Ankara içişleri Siyaset Kulisleri Haber Yorumlar: Ankara’nın siyaset kulislerinden derinlemesine bilgi, analiz ve tahminler veren ancak Ankara’nın ötesinde yerel siyasetin nabzını tutan haber ve yorumlar.
İran savaşı kızışırken, ABD ve İsrail “Kürtleri savaşta kullanma” dahil ellerindeki kozları birer birer masaya koyarken Kürt siyasetinin içinden gelen dikkat çekici bir mesaj bu tartışmanın merkezine oturdu: “Kürtleri rahat bırakın. Biz kimsenin kiralık silahı değiliz.” Bu sözler, Irak Cumhurbaşkanı’nın eşi ve Talabani ailesinin önde gelen isimlerinden biri olan Şahnaz İbrahim Ahmed’in ofisinden yayımlanan resmi
ABD Başkanı Donald Trump işbaşına geldiğinden bu yana, dünyaya ABD’nin son yüz yıldır saklamaya çalıştığı karanlık yüzünü gösteriyor. Bunu da İsrail lobisinin ve onlarla bağlantılı, kendilerine “Hristiyan Siyonistleri” diyen dinci-gerici kitlelerin iç ve dış politika desteğiyle yapıyor. Kendilerinin icat ettiği ve tamamen -kendi çıkarlarına göre eğip büktükleri katı Yahudi-Hristiyan şeriatı dışında kural tanımayan bu zorbalığın
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles Fernandez, 4 Mart’ta Türk hava sahasına yaklaşan İran füzesini saptayıp bilgi paylaşarak ABD destroyerinin füzeyi imha etmesine katkı verdiklerini söyledi. Fernandez, İspanyol basınında yer alan haberlere göre, İran füzesini kendilerinin düşürmediğini, ancak İran füzesinin sinyalini saptayıp, NATO ağı üzerinden paylaşarak ABD destroyerinin İran füzesini durdurmasını sağlayanların İncirlik üssünde konuşlu İspanyol
İran’ın 4 Mart’ta Milli Savunma Bakanlığının Türk hava sahasına yönelmişken “Doğu Akdeniz’deki NATO unsurlarınca” imha edildiğini açıkladığı füzesini Türkiye’ye atmadığını söylemesi olaya yeni bir boyut kattı. Bakanlıktan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, ayrıntı vermeden, Türkiye’nin NATO müttefikleriyle birlikte her türlü önlemi aldığını söylemekle yetindi. CHP lideri Özgür Özel, “Hatay’a yönelen” füzeyi NATO düşürmeseydi facia yaşanabileceğini
İran savaşı, İngiltere siyasetinin en hassas noktasına dokundu ve dokunmaya da devam ediyor. Burada soru şu olmalı; Washington’la “özel ilişki”yi sürdürürken, Londra’yı Ortadoğu’da yeni bir savaşın parçası yapmamak mümkün mü? Keir Starmer’ın son günlerdeki tutumu temkinli ve kontrollü. Mesaj seti büyük ölçüde serinkanlılık, ölçülü adımlar, ulusal güvenlikte netlik ve en önemlisi Birleşik Krallık’ın ilk saldırılarda
Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan fırlatılan bir füzenin Türk hava sahasına girmeden önce “Doğu Akdeniz’deki NATO unsurları” tarafından durdurulduğunu duyurdu. İlk aşamada füzenin hedef rotası ve hangi NATO unsurları tarafından vurulduğu açıklanmadı. İran füzesini havada imha eden savunma silahının parçalarının Hatay’ın Dörtyol ilçesinde boş araziye düştüğü ölen ya da yaralanan bulunmadığı bildirildi. Kamuoyunda füzenin İncirlik üssünü
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşanan son gelişmelere bağlı olarak ülkesinin 300 civarında tahmin edilen nükleer başlık cephaneliğini arttırma kararı aldığını duyurdu. 2 Mart’ta Fransa’nın Atlantik Okyanusu kıyısındaki Île Longue donanma üssünde yeni nesil Invincible sınıfı nükleer denizaltının hizmete alınması töreninde konuşan Macron, “Önümüzdeki 50 yıl nükleer silahların dönemi olacak” dedi ve Fransa’nın “İleri Caydırıcılık” olarak
Önce tarihte hedef ülkeye ilk darbenin lider kadroların ortadan kaldırılmasıyla vurulmasının bir örneği olmadığını kaydedelim. Burada bambaşka bir savaş konsepti söz konusu. ABD-İsrail ittifakının başlattığı İran savaşında ülkelerin şimdiye dek sergilediği tutumlara bir yandan kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyinde İsrail-Gazze krizi ve henüz yatışmamış Suriye konusuyla boğuşan Türkiye’nin durumuyla başlayalım. Bu savaşa dair tepki veren ülkelerden
Acaba ABD Başkanı Donald Trump’a Nobel Barış Ödülü verilseydi İran’a saldırır mıydı? Bugün bu soru artık anlamını yitirmiş görünüyor. Çünkü mesele ödül ya da uluslararası meşruiyet değil, mesele karar alma tarzı. Trump’ın siyaset anlayışı, ilkesel çerçeveden ziyade anlık güç projeksiyonuna ve kişisel siyasi hesaplara dayanıyor. Böyle bir liderlik tarzında sembolik bir “barış” unvanının caydırıcı olması









