Bir siyaset gazetecisi olarak cevap bulamadığım sorular arasındadır: Haziran 1996’da Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan, koalisyonu Doğru Yol Partisi (DYP) lideri Tansu Çiller yerine Anavatan Partisi (ANAP) lideri Mesut Yılmaz ile kurmuş olsaydı, Türkiye siyasi tarihi nasıl seyrederdi? Çünkü biliniyordu Yılmaz ile Erbakan’ın görüştükleri ve anlaşamadıkları. Anlaşmazlık konusu Yılmaz’ın iki bakanlığı Erbakan’a bırakmak istememesiydi: Maliye
Cumhuriyet Bayramı onu reklam arası gibi görmeyen herkese kutlu olsun ama en çok kadınlara kutlu olsun. Zaten o yüzden Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet devrimini hâlâ kabullenemeyip reklam arasının bitmesini bekleyenlerin ilk hedefi kadınların hak kazanımlarını olabildiğince geri almak, yıkıma oradan başlamaktır. Çünkü 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının en çok kadınların bayramı olması gerektiğinin en çok
27 Ekim sabahı sabah uyanan Fransızlar, günlük gazetelerin manşetlerine baktıklarında, yeni Covid önlemleri hakkındaki haberleri gördüler. Şu anda Fransa’da haklı olarak tüm kamuoyu, bu salgın hastalığın ikinci dalgasına nasıl önlemler alınacağına yoğunlaşmış bulunuyor. Gazete satan kiosklara gidip hala Charlie-Hebdo almayı sürdüren az sayıda kişi ise, kapakta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan büyük boy bir
Charlie Hebdo’nun yayınları ifade özgürlüğü alanından çıkıp kışkırtıcılık alanına girdi. 2015’te El Kaide teröristlerinin Charlie Hebdo’yu basarak 5 kişiyi öldürüp 11 kişiyi yaraladıkları saldırıya terör örgütünün öne sürdüğü gerekçenin Hz. Muhammed karikatürleri olduğuna bakmaksızın ifade özgürlüğü ve şiddet karşıtlığı adına karşı çıkanlardanım. Katledilenlerin cenaze törenine Türkiye’yi temsilen dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu katılmıştı. Son dalga ise
Yeni bir bölücü unsur: Pandemi Ekim ayının sonuna geldik. On ayda dünya ortadan ikiye çatladı. Bu çatlak önceden bildiğimiz çatlaklara, kutuplara falan benzemiyor. Mesela komünizm ile kapitalizm arasında değil. Yoksul ve zengin ülkeler arasında değil. Gelişmiş demokrasilerle, az gelişmişler arasında değil. Ülkeler politik liderliklerine bağlı olarak çatlağın bu tarafında ya da diğer tarafında yer alabiliyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan koronavirüs salgını henüz geçmemişken Türkiye’nin her yerinden 350 bin kişiyi Ayasofya’da namaz için İstanbul’da toplayıp memleketlerine geri göndermişti. Aynı Erdoğan 26 Ekim’de koronavirüs salgını yeniden yayılırken 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının cumhur tarafından kutlanmasını “kamu düzeni” gerekçesiyle yasakladı. Cumhurbaşkanının Cumhuriyet Bayramı kutlamasını tekeline aldığı gün Türk lirası Amerikan doları karşısında tarihinin en kötü
Bugün dünyadaki tüm ülkeler Kovid-19 salgını nedeniyle akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı ölümlerle mücadele ediyor. Dünyanın birçok ülkesi salgın nedeniyle yangın yerine dönmüş durumda. Vaka sayıları neredeyse 40 milyonu aştı. Salgın nedeniyle ölenlerin sayısı ise 1 milyonun üzerine çıktı. Kuzey ve Güney Amerika’daki ülkeler de salgın nedeniyle gündemden düşmüyor. Brezilya’da ölenlerin sayısı oldukça yüksek, ülke
Covid-19 pandemisi dünyayı kasıp kavurmaya başlamadan önce 3 Kasım 2020 ABD başkanlık seçimi dünya siyasetinin bundan böyle alacağı şekli belirleyecek bir dönüm noktası sayılıyordu. Oysa doğanın gücü, yani salgın yalnızca ABD başkanlık seçimini arka plana itmekle kalmadı. Dünyayı her bakımdan ciddi bir değişimin eşiğine sürükledi.Bu değişimin boyutları ilk salgının başlangıç aşamalarında anlaşılamadı. Örneğin Dünya Bankası,
ABD seçimlerinden belli bir süre sonra, ikili ilişkilerimizde bir “mükemmel fırtına” yaşanması ihtimalini göz ardı etmemek yerinde olur. ABD’deki başkanlık seçimlerine bir haftadan biraz fazla zaman kaldı. Bütün dünya nefesini tutmuş vaziyette bekliyor. Zira, bu seçimler, öncekilerden çok farklı.Uluslararası toplum, bir yandan benzeri yüz yıl önce yaşanmış olan bir pandeminin ağır sosyal ve ekonomik etkileriyle
ABD’nin Ankara Büyükelçiliği 23 Ekim’de temsilciliklerini vize işlemlerine kapattı, bunu da yazılı bir “Güvenlik Alarmı” ile duyurdu.Bu pek sık ve alışık olunan bir gelişme değil. Çünkü oldukça ayrıntılı. Duyuruda “Türkiye’deki ABD misyonu İstanbul’daki ABD vatandaşları ve diğer yabancıların yanı sıra, İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu dahil Türkiye’deki muhtemel diğer yerlere yönelik muhtemel terör saldırıları ve insan kaçırmalar









