Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Medeniyetin çevreye baskısı Bir önceki yazımın devamı olarak çevre üzerinde duracağım. Eylül 2018’de Moskova’daki MIRBIS üniversitesinde katıldığım endüstri 4.0 çalıştayına katılmıştım. 1 hafta boyunca çeşitli konularda üniversitedeki doçent ve profesörlerden eğitim aldık, konuşmalar dinledik. Bir konu çevre sorunları ve devletlerin, daha doğrusu hükümetlerin bu soruna etkisi üzerineydi. Genel olarak hükümetlerin finansal ve sanayi çevrelerine bağımlı
Uzun süredir devlet, medya, bildiğim, okuduğum, dinlediğim tüm doktor, halk sağlıkçıları ve politikacılar tarafından yapılan “evde kal” uyarılarına beraber şahit oluyoruz. Sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da durum aynı. İnsanlığın tarih boyunca üzerinde en mutabık kaldığı konu olabilir “karantina mecburiyeti ve hiçbir şartının sorgulanmaması”.Normalde ülkemde görmeye hiç yabancı olmadığım bu “sorgulama yapmadan teslimiyet” durumu şu
Türkiye nüfusunun büyük kısmı koronavirüs salgını nedeniyle sokağa çıkma yasağı altında. Evdeyiz. Okumak için daha çok zaman ayırabiliriz. Okuyalım bari. YetkinReport’u daha çok siyaset ve ekonomi okumak için ziyaret ediyor olabilirsiniz ama, farkındasınız, son zamanlarda değerli kalemlerden daha geniş bir yelpazede dosyaları, yorumları da paylaşıyoruz sizinle. Günlük telaş içinde gördükleriniz ve göremediklerinizden son bir haftada
Korona ailesinden Covid-19, hayatımıza girip coğrafya, ırk, din, dil, cinsiyetten bağımsız herkesi gafil avladı. Ölüm kalım gerçeği tarifsiz acılar yaşatıyor. Pandemiyle ilişkili birincil öncelikli disiplin, sağlık; böyle olunca farklı disiplinlerle derin ilişkisini kaçırabiliyoruz. “Cana geleceğine mala gelsin” kültürüyle yetişmiş olsak da Covid-19’un vurduğu yerler acıtıyor, daha da acıtacak. Kaldı ki, nereye ne kadar vuracağını da
Şu anda dünyanın her köşesindeki insanları etkileyen büyük ve öngörülemeyen küresel bir sorunla karşı karşıyayız. Evlerimize hapsolduk. Şöyle tek başımıza arabamıza atlasak, biraz doğaya kaçsak, insanlardan uzak olsak, yalnız kalsak diye aklımızdan geçiriyoruz ama ne mümkün. Oysaki şehrin bizim dışımızdaki sakinlerine bir bakın, hallerinden ne kadar memnunlar. İstediklerini her zamankinden çok daha özgür bir şekilde
Bazen tarihin akıl oyunlarına ya da tesadüf diye önümüze çıkardıklarına şaşkınlıkla bakmamak zor. Bugünün genç kuşağının hayatının geri kalanını tanımlayacak büyük salgın geçmişteki veba salgınlarıyla karşılaştırılıyor. Doğrusu o zamanlardan bu yana böylesi bir salgından korunma yolları aslında pek de değişmemiş. Yüzyıllar içinde onlarcası yaşanan salgınların en namlısı ortaçağlardaki Kara Veba salgınıydı. Doğu veya Orta Asya’dan
20’inci yüzyılın perdesi, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla inmeye başladı. Televizyonlar, reklamlar, afişler, Duvar’ın yıkıldığını anı sembolleştiren görüntülerle doluydu. Çok değil 30 yıl öncenin, 1990’ların tartışmalarına bakarsanız, bugün bulunduğumuz noktadan oldukça farklı bir geleceğe doğru yürüdüğümüzü sanırdınız. Duvarlar ve sınırlar yıkılırken, özgürlüklerin önündeki tüm engeller kalkacaktı. İnsan, tarihin her döneminde, kendini ve yaşadığı anı evrenin merkezine koyarak
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 5 Nisan itibarıyla Türkiye’de koronavirüs nedeniyle ölen insan sayısı 574’e, test yapılarak hastalık saptananların sayısıysa 27 bin 69’a yükseldi. Bilim Kurulunun taleplerine karşın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümeti, şehirlerarası seyahatleri kısıtlamakla birlikte henüz şehir içlerinde yaş sınırları dışında zorlayıcı önlem getirmedi.Covid-19 salgınının başından bu yana CHP ve CHP lideri
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 3 Nisan akşamı Korona/Covid-19 salgınına karşı önlemleri açıklarken kendisi hakkında söylediği sözlere “Cevap vermeyeceğini” söyledi. YetkinReport’un sorusu üzerine konuşan CHP lideri, “Bana istediği her şeyi söyleyebilir, cevap vermeyeceğim. Türkiye’nin bu tartışmalarla kaybedecek zamanı yok” dedi.Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’a cevap vermeme gerekçelerini de açıkladığı sözler şöyle:“Türkiye bugün büyük bir travma, büyük









