Gazeteci-Yazar
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a “Atatürk’e lanet” tartışması konusunda verdiği destek aslında bir “sarı kart” sayılmalı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin iktidar ortağı sayılan Bahçeli 27 Temmuz tarihli uzun beyanında, Erbaş’ın Ayasofya “minberinde yaptığı değerlendirmeleri bağlamından koparıp Atatürk’e lanet şeklinde tavzih ve tevil edenler bu ülkeye en büyük kötülük yapan
Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması değil, onu siyasi-askeri bir bayrak gibi elde kılıç açmaktır Cumhuriyet değerlerine saldırı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bir tek ismini vermeden Atatürk’e lanet okuyup, sonra açıkça “Atatürk’ü kast etmedim” dahi demeden laf cambazlıklarıyla “Nereden çıkarıyorsunuz yahu?” zeytinyağlığıdır. “Cinayetleri durdurun” diyen kadınlara girişen polisin, “Şeriat isteriz” yürüyüşü yapanları durdurmamasıdır. Cumhurbaşkanı
Ayasofya’nın yeniden ibadete açıldığı 24 Temmuz günü Cuma namazına 350 bin kişi katılmış, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın beyanına göre. Fatiha suresini kendi okudu. Milletin “on yıllara sâri hasretinin dindiğini” ilan etti. Bunun Cumhur İttifakı sayesinde mümkün olduğunu söyleyerek MHP lideri Devlet Bahçeli’nin payını verdi. Sonra hutbe için minbere Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş çıktı. Elinde bir
Kafayı cinsiyete takmışlar. Toplam on üç sayfa olan ama kapak, imzalar ve kendilerini tanıtım sayfalarını çıkarınca seyrek yazılmış on sayfadan oluşan raporu okuduğumda zihnimde beliren cümle bu oldu: kafayı cinsiyete takmışlar. Bu kısa raporda toplam 38 kere “cinsiyet” kelimesi geçiyor, en çok kullanılan kelime. Kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesinin fesih edilmesini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan talep
21 Temmuz. Kadınlar sokakta üniversiteli Pınar Gültekin’in öldürülmesini protesto ederken polis tarafından hırpalanıyordu. Kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesine attığı imzayı nasıl geri alacağını düşünen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin iki yıllık değerlendirme toplantısında konuşuyordu. Şimdiye kadar kendisinin de ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de yere göğe sığdıramadığı Sistem hakkında manevra işareti veriyordu:
Kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesinin iptali konusu yakıcı olarak gündemdeyken gelen iki haberle daha sarsıldık. Biri Muğla’dandı. Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in cansız bedeni Ula ilçesinde ormanlık arazide bulundu. Güvenlik kameralarından Pınar’ı öldürenin, yeniden beraber olma teklifini reddettiği Cemal Metin Avcı olduğunu belirlemiş polis. Diğer haber Muş’tandı. Malazgirt ilçesinde Fatma Altınmakas, evli olduğu (artık bu türlere
Önce biraz içeriden bilgi vereyim. KADEM, kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesinin kaldırılabileceği yolundaki o açıklamayı yapınca AK Parti bünyesinde sular durulmuş değil. Tam tersine, AK Parti bünyesindeki kadınlar arasında görüş ayrılıkları artmış durumda. KADEM yönetimine, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a, kızı (ve KADEM yöneticisi) Sümeyye Erdoğan Bayraktar’a mektuplar gönderiliyor, görüşmek için randevular talep ediliyor,
TBMM 16 Temmuz akşamı dört parti grubunun ortak deklarasyonuyla Ermenistan’ı Azerbaycan sınırındaki saldırılardan dolayı kınadı ve Azerbaycan’ın yanında olduğunu söyledi. Bundan birkaç saat önce de Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ve Hava Kuvvetleri Komutanı Ramiz Tahirov ile Ankara’da görüşen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ermenistan’ın “açtığı kumpasın altında kalacağını” ve “hesabını mutlaka ödeyeceğini” söylemişti. Bu açıklamaların
14 Temmuz 2020 günü TBMM’de görüşmeler yapılıyor. Konu 15 Temmuz programı. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş konuşuyor. Konuşmasında “Sayın Fethullah Gülen” diye hitap edince, oturumu yöneten AK Partili Süreyya Sadi Bilgiç kendisini uyarıyor: “Sehven (yanlışlıkla) Sayın Fethullah Gülen dediniz, düzeltiniz” diyor. O da “Genel Kurul’dan özür diliyorum. Dil sürçmesi. Muhalefet laf atınca insicamınızı (söz









