Gazeteci-Yazar
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) DEM Parti’nin itirazını kabul ederek, Van Büyükşehir Belediyesi mazbatasının seçimi açık farkla kazanan DEM Partili Abdullah Zeydan’a verilmesini kararlaştırdı. Karar, Van Seçim Kurulu’nun mazbatayı seçimi, yüzde 55,5 oyla kazanan Zeydan’a değil, onun yarısından az, yüzde 27,1 oy alan AK Partili Abdulahat Arvas’a verme kararının siyasi gerilimi tırmandırdığı şehirde sevinçle karşılandı. Van
Seçim sonrası ilk skandal Van’da patladı. Van İl Seçim Kurulu Büyükşehir Belediye Başkanlığı mazbatasını seçimi yüzde 55,5 gibi açık farkla kazanan DEM Partili Abdullah Zeydan’a değil, onun yarısından az, yüzde 27,1 alan AK Partili Abdulahat Arvas’a verdi. Kararın gerekçesi Adalet Bakanlığının 29 Mart günü mesai saatinin bitimine dakikalar kala YSK’ya yaptığı bir başvuruda, Zeydan’ın daha
Türkiye’nin siyasi iklimini değiştiren 31 Mart 2024 yerel seçimleri üç bakımdan dönüm noktası oldu. 1- Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan büyük zafer beklerken gerçek bir hezimet yaşadı. Yanında sadece eşi Emine Erdoğan’la yaptığı Balkon konuşmasında kullandığı deyimle bu 21 yıllık AK Parti iktidarının kırılma noktasıydı. İnişin başladığını söyleyebiliriz. 2- Erdoğan’ın artık kendisini Cumhurbaşkanlığında
AK Parti İstanbul adayı Murat Kurum, seçilmesi önündeki riskler arasında bulunan Yeniden Refah Partisi seçmeninin kendisine oy vermemek gibi bir “hataya düşeceğine” ihtimal dahi vermediğini söyledi. A Haber’deki mülakatında, Yeniden Refah seçmeninin kendi partisine vereceği oyların “CHP zihniyetine yarayacağını bildiğinden emin olduğunu da söyledi. Kimlik siyasetini önce çıkaran Yeniden Refah lideri Fatih Erbakan’ı, kimlik siyaseti
Tarihimizdeki en adaletsiz, en eşitsiz seçimlerden birine gidiyoruz 31 Mart’ta. Özellikle İstanbul’da. İstanbul’un CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden seçilmemesi için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bütün devleti seferber etmiş görünüyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, sandık güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya seçim güvenliğinden sorumlu Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a dek büyün yönetim
Moskova’daki kanlı konser salonu saldırısından bu yana istihbarat, güvenlik, diplomasi dünyasından kaynaklarımla konuşuyorum. Hepsinin birleştiği nokta, IŞİD’in (DEAŞ) Horasan Vilayeti kolunun (IŞİD-H) 22 Mart’ta Moskova’da 139 kişiyi öldürdüğü eylemin şimdiye dek IŞİD’in bilinen eylemlerine hedef ve taktikler bakımından benzemediği. Aynı analizi IŞİD-H’nin 28 Ocak’ta İstanbul’daki Santa Maria Katolik Kilisesi baskını için de yapıyorlar. Hedefleri mi
Rus makamları Moskova’da bir konser salonuna 22 Mart akşamı yapılan saldırı sonucu öldürülenlerin sayısının 25 Mart akşam saatleri itibarıyla 139’er ulaştığını açıkladı; 140’a yakın yaralı var. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin IŞİD’in (DAEŞ) üstlendiği terör eylemini üçüncü gün “radikal İslamcıların” yaptığını kabul etti ama Ukrayna’yı suçlamayı da sürdürdü. Moskova mahkemesinin tutukladığı Tacikistan kökenli 4 IŞİD militanından
Başlıkta daha çok yer olsaydı cümlenin tamamı şöyle kurulmalıydı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı adeta “Şark Hizmetine” gönderir gibi İstanbul’da Murat Kurum’a desteğe gönderdi ama 24 Mart İstanbul mitinginde kalabalığın önceki mitinglerinin yarısından da aza düştüğünü itiraf etti. Erdoğan’ın verdiği 650 bin rakamının doğru olup olmadığını tartışmıyorum bile;
PKK şeflerinden Murat Karayılan’ın geçtiğimiz hafta sonu yakında bir müjde vereceğini duyurması zamanlama açısından dikkatleri ne açıklayacağına çevirmişti. Bir yandan Nevruz yaklaşıyordu, DEM haftaya yayılan mitingler düzenlemişti, diğer yandan DEM bu seçimde CHP’ye destek olmayacağını AK Parti’ye kanıtlamak için tabanını “Seçimden sonra diyalog” imasıyla diri tutma çabasındaydı. Acaba devlet ve PKK el altından konuşuyordu da









