Ankara, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye karşı ittifak kurma girişimini ciddiye almadı; tehdit dahi saymadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 24 Aralık’ta üç ülke liderinin 22 Aralık’ta Kudüs’te yaptıkları açıklamaları “teneke tıngırtısı” ve Türkiye’nin gelmeyeceği bir “kışkırtma” olarak nitelemişti. Ertesi gün de Milli Savunma Bakanlığı bu üçlü ittifak girişiminin Türkiye’ye “askeri tehdit olmasının söz konusu olmadığını
Dün, 22 Aralık’ta Ankara’nın Şam’a adeta SDG çıkartması yaptığı gün İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs hükümetleriyle birlikte Türkiye karşıtı ittifak kurdu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, yeni Türk Büyükelçisi Nuh Yılmaz’la birlikte Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşürken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis
Yeni bir yıla yaklaşırken tek tek yaşadığımız gelişmelerin ötesinde asıl rahatsızlık, ağaçların arasında yolumuzu bulmaya çalışırken, içinde bulunduğumuz ormanı bütünüyle gözden kaçırma riskidir. Günlük krizler, tepkisel açıklamalar ve giderek sertleşen dil arasında, Türkiye’nin gerçekte nereye doğru sürüklendiğini sakin bir mesafeden değerlendirmek her geçen gün zorlaşıyor. Oysa tarih bize şunu öğretir: Tam da böyle dönemlerde, analiz
Kıbrıs, umut vaat edip hayal kırıklığıyla sonuçlanan diplomatik anlara yabancı değil. Ada, çözüm beklentisiyle başlayan ama çoğu zaman hayal kırıklığıyla biten sayısız süreci geride bıraktı. Buna rağmen, 11 Aralık’ta Lefkoşa’da gerçekleşen üçlü görüşme, uzun süredir kayıp olan bir şeyi yeniden hatırlattı: Kıbrıs sorunu hâlâ konuşulabilir ve hâlâ uluslararası diplomasi gündeminin parçası olabilir. BM Şemsiyesi Altında
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşının giderek daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını, bunun “çok korkutucu bir şey olduğunu” ama Avrupa Birliğinin Türkiye’den beklentilerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimince “rehin alındığını” söyledi. Fidan bu açıklamayı NATO Dışişleri Bakanlarının 3 Aralık’ta Brüksel’deki Ukrayna konulu toplantı ardından yaptı. Son zamanlarda Rusya’yla ticaret yapan gemilere Türk münhasır ekonomik bölgesinde Ukrayna’nın
Kıbrıs müzakere sürecinde sekiz yıl sonra ilk kez iki lider, 20 Kasım’da ara bölgede Birleşmiş Milletler gözetiminde bir araya geldi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasındaki bu buluşma, 2017 Crans-Montana kopuşundan bu yana liderler düzeyinde yapılmış ilk anlamlı temas niteliğini taşıyor. Görüşmenin kendisi tek başına bir ilerleme üretmemiş olsa
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçimini muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman açık farkla kazandı. Kesin olmayan sonuçlara göre Erhürman, yüzde 65 katılımla yapılan 19 Ekim seçimlerinde oyların yüzde 62,8’ini alırken, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yüzde 35,8’de kaldı. Şimdiye dek KKTC seçimlerindeki en açık fark sayılan bu sonuç Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Tatar’a
Her eylül ayında New York’ta toplanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, yalnızca bir diplomasi ritüeli değil, aynı zamanda mevcut dünya düzeninin kırılganlığını açığa vuran bir ayna. Bu yılki 80. oturum, özellikle de 23–25 Eylül arasında yapılacak liderler zirvesi, “Better together: 80 years and more for peace, development and human rights”( Birlikten Doğan Kuvvet: Barış,
Kıbrıs meselesi, onlarca yıldır kavramsal tuzaklara sıkışmış bir diplomasi başlığı olmaktan öteye gidemedi. Kıbrıs’ta “İki bölgeli, iki toplumlu federasyon”, “iki egemen devlet”, “konfederasyon” gibi kavramlar, çözümün kendisi değil, çözümsüzlüğün terminolojik kılıfları haline geldi. Bugün artık mesele “nasıl adlandırılacağı” değil, “neyin gerçekten işleyebileceği” meselesidir. Bu bağlamda, 16–17 Temmuz 2025 tarihlerinde New York’ta düzenlenecek genişletilmiş gayri resmi









