Gazeteci-Yazar
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2002’den bu yana süren iktidarının belki de en dezavantajlı döneminde yeniden seçilmesi Türk siyasetinde artık kurucusu olduğu AK Partiden de bağımsız bir “Erdoğancılık” olgusunun adını koymamız gereğini ortaya koyuyor. Tıpkı kurucusu olduğu Anavatan Partisinden bağımsız bir Özalcılık tanımı, Önce CHP sonra kurucusu olduğu DSP’den bağımsız bir Ecevitçilik olgusu gibi AK Partiden bağımsız
Aslına bakarsanız bugün yazımda bu Bayram günü haksız yere hapiste tutulduğuna inandığım kişileri hatırlatacaktım. Kimilerini şahsen tanıyorum; Osman Kavala’yı, Selahattin Demirtaş’ı, Hakan Altınay’ı, Gültan Kışanak’ı. Her birini şahsen tanımam da gerekmiyor; siyaseten ibret olsun diye hapiste tutulduğuna inandığım Gezi Davası tutukluları örneğin. Aralarından Can Atalay 14 Mayıs’ta milletvekili seçildi ama bırakılmıyor. Onlara bu Bayram gününde
24-25 Haziran’da Ankara’da yapılan İYİ Parti (İYİP) Kurultayı Meral Akşener’in sert çıkışları nedeniyle tartışılmaya devam ediyor. Yapılacağı 28 Mart seçim yenilgisi öncesinde ilan edilen İYİP Kurultayı üzerine yapılan eleştiri ve yorumlar şu üç başlık altında toplanabilir. CHP ile gemileri yaktı mı? İYİP ve lideri Akşener’in CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile gemileri yaktığı yorumu daha
Wagner ayaklanması Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’i devirmediyse de koltuğunu sarstı, güç çarpanını azalttı; argo deyimle “karizmasını çizdi”. Putin’in artık Ukrayna savaşı nedeniyle üzerindeki NATO baskısı karşısında içeride tam desteğe sahip olduğunu söylemi eskisi kadar inandırıcı bulunmayacaktır. Vatana ihanetten yargılanmayacağı anlaşmasıyla şimdilik Belarus’a gittiği bildirilen ayaklanma lideri Yevgeni Prigojin’in Moskova’ya ilerlemeyi durdurmasıyla rahat nefes alanlar arasında
Rusya’daki Wagner isyanının her ne kadar bittiği ilan edilse de gerçekler hiç öyle değil. İsyan, deyim yerindeyse askıya alındı, pazarlıklar ve gerilimin devam ettiği görünüyor. Muhtemel senaryolara göre gelişmelerin Türkiye’ye etkileri olacak. Bunları tek tek ele alacağız ama önce bu Pazar sabahı Ayvalık’ta bu konu üzerine kulak misafiri olduğum, biri Almanya’dan olmak üzere iki emekli
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 28 Mayıs’ta üçüncü defa yeniden seçildikten üç hafta kadar sonra, 21 Haziran’da yeni AK Parti Grubuna ilk kez seslendi, zaferini kutladı. Erdoğan seslenişine 20 Haziran’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Grubuna hitabında “6’lı değil, gerekirse 16’lı masa kurarak” kendisini er geç devireceği sözleriyle adeta alay ederek başladı. Konuşması boyunca buna bir
Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan 1 Temmuz’dan itibaren geçerli yeni asgari ücreti 11 bin 402 lira olarak 20 Haziran’da ilan etti. İlan ederken de hem Türk-İş Başkanı Ergün Atalay hem de TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol’a asgari ücretin belirlenmesindeki “anlayış ve samimiyetleri” için teşekkür etti. Asgari ücret çok değil daha 6 ay önce 8506 liraya yükseltilmişti;
Ekonominin gidişi açısından kritik hafta çünkü hem işveren ve yatırımcılar hem de çalışanlar ve küçük işletmelerin gözü aynı tarihte: 22 Haziran. İki önemli gelişme gözleniyor. Biri asgari ücret komisyonunun bugün, 19 Haziran’da yapacağı toplantı sonrası, önümüzdeki hafta başlayacak Kurban Bayramı ve birleştirilen tatil öncesinde açıklaması beklenen karar. Diğeri de 22 Haziran Merkez Bankası Para Politikası
Skandal CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 80 kadar danışmanla yollarını ayırdığı 15 Haziran günü patladı. Daha birkaç gün önce, yani Milletvekili listeleri 10 Nisan’da TYSK’ya teslim edilmeden önce Kılıçdaroğlu’na methiye düzen AK Parti’nin eski Maliye Bakanı ve o aşamada CHP Konya Milletvekili, Abdüllatif Şener, Halk TV yayınında Kılıçdaroğlu’na oy dahi vermediğini ilan etti. Gazeteci Fikret Bila









