Aydın Doğan Vakfı tarafından, her yıl kültür, sanat, edebiyat ve bilim alanlarında, ulusal ve uluslararası başarıya ulaşmış kişi ya da kurumları ödüllendirmek amacıyla verilen ‘Aydın Doğan Ödülü’nün bu yılki sahipleri BioNTech aşısını geliştiren bilim insanları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin oldu. Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu, Türeci ve Şahin’in bu yıl sağlık
Rusya’da komünist yönetim yıkılmadan önce Moskova’da diplomat olarak görev yaptım. O dönemde, Sovyet yetkilileri ile masaya oturan herkesin bildiği bir kural vardı. Bu da Sovyet tarafının, daima; “Bizim olan her şey bizimdir. Sizin olanlar ise müzakereye tâbidir” anlayışıyla hareket edeceğini bilerek tutum almak gerekliliğiydi.İronik bir şekilde, Biden-Erdoğan görüşmesinde, ABD tarafı, yukarıda belirttiğim Sovyet müzakere anlayışla
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için 14 Haziran NATO zirvesinin en önemli anlamı ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmesiydi. Biden zaten 23 Nisan’da -beş ay beklettikten sonra- Erdoğan’a 24 Nisan’ı Ermeni Soykırımı anma günü olarak tanıyacağını söylemek için açtığı telefona “NATO’da yüz yüze görüşürüz” diye açmıştı. Böylelikle Erdoğan’ın bu görüşmeye bütün kilitleri açacak bir anahtar olarak bakmasını
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasındaki günlerdir beklenen görüşme, bugün Brüksel’de gerçekleşti. NATO zirvesinde bir araya gelen iki liderin 48 dakikalık görüşmesinin ardından heyetler arası toplantıya geçildi. Afganistan ve Kabil havalimanı Toplantı ve zirve sonrasında basın toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye’nin Afganistan konusunda rol oynayıp oynamayacağı konusundaki soruya şu yanıtı verdi. “Afganistan
Seçmen tercihlerinde değişim olmalı beklentisi Türkiye siyasetin takip eden herkesin paylaştığı bir beklenti haline dönüştü. Pandemi ile mücadelede karşılaşılan güçlükler ve kısmen de olsa bunun sonucu olan ekonomik sıkıntılar, iktidar ittifakının oy kaybedip alternatif partilerin yükseliyor olmaları gerektiğini düşündürüyor. Yolsuzluk iddiaları, halktan kopukluk göstergesi olan siyasi söylem ve mafya bağlantıları hakkındaki iddialar gibi, kötü ekonomi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kendisine karşı kurulan demokratik ittifakın baskısıyla 12 yıldır aralıksız sürdürdüğü görevini 13 Haziran itibarıyla bırakmak zorunda kaldı.Sok dakika haberlerini okuyunca Netanyahu’nun ne tür bir siyasetçi olduğunu bütün çıplaklığıyla anlamamı sağlayan bir tablo gözümde yeniden canlandı.Tel Aviv, Temmuz 2006. On Avrupa ülkesinden birer gazetecinin davetli olduğu bir tur için İsrail’deydim. (O zamanlar
Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile 14 Haziran’daki NATO zirvesi çerçevesinde yapacağı görüşmeye kilitlenmiş durumda. Bu görüşme sadece son yıllarda ciddi krizlerle sınanan Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından önemli olmakla kalmıyor. Nitekim, Erdoğan’ın 13-14 Haziran Brüksel seferinde NATO zirvesi ve Biden görüşmesi dışında önemli ikili temasları da var. Almanya
Merkez Bankası yıl sonu için hem dolar hem de enflasyon tahminlerini yukarı çekti. Büyüme oranın da önceki tahminin üzerinde gerçekleşeceğini öngören Merkez Bankası, ekonominin kırılgan yönlerinden cari açık konusunda bir iyileşme beklemiyor. Eski adı TCMB Beklenti Anketi olan ve “yanlış anlamaların önüne geçmek amacıyla” artık “Piyasa Katılımcıları Anketi” diye anılan çalışmanın Haziran sonuçlarına göre Merkez
Diyarbakır’da kurulu Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) 10 Haziran akşamı “Salgının ve Ekonomik krizin Kürt Meselesine Etkileri – Barış Süreci Yeniden Mümkün mü?” başlıklı bir çevrimiçi toplantı düzenledi. KONDA Araştırma Şirketi genel Müdürü Bekir Ağırdır konuşmacıydı. Başlıktaki soru konusundaki tartışmalara da geleceğim. Ama önce iki buçuk saatlik toplantının ana ekseninin kısa sürede “İktidar bloku oy









