Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 15-16 Eylül’de Özbekistan’ın Semerkant şehrindeki Şangay İşbirliği Örgütü liderler zirvesine -ilk kez- katılımına Türkiye’nin hızlı bir değişim sürecindeki güç dengeleri içinde farklı yer tutma imkânı açısından bakılmalı. Öncelikle biz gazeteci milletinin sık sık düştüğü bir tuzağı hatırlatmakta yarar var. Dünyadaki güç dengelerini değiştiren ve ucu bugünkü Rusya-Ukrayna savaşına dek uzanan 1975 Helsinki
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Türkiye’nin Suriye’de askeri harekat yapmasına karşı oldukları yönündeki açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Suriye’ye harekat mesajı geldi. Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde 25 Ağustosta konuşma yapan Cumhurbaşkanı, “Bize sakın ha diye parmak sallayanları dikkate almıyoruz, mücadelemiz sürecek,” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez Mayıs ayında Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon sinyali
ABD, Ukrayna işgali sebebiyle Rusya’ya karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlarını arttırma adımları atarken, Türkiye’nin iki ülke arasındaki diplomatik tutumu ve Rusya ile ekonomik işbirliği hamlelerinin ardından ABD’den uyarı geldi. New York merkezli Amerikan gazetesi Wall Street Journal’ın yayınladığı habere göre ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo 22 Ağustos’ta Amerikan Ticaret Odasına bir mektup gönderdi ve
Türk dış politikasının içinde bulunduğu savrulmanın ciddi boyutlara ulaşmakta olduğu görülüyor. Son örnek, Suriye cephesinde yaşanan çaresizlik görüntüsü. Gerçeklikle ilişkisi çoktandır kopmuş olan siyasi iktidar politika üretemiyor. Kendi sebep olduğu devasa iç ve dış sorunlara çözüm bulabileceğine inanmak istiyor. Ancak, bunu yapmak için ne akılcı bir plânı, ne inandırıcı bir programı var. Ülke, bir yandan
AK Parti’nin 55 milyar dolarla seçimi alma hesabı başlığını okuyunca, 55 milyar doları hükümet nereden bulacak diye soranlarınız olabilir. Öyle ya, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dış güçler hayat pahalılığı ile mücadele çerçevesinde Tarım Kredi Kooperatiflerindeki fiyatları “kâr yapmayacak” şekilde indirme talimatı verdi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de gözleri ışıldayarak aynı jesti özel alışveriş zincirlerinden
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ödemeler Dengesi İstatistiklerine göre Haziran ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 191 artarak 3,48 milyar dolar yükseldi. 12 aylık cari açık ise 32,66 milyar dolarla 15 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Merkez Bankasının 11 Ağustos’ta yayınladığı verilere göre Türkiye’nin ithalat ve ihracatı arasındaki açık yükseliş ivmesini sürdürdü, Haziran
Türkiye gazetesi 9 Ağustos’ta iddialı bir haber yayınladı. Yılmaz Bilgen imzalı “Suriye’de ateşi söndürecek adım” başlıklı haberde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İran ve Rusya liderleriyle yaptığı son görüşmeler ardından Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile bir telefon görüşmesi yapabileceği yazıyordu. Bir başka deyişle Suriye’ye yeni bir askeri harekât işareti veren Erdoğan’ın aradaki 11 yıllık husumeti bir yana
Türkiye 2011’de Suriye’deki krizin ilk başında, Beşar Esad’ın reformlar yapması ve Suriye toplumunun mümkün olduğunca geniş kesimlerini de sisteme dahil etmek suretiyle yönetimini sürdürmesi yönünde tutum aldı ama bu gerçekleşmedi. Esad rejimi, böyle bir çözümün, mutlak otoritesinin ve sonrasında da iktidarının sonunu getireceği düşüncesiyle olsa gerek, bu yola gitmedi. Sonraki dönemde Türkiye, Esad’ın iktidarı bırakması ve
Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in geçen ay Rusya ile Ukrayna arasında bir tahıl ve gübre ihracat anlaşmasına aracılık etmesinden sonra Ukrayna kıyılarında mahsur kalan tahılların tahliyesi için ilk kargo 1 Ağustos’ta Odessa’dan yola çıktı. Türkiye Savunma Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre, Ukrayna ve Rusya’nın Birleşmiş Milletler gözetiminde ve Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında mütabakata vardığı tahıl anlaşmasının ardından yaklaşık 26
Rusya ve Ukrayna küresel çapta gıda krizine sebep olan tahıl ihracatı sorununu çözmek için Birleşmiş Milletler himayesinde hazırlanan kritik anlaşmaya Türkiye’nin kolaylaştırıcılığıyla İstanbul’da imza attı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Ukrayna kıyılarında mahsur kalan tonlarca tahıl, gıda maddesi ve gübrenin güvenli bir biçimde Karadeniz’den çıkarılması için BM öncülüğünde ve Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında aylardır sürdürülen görüşmeler 22 Temmuz’da








