Gazeteci-Yazar
Birgün gazetesinin 30 Mayıs manşetinde Nurcan Gökdemir imzalı çarpıcı bir haber yer alıyor. Gazeteci arkadaşımız Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdullah Uraloğlu’nun Tasarruf Genelgesine rağmen, hem de Bakanlıktan yüklü ihaleler alan Rönesans şirketi uçağıyla seyahati haberlerinden yola çıkarak bir araştırma yapmış. Bakanlığın denetiminde bulunan yüksek hızlı tren projelerinden şehir hastaneleri inşaatına dek pek çok ihale şartnamesine,
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) son zamanların en önemli toplantısını 28 Mayıs’ta yaptı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan toplantı sonrası yayınlanan bildiri Türkiye’nin ABD ile özellikle PKK konusunda ve Suriye-Irak alanında zorlu bir dönemece yaklaştığını gösteriyordu. Türkiye bu konuyu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan aracılığıyla 30-31 Mayıs’ta Prag’da yapılacak NATO Dışişleri Bakanları gayrı resmi toplantısı ve Cumhurbaşkanı
Evde, çarşıda, sokakta konuşulan iki konu var: hayat pahalılığı ve sokak hayvanlarına ne yapılacağı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Anayasa değişikliği konusunu hemen her gün gündeme getirmesine rağmen “Ne olacak bu Anayasa değişikliği?” diye tartışana rastlanmıyor; çünkü halkın gündeminde Anayasa değişikliği yok ama hayat pahalılığı ve sokak hayvanları var. Özellikle de sokak köpekleri. Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde
Dün 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın anlaşmalar sonucu geri çekildiği 4 sınır köyüne Azerbaycan bayrakları çekildi. Bu şart Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ermenistan ile anlaşmaya oturmak için kırmızı çizgisiydi; hatta bunun savaş nedeni olacağını ilan etmişti. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan ile bir de bu yüzden savaşmak istemediğini beyan etmişti. 4 köy, Sovyetler Birliği devrinde, 1969’da
Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart seçim yenilgisi ardından siyaseten aldığı iki stratejik karar oldu. Birincisi, ekonomik krizden çıkabilmek umuduyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sorumluluğuna verdiği Orta Vadeli Programa devam kararıydı. İkincisi de AK Parti bünyesindeki seçim yenilgisi muhasebesini zamana yayma kararı oldu. Bu muhasebenin zamana yayılması hesaplaşmanın sancılarını azaltmayacak,
MetroPoll araştırma şirketinin Mayıs ayı Türkiye’nin Nabzı anketinden AK Parti’ye alarm zilleri, CHP’ye de ciddi uyarı çıktı. MetroPoll Yöneticisi Özer Sencar, Nisan’la karşılaştırıldığında her iki partide de oy kaybı göründüğünü, AK Parti’ninse kurulduğundan bu yana en düşük oy seviyesine düştüğünü söyledi. Mayıs anketi kararsızlar dağıtılmamış halde AK Parti’nin ham oylarının yüzde 20’nin altına düşerek yüzde
Dün bir grup gazeteci arkadaşla öğle yemeği arasında sohbet ediyorduk. Bir arkadaş, “Farkında mısınız” dedi, “Bir süredir AK Parti kulisi yazmaya başladık. Bir süredir yazmıyorduk.” Çünkü uzunca bir süredir AK Parti’den dışarı haber sızmıyordu. Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden başarıyla çıkması ardından işle yolunda görünüyordu. Başarı gibisi yoktur; bütün kusurları örter. Ama
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Batılı güçler” diyor ama aslında demek istediği ABD’dir. Batı’dan kasıt en dar anlamıyla G7’dir, yani en zengin 7 kapitalist ülke: ABD, Japonya, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada ve İtalya. ABD yönetiminin tutumunda en küçük bir değişiklik G7’nin İsrail’deki Binyamin Netanyahu’nun saldırgan, faşizan politikasına “Batı” desteğinin sonu demek olacaktır. Erdoğan’ın 23 Mayıs’ta yaptığı konuşmada
AK Parti’yi kuruluşundan bir yıl sonra, 2002’de iktidara taşıyan unsurlardan birisi de Türkiye’yi elitlerin yönettiği ve bu elitlerin halktan ve halkın ihtiyaçlarından koptukları şikâyetiydi. Haklı oldukları noktalar da vardı. Onlara göre, dış dünyayla ilişkiler, fonlar, eğitim imkânları filan da hep bu kendilerini “Beyaz Türk” sayan bu elitlerin ve çocuklarının tekelindeydi. Keza, atanmışların seçilmişlere üstünlük taslaması,
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i hedefe koymak gibi bir niyetim yok. Onu zaten AK Partililer yeterince yapıyor. 31 mart seçimlerini kaybetmelerinde sanki Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın tek karar verici olarak etkisi yok muş gibi, kendileri her şeyi düzgün yapmış gibi hala “Emekliye sam verdirtseydi seçimi alırdık” faslındalar. Bir yandan da









