Azerbaycan Dışişleri Ceyhun Bakanı Bayramov 13 Mart’ta son Karabağ Savaşının (19-20 Eylül 2023) Azerbaycan’ın zaferi ile sonuçlanmasından bu yana müzakeresi sürdürülen barış anlaşması hükümleri üzerinde Ermenistan’la mutabakata varıldığını açıklamıştır. Antlaşma metni henüz açıklanmamıştır. Ancak bu mutabakat ile, Azerbaycan’ın temel isteklerinin karşılandığı, Karabağ üzerindeki Ermeni iddialarını sonlandırıldığı, Karabağ’ın yeni nüfus kompozisyonunun korunduğu, iki ülke arasındaki sınırların
Türkiye’den bir grup gazeteciyle yaptığımız kısa Ermenistan ziyaretinde (*) bize Başbakan Nikol Paşinyan’la uzunca bir röportaj yapma, ülke yöneticileriyle konuşma fırsatı verdi. Paşinyan’ın siyasetini “Büyük ‘abiniz’ yoksa mahallenizdekilerle barış yapmak en iyisidir” diye özetlemek mümkün. Mahalleyle barış yapmanın ilk adımı Azerbaycan’la iki ülkenin toprak bütünlüğünü, sınırlarını tanıyan bir barış anlaşmasının imzalanması ise, ikincisi de Türkiye
Diplomasi, ciddiyetin ve resmi prosedürlerin yoğun olduğu bir alan, çok az insan diplomasi ile mizahın yan yana gelebileceğini, hatta iç içe geçebileceğini düşünür. Oysa mizah, diplomaside yalnızca bir yumuşatma aracı değil, aynı zamanda iletişimde kapıları açan bir anahtar, gerilimleri azaltan bir tampon ve insanları birbirine bağlayan güçlü bir köprü. 16 Ocak 2025’te, 91 yaşında vefat
Türkiye-İran ilişkilerinden bahsederken, genellikle 1639 Kasrı Şirin Antlaşması’ndan bu yana sınırlarımızın değişmediğini vurgulayarak başlarız söze. Bu, iki ülke arasındaki tarihi derinliğin, siyasi istikrarın ve yüzyıllar boyunca onca iniş çıkışlı ilişki dönemeçlerine rağmen statükoya saygının sembolüdür. Zaman zaman aynı coğrafyada bölgesel rekabete dönüşebilen bu köklü ilişkilerin altında Sünni-Şii ayrımının çok ötesinde birbirinden farklı ve dinamik unsurlar
“İki devlet, bir millet” sözünü ben defa Ebulfez Elçibey’den duydum. Elçibey henüz yasaklıyken, 1992 başlarında Azerbaycan Sovyetlerden bağımsızlığını ilan etmişken, Bakü’de Halk Cephesine ait bir bodrum katında Semih İdiz ve Aziz Utkan ile söyleşiye gitmiştik. Bizim ülkücü-milliyetçi takım bozkurt selamı gibi bu sloganı da Azerbaycan’dan öğrenip ithal etmiştir. Etkili bir slogandır ama “Bir devlet, bir
Dün 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın anlaşmalar sonucu geri çekildiği 4 sınır köyüne Azerbaycan bayrakları çekildi. Bu şart Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ermenistan ile anlaşmaya oturmak için kırmızı çizgisiydi; hatta bunun savaş nedeni olacağını ilan etmişti. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan ile bir de bu yüzden savaşmak istemediğini beyan etmişti. 4 köy, Sovyetler Birliği devrinde, 1969’da
Türkiye, Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanacak barış anlaşmasına tam destek ilan etti. Bu konuda Türkiye ve Almanya dahil bazı Avrupa ülkelerinin dahil olduğu yoğun diplomatik sürecin son -ama belli ki sonuncu olmayacak- halkasına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 19 Şubat’ta Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Ankara’da ağırlayışında tanık olduk. İki Kafkas ülkesi arasında “Kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 14 Aralık’ta Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile görüştü. Heyetlerarası toplantının ardından mevkidaşı Bayramov ile beraber açıklama yapan Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden barış görüşmeleri ile ilgili değerlendirmede bulundu. Fidan, “Azerbaycan-Ermenistan arasında devam eden barış görüşmelerinin tamamen yanındayız. Bazı ülkelerin yanlış yaklaşımları
PKK’nın üstlendiği 1 Ekim İçişleri Bakanlığı saldırısının Ankara’yı hem siyasi hem askerî açıdan daha şahin bir tutuma itti. Bu şahinleşme iki cephede, biri askeri, diğeri diplomatik planda iki operasyon Batıya meydan okuma çizgisinde gelişiyor. 4 Ekim günü önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ardından Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından yapılan uyarılar, Suriye ve Irak’taki PKK’ya