Almanya 6 Mayıs 2025’e derin bir politik sarsıntıyla başladı. Hristiyan Demokratların ve Sosyal Demokratların uzun pazarlıklar sonunda kurmaya karar verdiği koalisyon hükümeti Federal Meclis’te gerekli çoğunluğu sağlayamadı. İki partinin toplam milletvekili sayıları 328 olmasına rağmen aldıkları “evet” oyunun sayısı 310’da kaldı. Parti grupları toplandı, hararetli saatler yaşandı. Yeni hükümet öğleden sonra yapılan ikinci tur oylamada
Anayasa Mahkemesi (AYM), kuruluşunun 63’üncü yıldönümü vesilesiyle, Ankara’da, kendi görkemli binasında değil cumhurbaşkanlığı hükümetinin (yürütmenin) İstanbul’daki karargâhı Dolmabahçe Sarayı’nda uluslararası bir sempozyum düzenlemiş. Öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AYM Başkanı Kadir Özkaya’yı kabul etmiş. AYM Başkanı Özkaya, sempozyumun açılışında kendisini Danıştay’ın gösterdiği üyeler arasından seçen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitap ederek, dini hükümler ile bezeli bir konuşma
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ABD Başkanı Donald Trump ile başta Gazze krizi olmak üzere bölgesel konularda bir telefon görüşmesi yaptı. İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Erdoğan’ın Trump’a Gazze’deki “insani krizin vahim boyutlara” ulaştığı ve Türkiye’nin krizin çözümü için her türlü desteğe hazır olduğunu söylediği bildirildi. İletişim Başkanlığı ayrıca iki liderin Rusya-Ukrayna Savaşı, Suriye’nin toprak bütünlüğü, ABD’nin
“Onlar vurdu, biz büyüdük” şair Ece Ayhan’ın bir zamanlar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından çok kullanılan ifadesiydi. Haklıydı. Yerleşik düzen baskı dozunu arttırdıkça Erdoğan büyümüştü. Birkaç badire sonra Erdoğan, seçmen gücüyle sadece siyasi iktidarın değil yerleşik düzenin, devlet aygıtının da sahibi oldu. Yine seçmen gücüyle yerleşik düzenin elinden çıkmasını istemiyor. Şimdi yerleşik düzen yine baskı dozunu
“Görülmeyen Akademi” başlıklı ilk yazımda, içeriden yükselen sessizliklerin akademik dünyanın görünmeyen kırılma hatlarına işaret ettiğini tartışmış ve akademinin bugün nasıl bir değer kaybına uğradığını, kişisel deneyimlerim ışığında anlatmaya çalışmıştım. Ardından, “Diploma İptali, Demokratik Gelecek ve Akademik Özgürlüğün Küresel Çöküşü” başlıklı ikinci yazımda, bu sessizlikten küresel baskı iklimine uzanan yolu ele almış; akademik özgürlüğün dünya ölçeğinde
CHP lideri Özgür Özel saldırıya uğradı. Özel, bir gün önce vefat eden Sırrı Süreyya Önder’in 4 Mayıs’ta İstanbul, Atatürk Kültür Merkezindeki anma töreninin çıkarken yanına yaklaşan saldırgan alnına kuvvetli bir şekilde vurdu. Özel sendelese de saldırıdan yaralanmadan kurtuldu; saldırgan ise polis tarafından gözaltına alındı. Görgü tanıkları saldırganın Özel’e vurduklarn sonra “Ben Osmanlı torunuyum” diye bağırdığını
28 Nisan 2025 sabahı, İspanya ve Portekiz bir anda sessizliğe gömüldü. Bütün İber Yarımadasını kapsayan, hatta Avrupa’nın başka şehirlerine de yayılan elektrik kesintisi nedeniyle ne trenler çalışıyor ne uçaklar kalkıyordu ne de iletişim sağlanabiliyordu. Hastaneler acil protokollerini devreye soktu, bazı ameliyatlar iptal edildi, ATM’ler hizmet dışı kaldı, marketlerde ödeme sistemleri çöktü. Dijital dünyanın belkemiğini oluşturan
15 Nisan’da geçirdiği kalp krizi ardından kaldırılıp ameliyata alındığı İstanbul Florence Nightingale hastanesinde 3 Mayıs günü “çoklu organ yetmezliği” nedeniyle 62 yaşında vefat eden TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, 4 Mayıs’ta Levent Barbaros Camiindeki Cenaze Namazı ardından İstanbul Zincirlikuyu mezarlığında toprağa verildi. Cenaze töreni öncesinde Atatürk Kültür Merkezinde (AKM) yapılan









