Doğrusu ilginç tabloydu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 2019 seçimleri öncesinde “İstanbul’u alacağız” demesine kahkaha atan -o zaman KanalD sunucusu- Buket Aydın’a geçen hafta Global TV’de “isterseniz bir kahkaha da buna atın” deyiverdi. Soru “Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız?” sorusuydu, CHP liderinin cevabı da Millet İttifakı olarak üzerinde “anlaşma sağlanırsa olurum” idi. Oysa AK Parti çevrelerinin beklediği
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 6 Nisan’da Ankara’da ziyaret etti. AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in mağduru olduğu protokol kazası ve sonrasındaki beyanatlar, Türkiye-AB ilişkilerine hakim olan havayı bir kere daha gözler önüne serdi. Aralarında birlik ve işbirliğinin sağlayacağı devasa
Kamuoyu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 9 Nisan’da yapılan telefon görüşmesini sadece Türk resmi kaynaklarından öğrenmiş olsaydık, İletişim Başkanlığının iki cümlelik açıklamasıyla yetinmiş olacaktık. Beştepe, iki liderin görüştükleri cümlesi dışında bir de “Türkiye-Rusya ilişkilerini geliştirecek hususlar ve bölgesel gelişmeler ele alındı” bilgisini veriyordu.İlk ayrıntılar önce Rusya’nın yarı-resmi haber ajansı olan
Dünya lideri olduk. Kişi başına yeni Covid enfeksiyonları sayısında. Dünya üçüncüsüyüz deniyor ama, önümüzdeki ülkeler 1,5 milyarlık Hindistan ve 200 milyonluk Brezilya. Çok ürkütücü. Ama bu durum yeni ortaya çıkmadı. Ocak ayından beri artışı hızlanan sayılar son zamanlarda neredeyse her hafta ikiye katlandı. Büyük şehirlerde hastane yatakları yine doldu, bütün normal servisler Covid servisine döndürüldü.
Avrupa Birliği Konsey Başkanı Charles Michel ile Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen 6 Nisan tarihinde ülkemizi ziyaret ettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu daveti Ocak ayında yapmıştı ancak gerçekleşmesi için 25-26 Mart tarihlerinde yapılan zirvenin geçmesini beklediler. Bu ziyarette Avrupa Birliği zirvesinde ülkemizle ilgili olarak alınan kararlar görüşüldü, ancak ön plana protokol sorunu çıktı. Protokol gerçekten
İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı “diktator” sıfatı, iki ülke arasında diplomatik gerilime yol açtı. Avrupa Komisyonu Başkanı ‘Von der Leyen’in 6 Nisan’daki Ankara’yı ziyareti sırasında önce ayakta kalması, ardından Erdoğan’ın yanıa değil Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun karşısına oturmasıyla başlyan “kanepe krizi” hakkında yorum yapan Draghi, şöyle konuştu: “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
Matruşka, malum bir Rus oyuncağı. Rus folklorunun en canlı renklerini yansıtan tahta bir bebek. Ortadan ikiye ayrılıyor, içinden aynı şekilde bir bebek daha çıkıyor. Onu da açıyorsunuz, bir bebek daha; sayıları 7’ye kadar çıkabiliyor, sonunda artık açılmayan tek parça matruşka bebeğine ulaşıyorsunuz. Ona ulaşana dek çaba harcamanız, bir önce açtığınız bebek ne kadar göze hoş
Geçtiğimiz haftalarda TCMB cephesinde yaşananların uzun vadede ne anlama gelebileceğini düşünürken Ben Bernanke’nin çok beğendiğim bir sözünü hatırladım: “Para politikası yüzde 98 söz ve sadece yüzde 2 eylemdir.” demişti eski Fed Başkanı. Bernanke’nin bu sözüyle vurguladığı şey şuydu: Güvenilir bir merkez bankası başkanı, para politikasının hedeflerini piyasalara söylemek suretiyle bile fiyatlamaları istenen hedef doğrultusunda yönlendirme
Sahnede iki arkadaş var; Estragon ve Vladimir. Bu iki arkadaş, Godot isimli birinin yolunu gözlüyorlar… Sabahtan akşama kadar Godot’yu bekliyorlar… Ancak, kimi beklediklerini ve neden beklediklerini ikisi de bilmiyor… Gelse, onlara ne faydası dokunacağını da bilmiyorlar… “Godot’yu Beklerken”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in yazdığı iki perdelik bir tiyatro oyunu… Absürt tiyatronun en önemli örneklerinden biri…Oyun, Godot’yu
Önceki gün bir rekor kırdık. Maalesef dün bir rekor daha kırdık hem enfeksiyon sayısı hem ölüm sayısında. Korkarım yarın da rekor kıracağız. Bu gidişle daha sonraki gün de. Durum kötüleşiyor. Oysa böyle olmayabilirdi.Yeni Covid enfeksiyonları üssel bir şekilde artıyor. Bulaşma hızı, ivmelenerek yükseliyor. Ölüm sayıları da öyle. Adetya her gün bir uçak düşüyor, içindekilerin hepsi









