Türkiye’de yönetimin gündemiyle halkın gündemi arasındaki makas açılıyor. Bunu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna seferinden dönerken söylediklerinden çıkarmak zor değil. Ayrıntıya girmeden önce iki noktaya açıklık getirelim. Birincisi, Merkez Bankası dün faizi yüzde 14’ten 13’e indirme kararı ile Cumhurbaşkanından rol çaldı. Ukrayna başarıları sadece hükümet çizgisindeki gazetelerin manşetlerinde kaldı. İkincisi, bu söylediklerim ve söyleyeceklerimden Ukrayna seferinin
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) 18 Ağustos günü toplandı ve politika faizini yüzde 14’ten yüzde 13’e indirdi. Bu faiz indirimi, güzel ülkemizde olan biten inanılmaz çoğu şeye şerbetli olan bizler açısından bile büyük bir sürpriz oldu. Hala Türkiye ekonomisi ile ilgilenen yabancılar varsa onlar için sanırım bir şok olmuştur. Üretim ivmesini
BirGün gazetesinin 19 Şubat 2022 tarihli manşeti şöyleydi: “Yayınsız kitapsız üniversite” ve haber içeriğinde YÖK raporuna göre üniversitede öğrenci başına düşen kitap ortalaması 8, öğretim üyesi başına düşen yayın ortalaması ise 0.20 olarak belirtilmişti. Haber, söz konusu durumu YÖK’ün bile gizleyemediğini söylüyordu. Raporda THE, QS ve ARWU verilerine göre dünyada ilk 500 içinde sadece 6
Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu Ağustos ayı toplantısında politika faizini yüzde 14’ten yüzde 13’e indirme kararı aldı. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, “Kurul, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir” ifadelerine yer verildi. Kararın ardından ABD Doları 18.12 seviyelerini gördü. Merkez Bankası politika faiz 2021 yılında dört ay içerisinde yüzde 19’dan yüzde 14’e
Anayasa Mahkemesi (AYM) Fiyat İstikrarı Komitesi’nin kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini Anayasaya aykırılık gerekçesiyle iptal etti. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Fiyat İstikrarı Komitesinin kurulması için yayınlanan 29 Haziran 2021 tarihli kararnamenin iptali için yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, kararnamenin tümünü oy çokluğuyla anayasaya aykırı buldu. 18 Ağustos’ta Resmi Gazetede yayımlanan AYM kararında yetki gaspı gerekçe gösterilerek
Türk dış politikasının içinde bulunduğu savrulmanın ciddi boyutlara ulaşmakta olduğu görülüyor. Son örnek, Suriye cephesinde yaşanan çaresizlik görüntüsü. Gerçeklikle ilişkisi çoktandır kopmuş olan siyasi iktidar politika üretemiyor. Kendi sebep olduğu devasa iç ve dış sorunlara çözüm bulabileceğine inanmak istiyor. Ancak, bunu yapmak için ne akılcı bir plânı, ne inandırıcı bir programı var. Ülke, bir yandan
Sedat Peker sosyal medya mesajları yeniden başladı ve bir kısmı hakkında savcıların harekete geçmesi gereken iddiaları konusundaki derin sessizliği hep beraber izliyoruz. Sessizlik yeni iddialarla birlikte arttıkça ne olup bittiğine bir başka açıdan da bakmak, yeni bir denklem kurmak zorunluluğu ortaya çıkıyor. Hani başrollerini Şener Şen, Melisa Sözen ve Cem Yılmaz’ın oynadığı, Yavuz Turgul’un “Av
İsrail Başbakanı Yair Lapid ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşmesinde varılan mutabakat ve son bir yılda İsrail Türkiye ilişkilerinde yaşanan olumlu gelişmelerin ardından Türkiye ve İsrail ilişkilerini tam diplomatik temsiliyete yükseltme kararı aldı. İki ülke karşılıklı büyükelçi atayacak. İsrail Başbakanlığı 17 Ağustos’ta yaptığı açıklamada varılan mütabakat ile birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerin bir kez daha tam
İçişleri Bakanlığı, Suriye’de faaliyet gösteren Ecnad’üş Şam adlı radikal grup üyesi Ebu Hamza’nın Manar Alshami ismiyle Türkiye vatandaşlığına alındığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı, CHP İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz’ün kamuoyuna yansıyan “El Kaide lideri Türkiye Vatandaşlığa geçti” iddiaları ile ilgili verdiği soru önergesine 29 Temmuz’da yanıt verdi. Bakan Süleyman Soylu’nun imzasıyla yayınlanan yanıtta Hamza’nın iddia edildiği gibi
Ekonomik kriz Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı İstanbul’da öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı öldürten kişi ilan ettiği Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile barışmaya zorladı mı? Ekonomik kriz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 15 Temmuz 2016 kalkışmasında Fethullahçılara maddi destek sağlamakla suçladığı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zeyid ile barışmaya zorladı mı? Ne ilgisi olduğunu sormayın lütfen.









