Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
Dışişlerindeki en zor görevlerden biri de Bakanlık sözcülüğüdür. Sözcüler, basının önüne çıktıklarında hem doyurucu bilgi vererek gazetecileri tatmin etmek hem de işin aslına ilişkin hiçbir şey söylememek gibi bir imkansızı başarmak zorundadır. Bazen kişisel olarak inanmadıkları politikaları ve uygulamaları savunmak, ara sıra da siyasilerin gaflarını telafi etmek durumunda kalırlar. Bu durumu son Türkiye-Yunanistan gerilimine dair
HDP’nin önceki eş başkanı Selahattin Demirtaş 30 Eylül akşam saatlerinde Twitter hesabından bir dizi mesaj yayınladı. Demirtaş bu mesajlarla sadece alışıldık şekilde hükümete değil, hiç de alışılmadık şekilde yasadışı PKK’ya karşı da bir duruş sergiliyordu. Demirtaş adeta PKK’ya rest çekiyor ve bu restiyle hem HDP hem de yeni yasama yılına başlayan Meclis’i bir yol ayrımına,
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Kıbrıs Rum Kesimi’ne silah ambargosunu kaldırmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerini korumak için bölgeye “daha fazla güç” gönderebileceğini belirtti. 29 Eylül’de Denizli’de Pamukkale Üniversitesi ÜNİAK Gençlik Buluşması’na katılan Bakan Çavuşoğlu, ABD’nin Kıbrıs Rum Kesimine silah ambargosunu kaldırma kararını eleştirdi. Çavuşoğlu, “Kıbrıs Türkünü korumak için oraya daha
PKK 26 Eylül’de Mersin, Mezitli’deki Polisevine saldırdı. Terör eylemi iki militanın binaya girip üzerlerindeki bombaları orada patlatmak istemesi, onlarla çatışırken şehit düşen polis memuru Sedat Gezer tarafından engellendi. En azından güvenlik kamerası görüntüleri ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun beyanı bu yöndeydi. Yine İçişleri kaynaklarına göre, binaya giremeyince üzerlerindeki bombaları patlatan intihar eylemcisi saldırganların bedenleri parçalanmıştı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün akşam AK Parti medyasının A-takımı karşısına çıkmadan önce, Etlik Şehir Hastanesi açılışında şunları söyledi: “Sırf daha iyi arabaya binmek, daha yeni telefon almak, daha çok konsere gidebilmek gibi süfli heveslerle ellerin yani başka ülkelerin başka toplumların kapısına varanlara acıyarak bakıyoruz.” Karşısında dizilen “cevaplara sorular” takımının sormadığı soruyu DEVA Partisi lideri Ali
Mersin’de 26 Eylül’de gerçekleştirilen ve 1 polis memurunun şehit olduğu saldırı sonrasında iç siyasette “terör” tartışması alevlendi. Saldırganlardan birinin isminin CHP’nin 2013 tarihli Tutuklu Gazeteciler raporunda geçtiğinin ortaya çıkmasının ardından AK Parti ve MHP yetkilileri HDP ve CHP’yi sert dille eleştirirken, CHP’nin avukatı Celal Çelik saldırıyla “ana muhalefet partisini ilişkilendirenler” hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
İYİ Parti lideri Meral Akşener’in “Masa noter değil. Biz de adayımızı çıkarabiliriz” sözlerinin muhatabı, kendisi onu dışında tuttuğunu söylese de doğrudan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. Henüz Altılı Masa’ya getirilmeden Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylığını ilan olarak algılanan çıkışlarından rahatsızlığını dile getiriyordu. Akşener’in “Kemal Bey adaylığını söyleyebilir, orada sorun yok. Diğer arkadaşlarımız da söyleyebilir, başka insanların da adı
Altılı Masa ortak adayının kim olacağını düşünedursun, sürükleyici gücü HDP olan Emek ve Özgürlük İttifakı 24 Eylül’de İstanbul’da ilan edildi. İttifakın kuruluşu alternatifinin olmadığını söyleyen, yeniden seçilmesini garanti gören Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için gerçekten kötü bir haber olabilir. Neden sadece başlıktaki gibi “kötü haber” değil de “olabilir” diyorum? Çünkü Emek ve Özgürlük İttifakının (EÖİ) kuruluşu
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yanımda mısınız?” sorusu partililere hitaben “kızım sana söylüyorum” parti dışındakilere de “gelinim sen de anla” misaline benziyor. CHP liderinin bu sorusu, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda parti içinde ve dışında kendisini “destekleyenler”, “karşı çıkanlar” ve “tavrını belli etmeyip zarar verenler” olarak ayrılabilecek en az 3 kesim olduğuna işaret ediyor. Yaptıklarıyla
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisine üçüncü “benimle misiniz, değil misiniz?” çıkışı diğer ikisinden daha sert oldu. Daha önce CHP’de de gideni tutmayacağım demiş, “Beşli çete” ile irtibat içinde olanları istemediğini söylemişti. Ama bu defa istemeden zarar verenlerin yanı sıra bilerek zarar verenler ve olan bitene sessiz kalanları da topa tuttu. Kılıçdaroğlu’nun bu sert çıkışı bir









