Rusya’nın Ukrayna’ya savaşı sonrasında İsveç ve Finlandiya NATO’ya üye olmak istemiş ancak kararların oy birliğiyle alındığı Batı askeri ittifakında Türkiye’nin terörle mücadelede ortaklık onayına takılmıştı. Son hafta içinde Türkiye’yi ikna girişimleri gözle görülür şekilde arttı. Yeni İsveç Başbakanı Ulf Kristersson 19 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektupta Türkiye’yi ziyaret etmek ve konuyu görüşmek istediğini söylemişti.
Altılı Masanın özellikle de CHP’nin içine yürüdüğü tuzak Cumhur İttifakının özellikle de AK Parti’nin sonuç alan kışkırtma taktiklerinden kaynaklanmıyor sadece. Aynı zamanda sağlıklı alternatif siyaset ve söylem üretememekten de kaynaklanıyor. Bu tuzak halkın gündemden koparak kimlik politikalarına yönelme ve tercih politikaları üretememe ataleti olarak özetlenebilir. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Başörtüsü Yasası” çıkışının AK Parti lideri
Önce Moskova açıkladı. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin 13 Ekim’de Astana’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşecekti. Sonra Ankara açıkladı. Erdoğan 12-13 Ekim’de Astana’da hem Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Tokayev ile Türkiye-Kazakistan arasındaki strateji işbirliği görüşmelerine eş başkanlık edecek hem de Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansına katılacaktı. Putin’le orada görüşeceklerdi. Dünyada bu kadar sık görüşen iki
Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin 21 Eylül’de “kısmi seferberlik” ilan etti. Putin’in Rusya’nın, Sovyetler Birliği dönemi dahil, İkinci Dünya Savaşından bu yana ilan ettiği ilk seferberlik ilanı bir tehdidi de içeriyordu. Rus topraklarına yönelik saldırılara bütün imkanlarıyla karşılık vereceğini söylemesi de elindeki nükleer silahlara da başvurabileceği anlamına geliyordu. Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Ukrayna’nın Kırım yarımadasını Rus
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 15-16 Eylül’de Özbekistan’ın Semerkant şehrindeki Şangay İşbirliği Örgütü liderler zirvesine -ilk kez- katılımına Türkiye’nin hızlı bir değişim sürecindeki güç dengeleri içinde farklı yer tutma imkânı açısından bakılmalı. Öncelikle biz gazeteci milletinin sık sık düştüğü bir tuzağı hatırlatmakta yarar var. Dünyadaki güç dengelerini değiştiren ve ucu bugünkü Rusya-Ukrayna savaşına dek uzanan 1975 Helsinki
Bugünlerde Hükümet adına açıklama yapanlardan artık kanıksadığımız bir ifadeyi, bıktırırcasına sürekli duyuyoruz: “360 derecelik bakışla, dostluk üzerine kurulu bir dış politika izliyoruz”. Kastedilen herhalde dış politika kurgulanırken, enine boyuna düşünülerek, her yönüyle değerlendirme yapılıp karar alındığı olmalı. Oysa, uygulamaya bakılınca bunun algı yaratmaya yönelik bir manipülasyondan ibaret olduğu görülüyor. Geniş ölçekli bir değerlendirme, sahte algının
Doğu Akdeniz’de NATO görevi yürüten Türkiye uçaklarına Yunanistan F-16’ları tarafından taciz edildiği belirtildi. Anadolu Ajansı ve Habertürk gazetesinin Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayandırarak 23 Ağustos’ta yayınladığı habere göre NATO üyesi Yunanistan’a ait savaş uçakları, Doğu Akdeniz’de NATO görevi yerine getiren Türkiye jetlerinin görevini engellemek üzere “bilinçli bir şekilde radar kilidi” kullandı. Bir radar veya sensör
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ın 22 Temmuz’da İstanbul’da olup Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında tahıl sevkiyatı anlaşması töreninde bulunacağını açıklandığı 21 Temmuz günü ABD istihbaratı CIA ve İngiliz istihbaratı MI6 başkanlarından iki ilginç Rusya değerlendirmesi geldi. ABD’deki Aspen Forumunda konuşan CIA Başkanı William Burns’e göre Ukrayna’yı istila harekâtı boyunca 15 bin Rus askeri öldürülmüş, 45
ABD Temsilciler Meclisi 14 Temmuz’da Kongre’deki Türkiye aleyhtarı havanın canlı kanıtı sayılacak bir karar aldı. Meclis ABD Başkanı Joe Biden’ın Türkiye’ye F-16 satışına Yunanistan engeli koyarak izin vermesini istedi şerhi öneriye koyarak onayladı. 179’a karşı 244 oyla kabul edilen ve ABD Meclisindeki, Ermenistan ve Yunanistan lobilerinin temsilcilerinin adını taşıyan Pallone/Pappas değişiklik önergesine göre Türkiye’ye ancak









