CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün bir grup gazeteciye siyasi cinayetler işleneceğinden kaygı duyduğunu açıkladı. Muhalefet lideri bu kaygısını da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a dayandırıyor.Kılıçdaroğlu’nun sözleri şöyle:• “Erdoğan gerilimi doruk noktasına çıkarıp seçime gitmek ister. Bu gerilimden olabildiğince uzak durmamız lazım. Milletvekili, il başkanlarına söylüyorum, sakin olacağız. İttifakı oluşturan diğer partiler de gerilim istemiyorlar.• “Eğer iş belli
İYİ Parti lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AK Parti TBMM grubunda kendisi hakkında söylediklerine sert karşılık verdi. Erdoğan’ın “HDP Millet İttifakındaki gizli ortaklığını” üzerinden Akşener’i “veto” ettiğini, o yüzden “olmayan Başbakanlığa” talip olduğu sözlerine karşı YetkinReport’a açıklamalarda bulunan Akşener şunları söyledi:• “Bizim dedikodularla, iftiralarla, gıybetle kaybedecek vaktimiz yok. Vatandaş bizden çözüm bekliyor. Biz de
Farklı enflasyon değerleri havada uçuşuyor. Ortalama vatandaşı yakından ilgilendirmesi gereken TÜİK’in tüketici fiyat endeksine bakarsanız yıllık enflasyon yüzde 19,6 düzeyinde. Oysa giderek artan sayıda vatandaş enflasyonun çok daha yüksek olduğunu düşünüyor. Bu düşünceye destek veren bir endeks var. Enflasyon Araştırma Grubu’na göre tüketici enflasyonu çok daha yüksek: Yüzde 44,7. Geçici gelişmeleri filtreleyip enflasyonun ana eğilimini
Değişim vaadini iktidar da muhalefet de dilinden düşürmüyor bu aralar.İktidardaki AK Parti ve destekçisi MHP için değişim, iktidarı korumak için seçim yasasında, Anayasa’da değişiklikler yapmak anlamına geliyor.Muhalefet için değişim sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk seçimlerde iktidardan uzaklaştırılması değil, Türkiye’yi giderek tek-adam rejimine götüren, demokrasinin kalitesini daha da düşüren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin de değişmesi demek.İktidarın güç kaybetmesindeki
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda söz verdiği üzere Paris İklim Sözleşmesi, 1 Ekim’de yeni yasama yılına başlamasıyla birlikte TBMM’ye sunuldu.Erdoğan da konuşmasının bir bölümünü buna ayırdı. Bu hamle Erdoğan hükümetinin başlattığı Yeşil Kalkınma Devriminin “ilk müjdesiydi”. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji gücü içindeki oranı güneş, rüzgâr, nükleer üretim imkânlarına ağırlık verilerek
İktidar pahalılık, işsizlik gibi konularda ne zaman sıkışsa dümeni din konularına, inanca çeviriyor. Daha bir kaç gün önce sanki 19 yıldır ülkeyi başkası yönetiyormuş gibi “fahiş fiyatlardan” söz eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “fiyatlar gayet uygun” dediği gün, Cumhurbaşkanlığındaki sayısı sürekli artan “baş danışmanlardan” İsmail Kahraman Anayasa’nın ilk dört maddesinin de değiştirilebileceğini söyledi. Derdi din işlerişnin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim 2021’de TBMM’nin yeni yasama yılının açılışında yaptığı konuşmanın nispeten başlarında “Kürt sorunu denilen meseleden” söz edince zihnimde bir soru canlandı. Acaba ileride bir Meclis açılışında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş (yeniden) yıllardır tutuldukları hapisten çıkıp, seçilip, TBMM üyesi olarak yemin ederler miydi?Hapis cezası almış olmaları sorun değildir; burası Türkiye. Erdoğan
Oğuzhan Asiltürk’ün vefatı 1 Ekim siyaset gündemine Meclis’in yeni yasama yılı açılışı öncesi düşen kötü haber oldu. Koronavirüse yakalanmıştı, Covid-19’a bağlı zatürre nedeniyle vefat ettiğini açıklandı. 1970’lerden bu yana siyasetin içinde olan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da içinde yetiştiği Milli Görüş hareketinin kurmaylarından olan deneyimli siyasetçinin koronavirüse de maskeye de aşıya da inanmadığı biliniyordu. Erdoğan için
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son on gün zarfında önce zoraki müttefikini, sonra da zoraki dostunu ziyaret etti. Ancak, ne zoraki müttefikinden ne zoraki dostundan istediklerini alabildi. Önce, BM Genel Kurul toplantısına katılmak üzere geçen hafta New York’a gitti. Ancak, asıl amacı ABD Başkanı Joe Biden ile görüşebilmekti.Böylece, Biden ile 14 Haziran’da Brüksel’de gerçekleştirdiği görüşmeyle kurmayı başardığı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in davetlisi olarak 29 Eylül’de Soçi’de yaptığı görüşmeyi stratejik önemde, yani iki ülkenin bundan böyle birbirleriyle ve bölgelerindeki ilişkileri etkileyecek önemde saymak gerekiyor. İki lider 2 saat 40 dakika sürdüğü açıklanan görüşmeden sonra basın toplantısı yapmamış olsa da görüşme öncesi söylediklerinin satır aralarını görüşmenin yapıldığı koşullarla birleştirince Erdoğan-Putin









