyorsun?” diye.Bu
İşçileri Bakanı Süleyman Soylu’nun “muafiyet yok” demesinden bir gün sonra, yani tam kapanmanın birinci gününde bazı market ve tekel bayilerin alkol satması, “Hükümet esnaf karşısında bir kez daha geri adım mı attı” sorusuna yol açtı. Mesele tek bir geri adımdan, münferit bir hükümet-esnaf çatışmasından, küçük bir “alkol kavgasından” ibaret de değil.Önce tarafları dinleyelim, ardından bunun
27-29 Nisan’da Cenevre’de yapılan Kıbrıs görüşmelerinden ortak zemin çıkmaması, tarafların “anlaşamamakta anlaşması” zaten sürpriz değildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in gözetiminde yapılan “gayrı resmî” görüşmelerin, aslında Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini tanımadıkça “resmî” görüşmelere dönüşmesi sürpriz olurdu. Ancak Cenevre görüşmelerinde rüzgârın yön değiştirmeye başladığı söylenebilir. Gelişmelere yakın kaynaklara göre, görüşmelerde İngiliz ve Kıbrıs Rum
Enflasyondaki gidişata dair belirsizliğin belirgin şekilde devam ettiği bir dönemden geçiyoruz. Her ne kadar Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun son yaptığı enflasyon raporu toplantısında, enflasyonun nisan ayında tavan yapacağı ve ardından kademeli düşmeye başlayacağı bir sürece değinse de paylaşılan raporda patika tahmininin üst bandı farklı bir görüntüye işaret ediyor. Enflasyon yaz aylarına sarkan bir
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’si giderek daha çok örnekle bir ayrıcalık ve çifte standartlar ülkesine dönüşüyor.Uzatmadan ayrıcalık ve çifte standart örneklerine gireceğim.• Aşı tedariki skandala dönüşüyor: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 28 Nisan’da, yani kovit salgını önlemleri başlamadan bir gün önce eldeki Biontech aşı miktarının yeterli olmadığını adeta itiraf etti. Binlerce kişinin ikinci Biontech aşı randevusu ertelendi.
Aslında şunu söylemek daha doğru: Kıbrıs görüşmelerinden Avrupa Birliğinin hayalini kurduğu bir sonuç beklemeyin.O tren Kıbrıs Rum topumu 24 Nisan 2004’teki halkoylamasında o zamanki BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan “yeniden birleşme” planına “hayır” dediğinde kaçtı. Dahası Türkiye’ye verilen sözlerin tersine, ödül olarak AB üyesi yapıldı. Hem de Kıbrıslı Türkler istemediği halde onları da
ABD Başkanı Joe Biden’ın daveti ile, 22-23 Nisan tarihlerinde gerçekleşen İklim Zirvesi’nde dünyanın önde gelen liderleri bir araya geldiler. ABD’nin ocak ayında yeniden katıldığı BM Paris Anlaşması kapsamında yer alan hedeflere ulaşmak için çabalarını nasıl artıracaklarını ve küresel ısınmanın mevcut yörüngesini nasıl değiştireceklerini anlattılar. Başta ABD olmak üzere birçok ülke lideri, gerçekçiliği tartışılabilecek yeni taahhütlerde bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden’ın “Ermeni soykırımı” ifadesine verilen tepkilerin, tam kapanma koşullarının ve ekonominin gündeme damgasını vurduğu bir günü geride bırakıyoruz. İşte ana başlıklar: TBMM kınadı Türkiye Büyük Millet Meclisi, genel kurulda bugün yapılan bir oylamayla ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915’te yaşananları “Ermeni soykırımı” olarak nitelemesini kınayan bir bildiri kabul edildi. AKP, CHP, MHP ve
Epey zamandır spor basınının gündelik hay huyundan uzakta olmak ne iyi bir şeymiş, şu son birkaç günde daha iyi anladım. Uzunca aradan sonra bir vesileyle sosyal medyaya futbol tarafından bakmak durumunda kalınca başıma iş aldım. “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” misali ve parmaklarım da eski alışkanlıklarını özlemiş olmalı ki bu satırları yazarken buldum









