Doksanlı yılların sonuydu; Akdeniz’i bir “tatil gölü”ne çevirme niyetindeki Club Med, Türkiye’de de atılıma geçmişti. Türkiye’nin tatile para harcayabilen kesimlerinde bu Avrupa usulü “her şey dahil” konusu epey heyecan yarattı.Acaba bu çok da ince olmayan kalburdan kimler geçecekti?Bizi de alacaklar mıydı?(“Her şey dahil” turizmi daha sonra sektörün başına büyük bela açacak, Club Med’in kendisi de
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Fransa için hırslı ve katı bir Doğu Akdeniz politikası başlatması ve bu politikanın da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarına ters bir yöne doğru evrilmesi sadece Türkiye’de değil bütün dünyada dikkatleri üzerinde topladı. Macron’un bu politikası güncel yanıyla Türkiye’de çeşitli yorumlara konu olmakta. Ancak Türk kamuoyunun Fransa’nın bu yeni politikası karşısında bir
Doğu Akdeniz’de sıcak geçen hafta sonu diplomasisinin ardından yeni hafta iki kritik toplantıyla başlıyor. Türkiye bir yandan Fransa-Yunanistan eksenini diplomatik hamlelerle kırma ve AB içinde bir çatlak bulma, bir yandan da son olarak KKTC ile ortak bir tatbikat düzenleyerek kararlılık gösterme çabasında. Yani, gerilimin tarafları olası bir toplantı masasına getirecekleri sopaları biriktirirken, henüz çözüme zemin
Bugünlerde kamuoyunu bir nebze olsun yansıtması beklenen gazete ve televizyonlara baktığınızda ne görüyorsunuz? Okuyup izledikleriniz sizin gündeminizle ne kadar örtüşüyor? Ya da dile getirilenler sizce gerçekten önemli mi? Önemli olsalar da bu konuların işleniş şekilleri zihninizi mi açıyor yoksa görüşünüzün bulandığı ve ruhunuzun daraldığı hissine mi kapılıyorsunuz? Koronayı tartışmayalım mı? Bugünlerde korona pandemisini tartışmak sıkıcı
Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkmayacağı işin yatıştırılacağı zaten öteden beri belliydi. Hayır, Avrupa Birliği (AB) Türkiye’ye sert uyarıda bulunup yaptırım tehdidinde bulunduğu için değil. Çünkü birincisi, AB Türkiye üzerinde siyasi yaptırım gücünü (Kıbrıs sorunu nedeniyle) kaybedeli çok oldu. Oysa, yöntem hoşunuza gitsin gitmesin Türkiye’nin elinde Avrupa siyasetini etkileyen bir göç kartı var. İkincisi, Türkiye
Hayal Kırıklığı Eğer önceki kuşak Türk liderler ve Avrupa Birliği (AB) Devlet Adamları, yani 1963 Ortaklık Anlaşması ve 1971 Katma Protokolü gerçekleştiren kuşak, Türkiye-AB ilişkilerinin bugünkü halini görseydi muhakkak ki derin bir teessüre kapılırdı. Türkiye’nin AB ile sanayi mamullerinde hemen yarım yüzyıldan bu yana her iki tarafın avantajına işleyen bir Gümrük Birliği var. Fakat bu Gümrük Birliğini
Yaz genellikle rahatlama ve dinlenme mevsimidir. Aynı zamanda diplomatların en çok korktuğu dönemdir. Tarihe baktığınızda çoğu savaş ve çatışma Ağustos ayında başlamıştır. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de ihtilaflı bölgelerde birbirine yakın seyreden Türk ve Yunan savaş gemileri ile yaşananlar alarma neden oldu. Yeni bir çatışmayı ateşleme endişesi oluştu. Neyse ki şimdilik soğukkanlı tutum galip geldi. Tarihin






