Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova telegram hesabı üzerinden paylaşılan videoda Rusya’da son yıllarda düzenli olarak kutlanan Çin Yeni Yılı etkinliklerine de atıfta bulunarak, iki ülke halkları arasındaki kültürel bağların güçlenmeye devam ettiğini vurguladı. Rusya’da Çin Yeni Yılı (Bahar Festivali) resmî tatil olmasa da, son 15 yılda özellikle Moskova ve St. Petersburg’da kamusal ölçekte kutlanmaya başladı.
2026 Münih Güvenlik Konferansı daha başlamadan yayımlanan Münih Güvenlik Raporu dikkat çekici bir kavramla açıldı: “wrecking-ball politics”; bina yıkımlarında kullanılan “yıkım güllesi” anlamına geliyor. Rapor, mevcut uluslararası düzen kurumlarının büyük güç rekabeti ve yıkıcı jeopolitik hamleler nedeniyle aşındığını vurguluyordu. Mesaj açıktı: Mevcut mimari zorlanıyor. Konferans salonlarında ise sahne tanıdıktı. ABD-Çin rekabeti, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun geleceği,
Dünya yeniden sertleşiyor, ihtilaflar kızgınlaşıyor. Savaşlar sadece cephede değil; sigorta poliçelerinde, liman işletmelerinde, ödeme sistemlerinde ve yarı iletken fabrikalarında yaşanıyor. 21. yüzyılın güç mücadelesi artık toprak işgali üzerinden değil, akışın kontrolü üzerinden yürüyor: enerji akışı; ticaret akışı; finans akışı; veri akışı. Kim bu akışları kontrol ederse, geleceğin ekonomik düzenini o şekillendiriyor. 2035’e giderken asıl soru
CHP lideri Özgür Özel halka “Bu emekli maaşına, bu düşük ücrete, bu yoksulluğa, bu enflasyona, bu zamlara, işsizliğe, adaletsizliğe, haksızlığa katlanmak zorunda değilsiniz” diyerek direniş çağrısı yaptı. 15 Şubat’ta Muğla’nın Milas ilçesindeki “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan Özel “Yani dediğim şu” diye devam etti: • “Pijamalar çıkarılıp kumandalar bırakılıp en yakındaki çağrıldığın meydana koştuğunda
Münih Güvenlik Konferansı, Rusya’nın 2022’de Ukrayna işgali başlayana kadar dünyanın en etkili fikir alışverişi platformu, o yılın siyasi barometresi sayılıyordu. Sadece Batı ülkeleri değil ama Çin, Rusya, İran yetkilileri de davet edilir, BM Genel Kurullarında dahi görülmeyen yoğunluk ve verimde toplantılar yapılırdı. Almanya’nın, Ukrayna Savaşı ardından Rusya’yı, daha sonra İran’ı davet etmeyi bırakması, ABD’de Donald
Avrupa Birliği’nde işler hızlı gelişiyor. Hem de Türkiye’de yeterince takip edilmeyen, edildiğinde de genellikle yanlış mercekten bakılan bir hızda. Türkiye’de Avrupa çalışmaları, üyelik tartışmasının dar koridoruna sıkıştı. “Alırlar mı, almazlar mı?” sorusu etrafında dönen bir gündem, Avrupa’da olup biteni anlamamızı engelledi. Üyelik perspektifinden ve AB ile hukuki ve değer temelli ilişkiden vazgeçmemek gerekir —
9 Şubat’ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın TV röportajında söylediği “Savunma sanayii artık bizim vazgeçilmez bir dış politika alanımızdır” cümlesi, bana göre güncel bir açıklamadan daha fazlası. Çünkü bu cümle, Türkiye’de savunmanın son yıllarda kazandığı iki yönlü ağırlığı tek hamlede görünür kılıyor: Dışarıda, diplomasi ve pazarlık gücünün bir aracı; içeride ise siyasal meşruiyetin ve aidiyetin vitrinlerinden
Çin’i uzaktan izleyenler için tablo basit görünüyor: Lider Şi Cinping (Şi Cinping) güçlü. Komünist Parti güçlü. Ordu güçlü. Sistem kontrol altında. Gerçekte ise Pekin’de son iki yıldır yaşananlar, bu “istikrar” görüntüsünün arkasında çok daha derin bir sarsıntıya işaret ediyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda alışılmadık büyüklükte bir tasfiye dalgası var. Sadece birkaç komutan değil. Tüm komuta
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son tercihi Akın Gürlek tarihimizin yargı ve yargı-siyaset ilişkilerinde en derin izler bırakacak, en çok tartışılacak Adalet Bakanı olmaya aday. Erdoğan ona güveniyor. Muhtemelen onda liyakatın ötesinde sadakate önem veren bir damar görüyor; sadece İstanbul performansıyla dağil, daha önce hâkimlik yaptığı dönemde aldığı siyasi nitelikli davalardaki duruşundan da. En son açıktan açığa









