Eğitim müfredatından Charles Darwin’in Evrim Teorisi’nin çıkarılması ve yerine Yaratılış Teorisi’nin konulma çabaları, Türkiye’deki bilimsel ve ideolojik tartışmaların yeni bir boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişme, bilim ile ideolojinin küresel düzeydeki sürekli çatışmasını yansıtan bir örnek olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda, Sovyet biyolog Trofim Lysenko’nun hikayesi aklıma geliyor. Lysenko, bilimi ideolojiye kurban eden ve bilimsel olmayan yaklaşımlarıyla
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Özgür Özel yerel seçim zaferinin ardından parti yönetimindeki değişiklikle birlikte yeni yönetim politikalarını uygulamak için adımlarını hızlandırdı. 19 Nisan’da partinin Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi toplandı. 20 ve 21 Nisan’da ise “İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği Çalıştayı” kapsamında 408 CHP’li belediye başkanı, il başkanları ve parti yöneticileri Ankara’da bir araya
2020’li yıllar itibariyle Avrupa’da siyasal ve toplumsal anlamda ciddi krizler ve sorunlar var ve Avrupalı liderler bunların üstesinden gelmeye çalışıyor. Son yerel seçimlerin de gösterdiği üzere Türkiye’de de değişim rüzgârları oldukça güçlü esiyor. Almanya’nın da aşırı sağ parti ve gruplarınının yükselişte olduğu bir dönemde sosyal demokrat bir siyasetçi olan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier 22-24
İsrail ve İran arasındaki askeri gerilim Orta Doğu’da bölgesel çatışmaların ortaya çıkması endişesini büyütürken Türkiye 20 Nisan’da iki önemli diplomatik ziyarete ev sahipliği yaptı. 20 Nisan’da Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Aynı anda Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükrü Türkiye’de Dışişleri Bakanı Hakan
Artık şaşırmıyoruz. Jeopolitik dengeler rayından çıktı. İsrail, İran’a saldırdığında ya da Rusya Moldova’ya ait Trans-Dinyester’i de topraklarına ilhak etme yönünde çaba gösterdiğinde de şaşırmıyoruz. Tahran’ın Pakistan topraklarını füzeleriyle vurması da şaşırtmıyor, Libya’da uzun zamandır Türkiye’ye muhalefet eden Hafter kuvvetlerinin Ankara ile masaya oturması da. Hatta yarın bir gün Çin Halk Kurtuluş Ordusu kuvvetleri Tayvan’ın işgal
Almanya Cumhurbaşkanı Franz-Walter Steinmeier 22-24 Nisan tarihleri arasında Türkiye’ye gelmesi gerek resmî gezi programının niteliği gerekse gezinin denk düştüğü konjonktür bakımından özel bir önem taşıyor. Yirmili yaşlarından beri beyaz saçlı koyu bir FC Schalke 04 taraftarı ve bir Rolling Stones hayranı olmasıyla ünlü bir isim Steinmeier. Politik yaşamına Alman sosyal demokrat partisi SPD’de başlamıştı. Eski
İsrail’in 13 Nisan saldırısına misilleme olarak 19 Nisan erken saatlerde İran’ın İsfahan şehrine hava saldırısı düzenlediği haberlerini ilk duyuran ne İsrail ne İran ama ABD medyası oldu. 19 Nisan İran dini lideri Ali Hamaney’in 85’inci doğum günüydü, İsrail misillemeyi böyle bir günde yapmıştı. İsfahan stratejikti; hava kuvvetleri üssü ve Natanz nükleer santrali vardı. Ancak aradan
Avrupa Birliği’nin 17 Nisan’daki özel Konsey oturumunda uzun bir süreden sonra Türkiye ile ilişkiler ele alındı. Gerçekten ele alındı mı onu saptamak zor. Zira Zirve sonrasındaki açıklamayı okuyunca Türkiye’nin ciddiyetten uzak yüzeysel bir şekilde değerlendirildiğini anlıyorum. Geçtiğimiz yaz AB liderleri, dış politikadan sorumlu Yüksek Temsilci Josep Borrell’den Türkiye ile ilişkilerin nasıl düzeltilebileceğine ilişkin bir rapor
Dünya Bankası bugünlerde Türkiye’de iki nedenle gündeme geldi. Önce 2024-2028 dönemi için Türkiye’ye 18 milyar ABD doları proje finansmanı sağlama kararı, daha sonra da bu finansmanın yarısının Suriyeli sığınmacılar ve LGBTİQ+ toplulukların istihdamı koşuluyla kullandırılacağı haberleri nedeniyle. Hazine Ve Maliye Bakanlığının yalanmasına rağmen dikkatler bu iddialara döndü ve Dünya Bankasının destek vadettiği projelerin 2023 deprem
Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 17 Nisan’da aldığı kararla Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini Kıbrıs sorununun BM parametrelerinde çözümüne bağladı. AB’ye sert tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı, ilişkilerin Kıbrıs meselesine indirgenmesini “stratejik vizyon eksikliği” olarak değerlendirerek AB ile diyaloğun mütekabiliyet çerçevesinde ele alınacağını belirtti. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “AB ile diyaloğumuzu, mütekabiliyet çerçevesinde, AB’nin önümüzdeki









