Gazeteci-Yazar
Korona Covid-19 virüsü salgını nedeniyle iki aydan fazladır uygulanan kısıtlamaların büyük kısmı 1 Haziran itibarıyla kaldırıldı. TBMM de iki aya yakın aradan sonra 2 Haziran’da yeniden açılıyor. Muhtemelen Temmuz sonuna kadar, yani iki ay kadar bir süre de açık kalacak Meclis. Ortada temel bir soru var. Bu süre içinde Meclis’e Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilecek yasa teklifleri
Son haftalarda muhalif seslerin bastırılması, sosyal medya hamleleri, kadınlara yönelik saldırılar ve gayrimüslimlere yönelik saldırılar paralel bir şekilde artışta. Bu artış, Türkiye’nin demokratik hak ve özgürlükler bakımından örnek aldığı Batı’daki değer kaybı, yeni deyimle “Batısızlık” ile paralel gidiyor. Benzeri bir süreci Avrupa Birliğinin (AB) Türkiye’nin üyelik umutlarını kırdığı 2005-2007 sürecinde de yaşamıştık. O zaman da
Bulgaristan Türkü aile Plevne’den Bursa’nın Gemlik ilçesinin Umurbey köyüne göçmüştü. Mahmut Celal (Bayar) 1883’te burada doğdu, Bursa’da okudu, 1905’te açılan sınavı kazanarak çalışmakta olduğu Ziraat Bankasından Deutsche Bank’a geçti. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) gizli kollarından olan “Küme” örgütüne girdi. 1908 Meşrutiyet ilanı ardından, Anadolu’da resmen örgütlenmek üzere Selanik’ten gelen İTC’nin kurucu Kâtibi Umumisi
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan siyaset dünyasına AK Partiyle katılan iki yeni isimdi. Parti 2001 yılındaki kuruluşunda Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç üçlüsüyle tanınıyordu. Davutoğlu önce Başbakan Erdoğan’ın dış politika danışmanı, sonra Dışişleri Bakanı ve nihayet halefi olarak kendi elleriyle seçtiği Başbakanı oldu. Babacan önce Hazine Bakanı olarak Kemal Derviş’ten kalan IMF
“Sosyal medyada herkes konuşuyor” etkili bir cümle. Yalnızca magazin meraklıları ve habercileri değil, siyaset ve ekonomi çevrelerini de mıknatıs gibi çekiyor bu cümle.Cümleyi en son iki gün önce duydum. “140 Journos” platformu tarafından hazırlanan Ali Babacan videosunun YouTube’da 1 milyon 600 bin kez izlediğini söyleyen bir arkadaşımdan. Arkadaşım, yasaklı olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şiir
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 20 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump’la bir Covid-19 salgını, bir de Libya konusunu görüştü. Macron, Libya’da “artan dış müdahaleden” çok endişeliydi. Macron’un demek istediği, ABD’nin Türkiye’yi Libya hükümetine askeri destek vermekten vazgeçirmesiydi. Çünkü Türk askeri danışmanları ve insansız hava araçları sayesinde iki gün önce, 18 Mayıs’ta Libya hükümet güçleri isyancı Hafter
İzmir’de 20 Mayıs’ta bazı cami hoparlörlerinden korsan yayınla şarkı çalınması, bunun ertesi gün tekrarlanması geniş tepkilere yol açtı. Bırakın başka zamanı, Ramazan’ın bitmesine, Bayram’a birkaç gün kala yapılan bu eyleme sadece dindarların, muhafazakârların değil, aklı başında herkesin tepki duyacağı açıktı. Açık bir kışkırtma görünümündeydi.Çalınan şarkı, İkinci Dünya Savaşında faşist Mussolini rejimine karşı savaşan İtalyan komünist
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin henüz bu konuda resmî açıklaması olmadı. Ancak YetkinReport’a bilgi veren MHP kaynaklarına göre Merkez Bankası Meclisine yapılan son atamadaki muhtemel etkisi üzerine yapılan yayınlar 21 Mayıs günü Genel Merkez’inde ele alındı. Toplantıda bulunan bir kaynağın ifadesine göre Bahçeli, “Benim Sayın Erdoğan’dan, ya da bir hükümet yetkilisinden böyle bir talebim olmadı. Bizim
Ankara’da diyoruz alışkanlıkla ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iki aydan fazla zamandır İstanbul’da. Koronavirüs Covid-19 salgınına karşı önlemlerin konuşulduğu 18 Mart Çankaya Köşkü toplantısından bu yana Türkiye’yi İstanbul’dan yönetiyor. Tarabya’daki Huber Köşkü hastalığa karşı daha korunaklı sayılıyor. Dijital teknolojinin yardımıyla, asgari kadroyla yapıyor bunu; Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay kaleyi tutuyor. Cumhurbaşkanı İstanbul’da ama başkent Ankara









