Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık, jeolojik zaman boyunca yavaş yavaş birikmiş enerjiyi benzeri görülmemiş bir hızla serbest bırakıyor. Fosil yakıtlar, milyonlarca yılın basınç, sıcaklık ve zamanla yoğrulmuş enerji stoklarıydı; biz ise bu birikimi birkaç yüzyıla sığdırarak tüketiyoruz. Bu yalnızca bir enerji kullanımı meselesi değil, aynı zamanda”zamanın sıkıştırılması”ve doğanın taşıyabileceğinden daha hızlı bir enerji akışının dayatılması.
Türkiye, İran ile ABD arasındaki artan gerilimde aktif diplomatik rol üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. Türk ve İran dışişleri bakanları arasında bugün İstanbul’da yapılan görüşmede, Ankara’nın krizin tırmanmasını önlemek amacıyla arabulucu ve kolaylaştırıcı olarak devreye girebileceği mesajı öne çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Ankara’nın aşamalı ve diplomasi odaklı bir yaklaşımı savunduğunu belirterek,
Çin’de son aylarda yaşanan ve kimi çevrelerce “askerî darbe girişimi” olarak sunulan, daha yaygın ve temkinli biçimde ise üst düzey askerî tasfiye dalgası olarak tanımlanan gelişmeler, Xi Jinping’in (Şi Cinping) iktidarının gücü ve niteliği üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) tepesindeki generallerin birbiri ardına görevden alınması, soruşturma altına alınması ya da kamuoyunun
Enerji politikaları artık bir üretim meselesi değil, bir gelecek meselesi. İklim krizinin soyut bir risk olmaktan çıkıp ekonomik, siyasi ve stratejik kararları doğrudan şekillendirdiği bir eşikteyiz. Bu nedenle enerji politikaları yalnızca çevre başlığı altında değil; güvenlik, ekonomi ve egemenlik ekseninde yeniden yazılıyor. Davos 2026 Dünya Ekonomik Forumu’nun verdiği temel mesaj da buydu: Enerji tartışması, kaynak
Türkiye’nin, ABD’nin İran saldırısını önleyebilmek için elinden geleni yaptığını söylemek mümkün. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan günlerdir ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile yalnızca Suriye ve Gazze konuşmuyor, İran da konuşuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile bir hafta arayla ikinci telefon görüşmesinde kendisini İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telekonferans yoluyla da olsa görüştürmeyi
2011 doğumlu Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç dünyasının bir sonraki Magnus Carlsen’ı(*) olarak değerlendiriliyor. Başarıları göğsümüzü kabartıyor. Uluslararası satranç sahnesinde en üst basamaklara çıkışının öyküsünü okuduğumuzda, onun hakkında satranç dünyasının en ünlü isimlerinin yorumlarını gördüğümüzde, karşılaşmalarını satranç tahtasında yeniden oynadığımızda insan hayran kalıyor. O, Türkiye’nin gururu. Satranç sevgisini, tutkusunu ülkemizde herkese aşılayacak örnek bir gencimiz. Çok
Avrupa Birliği, 27 Ocak 2026 tarihinde Hindistan’la serbest ticaret anlaşmasını bağlamasından kısa süre önce, 17 Ocak’ta da Latin Amerika’da, Mercosur ülkeleriyle ortaklık anlaşması imzalayarak dış ticaret politikasında önemli bir yön değişikliğine gitmiş görünüyor. Türkiye, AB’nin “Made in Europe – Avrupa Malı” projesinden dışlanma endişesi içindeyken AB’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergilerini siyasi amaçlarla silah
DEM Parti 27 Ocak’ta CHP Genel Merkezini ziyaret etti. Ziyarette Suriye ordusunun harekatıyla, kısmen dağılıp geri çekilen SDG güçlerinin üç şehirde sıkışmasıyla ortaya çıkan durum yeni durum ve Terörsüz Türkiye süreci de görüşüldü. Ziyaret sonrasında CHP, DEM Parti’nin AK Parti hükümetinden acil beklentisi olan, Kobani’ye (Ayn el Arab) Türkiye’deki komşusu Suruç yakınlarındaki Mürşitpınar kapısının açılarak
Avrupa Birliği artık ticaret politikasını “serbestleşme” dilinden çıkarıp ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik sözlüğüne taşıyor. Yeni dönemin parolası, üretimi kıta içine çekmek, kritik sektörlerde Avrupa içi kapasiteyi büyütmek, tedarik zincirlerini kısaltmak, gerektiğinde de Avrupa tercihine dayalı bir sanayi koruması kurmak. Brüksel’in bunu açıkça söylemeye başladığı çerçeve de ortada. Avrupa Ekonomik Güvenlik Stratejisi, rekabeti artırmayı, riskleri









