“Yargı ve hukuktaki sorunlar ve sıkıntılar kendini enflasyon, kur baskısı, halkın fakirleşmesi gibi ekonomik sorunlar olarak da ortaya koyuyor. Aralarındaki bağlantıyı inceleyince hukukun ve ekonominin birbirinden ayrı değil, aynı paranın iki yüzü oldukları görülüyor.” 31 Mart’taki yerel seçimler için yarış gittikçe hızlanıyor, fakat halka hizmetten çok belediyelerdeki yolsuzluk pastasına sahip olma yarışına benziyor. Ekonomik kötüleşme
Yerel seçimler için geri sayım başladı, kampanyalar son hızıyla devam ederken siyasi partilerin gözden kaçırdığı bir nokta da Türkiye’nin hızla yaşlandığı ve 65 yaş ve üstü nüfusun giderek arttığı gerçeği. 65+ Yaşlı Hakları Derneği’ne göre genel nüfus içindeki yaşlı oranı yüzde 10’u geçti. Seçmenlere bakıldığında ise 12 milyon 280 bin seçmen 60 yaş üstü. Bu
CHP 2023 başından bu yana sadece kendi seçmenine değil Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iktidarına artık yeter diyen seçmene yaşattığı hayal kırıklığının bedelini 31 Mart’ta ağır ödeyebilir. Bugün AK Parti adayı Murat Kurum’un siyaset deneyimsizliğinden kaynaklanan eksikliklerine ve gaflarına rağmen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kaybetme ihtimali konuşuluyorsa, bu sadece AK Parti ve MHP değil aynı zamanda hemen
Anayasa’mızın değiştirilemeyen ilk dört maddesi (*) yürürlükte. Ancak devlet yönetimimiz ve vatandaşlarımızın hatırı sayılır bir bölümü gerçek hayatta gündelik yaşantılarını halen bu maddelerle uygunluk içinde sürdürmüyor. Bu tespite Anayasa’mızın Eğitim ve Öğretimle ilgili 5. Maddesini de dahil edebiliriz. (**) Çünkü eğitim ve öğretim, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılmazsa Anayasa’nın değiştirilmesi mümkün olmayan ilk
Türk lirası ABD doları karşısında 11 Mart Pazartesi günü rekor seviyeye düştü; 1 dolar bir ara 32 lirayı geçti. Aynı şekilde İngiliz Sterlini 41, Avro ise 35 lirayı aştı ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in tepki vermesine yol açtı. Bunun görünür bir gerekçesi yoktu. Örneğin, Türkiye’nin dış ilişkilerinde, özellikle ABD ile bir çatışma ortamı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Mart’ta Vaşington’da ABD’li karşıtı Antony Blinken ile görüşmesi ve diğer temaları ardından düzenlediği basın toplantısında “Pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkânı var” dedi. Türkiye-ABD ilişkileri “mazisi olan” bir ilişkiydi, “Geçmişte pek çok krizler” yaşamıştı ve o “krizleri yönetme” konusunda da iki ülke arasında bir “hafıza
Elbette bu soruya basitçe “onlar bizi sevmiyorsa biz de onları sevmeyiz” diyerek cevap verebiliriz, böylece sokakta milliyetçi duygular kabartılırken aynı zamanda Türkiye’nin medeni dünyadan daha da kopma riskini de üstlenmiş oluruz. Neden AB’ye giremiyoruz? Bir zamanlar Osmanlı yönetimi altında olan Balkanlar’da ve Ortadoğu’da neden Türk düşmanlığı var? Barış çubuğu zaman zaman içilse de eski yaralar
Papa Francis, Ukrayna’nın muhtemel bir yenilgiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürerek, daha büyük bir yıkımı önlemek için Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin “Beyaz bayrağı çekecek cesareti” gösterip savaşı bitirmek için Rusya’yla masaya oturması gerektiğini söyledi. 10 Mart’ta İsviçre radyosu RSI’ya konuşan Papa Françis, bu konuda aracı olmaya hazır olduğunu söyleyen Türkiye gibi ülkeler bulunduğunu, “işler daha
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin 8 Mart’ta İstanbul’da düzenlediği ortak basın toplantı önemliydi. Erdoğan’ın Ukrayna-Rusya görüşmelerinin yeniden başlaması çağrısını yinelemesi yeni değildi ama zamanlama bakımından önemliydi. O gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Vaşington’da ABD’li karşıtı Antony Blinken ile görüşmelerinde Rusya’nın Ukrayna savaşı ve Karadeniz güvenliği de gündemdeydi ve MİT Başkanı İbrahim Kalın








