Gazeteci-Yazar
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Cumhur İttifakındaki yeni ortakları her gün hukuk, demokrasi, akıl ve vicdana uymayan yeni bir icat çıkarıyorlar. Eskiden de böyleydiler belki ama Cumhurbaşkanımız onları gözümüze sokana kadar görmüyorduk; ne olduklarını şimdi daha iyi görüyoruz. Demokrasi ve hukuka bakışlarındaki arıza kendini en çok kadın hakları ve kadın-erkek eşitliğine bakışlarında gösteriyor. Ama sadece o değil.
Rüzgârın Kemal Kılıçdaroğlu’na dönmeye başladığını sadece anket ortalamalarına bakarak söylemiyorum. Sadece şehir mitinglerinde mitinglerde Kılıçdaroğlu’na ve kazanırsa cumhurbaşkanı yardımcısı olacak Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a gösterilen ilgiye bakarak da söylemiyorum. 11 Nisan’da Çanakkale’deki yağmura rağmen kitlenin dağılmayıp şemsiyelerini açarak beklemesi önemliydi. Rüzgârın Kılıçdaroğlu’na dönmeye başladığı kanısına bir dayanağım da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki performansı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Millet İttifakı partileriyle “birleşik aday listesiyle” boğuştuğu günlerde Ekrem İmamoğlu sahayı boş bırakmadı; Isparta ve Amasya’daki mitinglerindeki kitleyi coşturmasını bildi. Mansur Yavaş da sahaya iniyor; 10 Nisan akşamı Sözcü TV’de bu süre içinde Ankara Büyükşehir Belediyesinden maaş almayacağını da duyurdu. Bugün, 11 Nisan, İmamoğlu ve Yavaş, Çanakkale’de Kılıçdaroğlu ile birlikte çıktılar halkın
Partilerin YSK’ya teslim ettiği milletvekili aday listelerinde ilk göze çarpan bir ortak özellik var. O da listelere son şeklini veren parti liderlerinin ideolojik tercihlerden ve duygusallıktan uzak, reel politika ve stratejinin gereklerine göre davranmaya çalıştıkları. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun geniş cephe siyasetinde ideolojiyi değil politikayı esas aldığını, politikanın gereği olan iktidar hedefi için ideolojinin ikinci
Hayır, anketlerden söz etmeyeceğim; çünkü bazıları kasten abartılı ve gerçek görünenleri perdeliyor. Hayır, AK Partili Bülent Arınç’ın imam-hatipli olmakla övünenlerin yolsuzlukla anılması yüzünden, hayat pahalılığı yüzünden insanların dinden soğuduğunu söylemesinden de söz etmeyeceğim. Evi yıkılıp İstanbul’a sığınmış Malatyalı depremzedenin “AK Partiliydim ama defolsun gitsin. Korkmuyorum, gelsin tutuklasınlar” feryadından da 1970’lerden bu yana MHP’li olduğunu söyleyip
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 6 Nisan’da Ankara’ya geldi. Çankaya’daki Dışişleri Bakanlığı konutunda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından iftar yemeğinde ağırlandı. Bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in bir mesajını iletmesi de ekleniyor. Bir gün önce de Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın Moskova’da Putin’e Erdoğan’ın mesajını iletmişti. Sadece Ukrayna değil, başta Suriye olmak üzere Orta
Birleşik muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu 5 Nisan akşamı HaberTürk televizyonundaki programını bitirdi. Evine gitmeden önce Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ile bugün açıklanacak ortak aday listeleri üzerinde konuştular. Yatmadan önce, saat iki sularında tvit mesajı yayınladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hitaben, “Çıkar ağzındaki baklayı” dedi, “Affedersiniz diyerek söyle. Söyle de rahatla.” Kılıçdaroğlu bu sözleri Erdoğan’ın
Aslında sadece CHP lideri ve muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener için geçerli değil bu zor karar. İttifak partilerinin 14 Mayıs seçimlerine ortak milletvekili listeleriyle girip girmeyeceği AK Parti lideri ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri devlet Bahçeli için de geçerli. Bahçeli’nin MHP’nin ayrı listeyle seçime gireceğini söylemesi ardından
Rusya, Türkiye’de seçimleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazanmasından yana olduğunu gizlemiyor. Çıkarları bunu gerektiriyor. S-400 meselesiyle Türkiye üzerinden NATO içinde psikolojik savaş yöntemlerine milyarlarca dolar dökseler yol açamayacakları bir tartışma başlattılar, üstelik bunun karşılığında S-400’lerin bedeli olarak 2,5 milyar dolar aldılar. Rusya dışındaki ilk nükleer enerji santralini Akkuyu’da kuruyorlar. PKK’yı ABD gibi -kâğıt üzerinde de olsa-
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan uzun süredir ABD’ye çakma fırsatı bulamıyordu. Bir yandan F-16 alım talebi, Suriye’de PKK/YPG sorunu, diğer yandan 100 milyar dolar ticaret hacmi hayali, seçimlerde sadık taraftarı gözündeki dünya lideri bakışını pekiştirecek ABD’ye çakma söylemini kullanmasına engel oluyordu. Ancak geçen hafta öyle bir şey oldu ki, artık kendini tutmayı bıraktı. Bir zamanlar “Ayaklarımızın altına









