İki terörizm uzmanının Twitter hesaplarını izlemesem dikkatimden kaçacaktı. Biri Türkiye’den, TOBB ETÜ öğretim üyesi Nihat Ali Özcan, diğer ABD’den, Georgetown Üniversitesi öğretim üyelerinden Bruce Hoffman. İkisi de The Washington Post’un 28 Ocak’ta ikinci sayfasında yayınladığı haberde kullanılan fotoğrafın alt yazısında ABD Özel Kuvvetlerinin yasadışı PKK’ya (SDG, YPG filan demeden, kendi adıyla PKK’ya) askeri eğitim verdiğini
Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Havisto’nun, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleriyle ilgili Türkiye ile yürütülen üçlü görüşmelere ara verilmesi önerisinin ardından Şubat’ta yapılacak toplantı iptal edildi. YetkinReport’a konuşan dışişleri kaynakları üçlü görüşmelerin süresiz iptal edilmediğini, yalnızca Şubat ayında yapılması planlanan toplantının iptal edildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kur’an-ı Kerim yakma olayı sebebiyle İsveç’in NATO üyeliği
XXI yüzyılda yeni bir dünya düzeni kurulacaksa bu düzenin hangi parametreler etrafında şekilleneceğini Ukrayna Savaşının sonucu tayin edecektir. Bir yıl kadar önce Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla Avrupa yeni bir istikrarsızlık ve belirsizlik dönemine savruldu. Bu savaş stratejik dengeleri sırf Avrupa kıtasında değil, tüm dünyada değiştirdi. Amerika ve Batılı müttefiklerin çoğunluğu, iki yıl önce stratejik öncelik olarak
Türkiye, Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği önünde 21 Ocak’ta Kuran yakılması olayına izin vermesi nedeniyle İsveç’i şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı Ankara’nın tüm uyarılarına rağmen “İslam düşmanı provokatif eyleme ifade özgürlüğü adı altında” izin veren İsveç’i bu “aşağılık saldırı nedeniyle en güçlü şekilde lanetledi”. “Bu aşağılık eylem aynı zamanda İslam düşmanlığının, ırkçı ve ayrımcı akımların Avrupa’da ulaştığı kaygı
Eski Amerikan Ulusal Güvenlik danışmanı ve BM Büyükelçisi John Bolton’un 16 ocak’ta The Wall Street Journal’da çıkan ve “Erdoğan seçimi kazanırsa Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını” öneren yazısının yarattığı tepkiler tazeyken The Economist dergisi 19 Ocak tarihli “Türkiye Diktatörlüğün eşiğinde olabilir” başlıklı sayısında “Seçimler öncesinde Biden ve müttefiklerinin Erdoğan’a daha sert bir mesaj vermesi” gerektiğini savunan bir
Türkiye-ABD ilişkileri şimdiye kadar hiç olmadığı kadar gergin. Taraflar, her ne kadar ilişkilerdeki ciddi sorunları ön plana çıkarmamaya özen gösterseler de eskilerin deyimiyle “mızrak çuvala sığmıyor”. Buna, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 18 Ocak’ta Türkiye-ABD Stratejik Mekanizma toplantısı için muhatabı Antony Blinken ile ilk kez Washington’da yaptığı görüşmede de tanık olduk. Zira, Joe Biden’ın Başkanlığı devralmasından
PKK’nın İsveç’in Başkenti Stokholm’de 11 Ocak’ta yaptığı bir gösteride Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a benzettikleri bir kuklayı ayaklarından asması Ankara’yı öfkelendirmekle kalmadı İsveç’le NATO başvurusu üzerine yapılan görüşmeleri de yeniden zora soktu. Dışişleri Bakanlığı ise İsveç’in Ankara Büyükelçisi Staffan Herrström’ü Bakanlığa çağırarak “şiddetle protesto” etti. Dışişleri Bakanı Mevlit Çavuşoğlu’ysa İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström’ün “seçilmiş bir liderin
Son günlerde Türkiye, Yunanistan’ın NATO tatbikatlarında dahi Tük uçaklarını taciz ettiğinden şikayetle NATO ve dolayısıyla ABD’yi göreve çağırıyor. Ege’de yaşanan gerilimde asıl etken ise Yunanistan iç politikası. Yunanistan’da Kriyakos Mitsotakis hükümeti zor günler yaşıyor. Skandalın biri bitip biri başlıyor. Bunlar Türk-Yunan ilişkileri ve Ege’de gerilimin tırmanmasına etki ediyor. Önce, Ağustos başlarında eski başbakanlardan Yorgo Papandreu’nun
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Yunanistan’ın Türkiye’ye düşmanca davrandığını ve NATO’nun “Bu şımarıklığa dur deme zamanının geldiğini” söyledi. Akar bu uyarısını 24 Aralık’ta Ankara’daki Bakanlık Karargâhında 2022 yılını değerlendirdiği basın toplantısında yaptı. Akar, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini desteklediğini ancak iki ülkenin önce terörle mücadele konusunda verdikleri sözleri yerine getirmesinin gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin Suriye
Rusya’nın Ukrayna’yı saldırıp işgal etme girişimi yakında on ayını dolduracak. Bu olay İkinci Dünya Savaşından bu yana Avrupa’daki oturmuş mevcut düzeni bozmakla kalmayıp küresel çapta sarsıntılara yol açtı. 1945’den sonra kurulan Birleşmiş Milletlerin ve benzeri kuruluşların etkinliği uzun zamandır sorgulanırken bir Güvenlik Konseyi üyesinin başlattığı bu savaş uluslararası örgütlerin ne kadar etkisiz kaldığını ortaya koydu.









